banner314

banner375

banner159

banner358

banner17
banner392

10 bin takipçisi var

11 Aralık 2016 Pazar 10:10
Bu haber 765 kez okundu

Genç ve başarılı avukatlarımızdan Tara Engüzel, aynı zamanda modaya olan ilgisiyle dikkat çekiyor

10 bin takipçisi var
 Ülkemizin genç ve güzel avukatlarından Gökçe Tara Engüzel, aynı zamanda modaya olan ilgisiyle dikkat çekiyor. Çevresinde ikinci ismiyle, yani ‘Tara’ olarak tanınıyor.
  Bu hafta Genç Vizyon’a konuk olan Tara Engüzel, avukatlık mesleğinin yanı sıra modaya olan ilgisi ve bu alandaki başarısıyla da dikkat çekiyor. Moda blogger olarak da adını duyuran Tara’nın 10 bin takipçisi var.

  Soru: Sizi daha yakından tanıyabilir miyiz?
  Yanıt: Kimlikte adım Gökçe Tara Engüzel olmakla birlikte ben Tara ismini tercih edip, kullanıyorum. Sadece dostlarım ve ailem bana Gökçe diye hitap ediyor. 24 yaşındayım. Kıbrıs’ta yaşıyorum. LLB Law mezunuyum. Staj ve Baro koşulumu da tamamladıktan sonra, Avukatlık ruhsatımı aldım. Şu an, Master (LLM) yapıyorum. Bunun dışında, hobi olarak modayla uğraşıyorum. Kendime ait bir blog sitem var. Boş zamanlarımda onunla uğraşıyorum.

 Soru: Kariyerinizden bahseder misiniz?
  Yanıt: Girne Amerikan Üniversitesi’nde LLB Law’ı bitirdim. Farkı; Kuzey Kıbrıs’taki diğer üniversitelerden ayrı olarak İngilizce Hukuk eğitimi vermesi ve Hukuku İngiltere’de okumuşçasına oradaki müfredattan giderek, İngiltere içtihatları ve yasalarını temel alarak eğitim vermesidir. Nitekim bizde de kullanılan Hukuk Sistemi İngiltere’ye dayanmaktadır. Staj koşulumu ise, Savcılık’ta tamamladım. Girne Hukuk Dairesi ( Savcılık) da staj yapmak gerçekten icra-i meslek alanında bana çok iyi derecede tecrübe kazandırdı. Hukuka olan tutkum daha ben ilkokuldayken, büyüyünce ne olmak istersin sorusuna cevap aradığım gün başlamıştı. İlkokuldan beri tek isteğim Hukukçu olmaktı. Hukukçu diyorum çünkü Hukuk bitiren insanın bu dalda olabileceği birçok meslek vardır. Hukuk danışmanı, Savcı, Avukat, Yargıç, akademisyen gibi mesleklerde bulunabilir. Bunun dışında modaya olan merakım beni blog açmaya itti. Blogger olmayı hobi olarak görüyorum. Elimden geldiğince, zamanım yettikçe de buna devam edeceğim.

İngiltