Yeni hastane şart

İstanbul’da doktorluk yapan Mağusalı Raşit Özcafer, Kuzey Kıbrıs’taki sağlık sorunlarını HK Ajansa değerlendirdi:

Yeni hastane şart

 HK Ajans

Bu hafta İstanbul’dan bir hekim arkadaşımızla birlikteyiz. Konuğumuz, Baltalimanı Kemik Hastalıkları EAH’de ortopedi ve travmatoloji uzmanı Dr. Raşit Özcafer.  Özcafer, KKTC’deki sağlık sistemi ve ülke sorunlarını HK Ajans için değerlendirdi. Özcafer, “Net olarak KKTC’deki hastanelerin özellikle Lefkoşa Devlet Hastanesi’nin alt yapısının artık yeterli olmadığını, bu yüzden artan nüfusun sağlık ihtiyaçlarına cevap verebilecek, donanımlı ve halkın sağlık sistemine güvenini artıracak yeni bir hastaneye ivedilikle ihtiyaç olduğunu görüyorum” dedi. KKTC’de yeni bir hastane ve bununla birlikte oluşturulacak yeni bir kayıt sistemi ile bilimsel araştırmalara ışık tutacak, sebebi bilinemeyen birçok hastalığın etiyolojisini araştırmaya alt yapı oluşturacak bir arşive ihtiyaç olduğuna vurgu yapan Özcafer, “Türkiye’de iyi çalıştığını düşündüğüm, sağlık çalışanları için performans sisteminin daha aktif bir yapı ve daha çok çalışan memnuniyeti sağlayacağını düşünüyorum” dedi. Baltalimanı Kemik Hastalıkları EAH’nin Türkiye’nin ortopedi alanında ilk ve tek branş hastanesi olma özelliğine sahip olduğunu anımsatan Raşit Özcafer, hastanede yılda 10.000’e yakın ameliyat ve 200.000 üzerinde poliklinik hizmeti verildiğini kaydetti. Doktor Raşit, KKTC’de özellikle sağlık ve eğitim alanında reformun şart olduğuna işaret etti. İşte detaylar...


Soru: Kamuoyunun sizi daha yakından tanıması için bize kendinizi anlatır mısınız?

Özcafer:18 Kasım 1985 yılında Mağusa Surlariçi’nde doğdum. Ailemden bahsedecek olursak Kıbrıs’ın ilk otobüs şirketlerinden birinin sahibi olan dedem Raşit Cafer Karpaz tarafından Balalanlı olmakla birlikte, işi gereği Mağusa’ya yerleşmiş. Daha sonra işini devralacak babam Hüseyin Özcafer de Mağusa’da doğmuştur. Annem Afet Özcafer ise Larnaka doğumlu olup daha sonra yine dedem Mehmet İdris’in ticaret ile uğraşmasından dolayı Mağusa’ya yerleşmiştir. Mağusa’da aynı ortaokulda yolları kesişen ve o günden beri beraber olan bir çiftin oğlu olarak  dünyaya geldim. Annem Afet Özcafer 2009 yılına kadar Banka Müdüreliği görevinde bulunup daha sonra milletvekili olarak siyasette aktif rol almıştır. Benden 5 yaş küçük erkek kardeşim Mehmet Özcafer ve babam 1954’ten buyana aile mesleğimiz olan Raşit Cafer Taksi İşletmeciliği’ni halen sürdürmektedir. Aynı fakülteden mezun olduğum halen Şişli Etfal Hastanesi’nde görev yapan eşim Dr. Perin Nazif Özcafer ile evliyim ve 2 yaşında Parla adında bir kızımız var.  Anaokulundan ilkokula kadar çocukluğum Surlariçi’nde geçti. Maarif Anaokulu’ndan sonra Gazi İlkokulu’nda eğitimimi sürdürdüm. Ortaokul ve liseyi Doğu Akdeniz Koleji’nde tamamladıktan sonra 2002 yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde tıp eğitimine başladım. 2008 yılında mezun olduktan sonra ilk dönemi Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi ve ikinci dönemi Baltalimanı Kemik Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde olmak üzere ortopedi ve travmatoloji üzerine ihtisasımı tamamladım. Eşim Şişli Etfal Hastanesi’nde Nefroloji yandal asistanı olarak görev aldığından mecburi hizmetimi İstanbul Baltalimanı Kemik Hastalıkları EAH’de tamamlayıp halen uzman doktor olarak görevimi devam ettirmekteyim. 

Hekimlik yanında spor da hayatımın bir parçası
Eğitim yanında spor her zaman hayatımın bir parçası olmuştur. Gazi İlkokulu’nda başladığım ve birçok başarı kazandığımız voleybolu Doğu Akdeniz Koleji’nde bir adım öteye götürüp hem okullar arası hem de milli takım seviyesinde birçok kez KKTC’mizi Türkiye’de temsil etme onurunu yaşadık. Ankara Üniversitesi’nde ise fakülteler arası yaşadığımız voleybol şampiyonluğu ve atletizm alanında başarılar mevcut. Futbolun yeri her zaman başka ama... Futbolda ise Ankara’da öğrenciliğimiz sırasında efsane organizasyonlardan biri olan Kıbrıslılar Futbol Ligi’nde Batsali (doktorlar) takımı olarak unutulmayacak anılarımız oldu. Daha sonra Kıbrıs’taki futbol liglerinde Dumlupınar ve Değirmenlik kulüplerin takım doktorluğu görevini üstlendim. Halen Galatasaray 1905 Kültür ve Sanat Derneği’nde üyeliğim mevcut ve hem iç saha hem de deplasman maçlarında takımın yanında olmaya ve destek vermeye çalışıyorum.


Soru: Kaç yıldır yurtdışında yaşıyorsunuz ve İstanbul’da yaşamaya iten neden nedir sizi?

Özcafer: 6 yıllık Ankara’daki tıp eğitimi yanında, 6 yıldır da İstanbul’da Baltalimanı Kemik Hastalıkları EAH’de görev yapmaktayım. Açıkçası yurt dışında yaşamayı tercih etmekten ziyade bizim dönemimizde tıp eğitimi almak ve daha sonra ihtisasını devam ettirmek isteyen herkes için girilen bir yoldu bu. Ortopedi alanında 6 yıllık temel tıp eğitimi, ardından 5 yıllık ihtisas süreci mevcut. Bizim İstanbul’da kalma sebebimiz eşimin 6 yıllık temel tıp eğitimi ardından 4 yıllık dahiliye ihtisası ve sonrasında girdiği halen devam eden 3 yıllık nefroloji yandal ihtisasıdır. Eşim ihtisasını devam ettirirken ben de hem pratik, hem de akademik olarak donanımımızı artırmak ve Kıbrıs’a döndükten sonra sağlık adına üzerimize düşen görevi yaparak elimizden gelen katkıyı sağlamak amacıyla çalışmaya devam ediyorum. 


Soru: İstanbul’da yaptığınız iş konusunda bize biraz bilgi verebilir misiniz?

Özcafer: Baltalimanı Kemik Hastalıkları EAH’de ortopedi ve travmatoloji uzmanı olarak görev yapmaktayım. Türkiye’nin ortopedi alanında ilk ve tek branş hastanesi olma özelliğine sahip olan hastanemizde yılda 10 bine yakın ameliyat ve 200 binin üzerinde poliklinik hizmeti verilmektedir. Kıbrıs gibi az nüfusun bulunduğu bölgelerde nadiren görülen veya cerrahi yapılamayan vakaları burada tecrübe edinme şansına sahip olduk. Bu sayede ulusal ve uluslararası toplantılarda ve dergilerde yayınlanmış çalışmalarımız bulunmaktadır. Türkiye’de özel, devlet ve üniversite hastanelerinde birçok Kıbrıslı Türk meslektaşımız bulunmaktadır. Genellikle ailevi sebepler veya akademik açıdan yakaladıkları ilerleme fırsatı nedeniyle yaşamlarını Türkiye’de devam ettirmektedirler. Türkiye’nin dört bir yanından, Kıbrısımız da olmak üzere birçok ülkeden hastaların ileri tetkik ve tedavileri hizmetlerini hastanemizde karşılamaya ve hastalarımıza yardımcı olmaya çalışıyoruz. Buradaki çalışma saatleri ve koşularının ağır olduğunu belirtirken bizlere kendimizi geliştirme ve tecrübe açısından ciddi katkı sağladığını söyleyebilirim.    


Soru: Yaptığınız iş ile ilgili Kıbrıs’taki durumu değerlendirir misiniz?

Özcafer: Kıbrıs’taki sağlık alanında artan nüfusla birlikte artık daha güncel, daha dinamik, yenilikçi anlayışa sahip ve sürdürülebilir bir sağlık politikasına ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Temel sağlık hizmetlerinin yanında halkımızın daha kaliteli bir sağlık hizmetini hak ettiğine inanıyorum. Artık kalite ölçüm parametrelerinin muayene edilen veya ameliyat edilen hasta sayısı üzerinden değil de sunulan sağlık hizmetinin niteliği üzerinden değerlendirilmesinin bize yol göstereceğine inanıyorum. Erken tanı ve tedavinin önemini göz önünde bulunduran, bunun ileri seviyeye götürülmesi için özellikle sık görülen hastalıkların nedenlerinin saptanması sağlayacak bilimsel araştırmaları teşvik eden hatta ödüllendiren bir sisteme ihtiyaç vardır. Bunların yanında net olarak KKTC’deki hastanelerin özellikle Lefkoşa Devlet Hastanesi’nin alt yapısının artık yeterli olmadığını, bu yüzden artan nüfusun sağlık ihtiyaçlarına cevap verebilecek, donanımlı ve halkın sağlık sistemine güvenini artıracak yeni bir hastaneye ivedilikle ihtiyaç olduğunu görüyorum. Az önce de ile bilimsel araştırmalara ışık tutacak, sebebi bilinemeyen birçok hastalığın etiyolojisini araştırmaya alt yapı oluşturacak bir arşive ihtiyacımız vardır. Son olarak Türkiye’de iyi çalıştığını düşündüğüm, sağlık çalışanları için performans sisteminin daha aktif bir yapı ve daha çok çalışan memnuniyeti sağlayacağını düşünüyorum. Yani daha çok çalışanı motive eden bir sistemin, sağlık sistemi çalışanları dolayısı ile sağlık hizmeti alan vatandaşlar için daha sağlıklı olacağını düşünüyorum.  


Soru: İstanbul’da yaşayan Kıbrıslılar olarak KKTC’ye baktığınız zaman nasıl bir tablo görüyorsunuz ve KKTC hükümetinden beklentileriniz nelerdir?

Özcafer: İstanbul’da yaşayan Kıbrıslılar olarak aylık yaptığımız toplantılar veya özel olarak yaptığımız konuşmalar sırasında eğitimin ve sağlığın daha ön planda konuşulduğunu gözlemliyorum. Zaten bir ülkenin iskeletini oluşturan ve hiçbir şekilde bütçe kısıtlamasına gidilmemesi gereken temel hizmetler olduğunu görmek gerekmektedir. Her iki hizmet için konuşacak olursak aktif, yenilikçi ve vatandaşı tatmin eden gelişmelerin olmadığını üzüntü ile izliyorum. Gündemimizi daha çok dış politika, Kıbrıs sorunu, seçimler, Türkiye ile yapılan protokoller oluşturmakta. Bence eğitim ve sağlık bu bahsettiğimiz gündemlerden bağımsız değil ama, bunlara harcanan zaman ve enerjiden yeterince nasibini almamaktadır. Hukuken ve mali yönden tam bağımsız bir ülke olmasak da üzerimize düşeni yapmamız gerektiğini düşünüyorum. Nedir bu? Tabi ki önce çalışmak sonra adil ve eşit bir sosyal devlet düzenini muhafaza etmektir. Zamanımızı seçimler veya tamamı ile bizlerin kontrolünde olmayan konulara harcamaktansa daha somut ve halkın sıkıntılarını ortadan kaldıran, çözüm odaklı, kalıcı, radikal, siyasi kaygı taşımayan projelere ayırmak gerektiğini düşünüyorum. Kendi mali durumumuzu daha gerçekçi ve efektif kullanmak, bu bağlamda gençleri ihtiyaç duyulan mesleklere hatta bunların üst branşlarına daha çok motive etmememiz gerekmektedir.


Soru: İlerleyen dönemlerde adaya kesin dönüş yapmayı düşünüyor musunuz?

Özcafer: Tabi ki burada görevlerimizi tamamladıktan sonra cennetten bir parça olan adamıza ailemiz ve sevdiklerimiz ile birlikte, çocuklarımızı halkını seven, değer veren ve ileriye götürecek bir birey olarak yetiştirebilmek ümidiyle geri döneceğiz. Ülkeme ve insanımıza hizmet etmek benim en büyük hedefimdir. 
 

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER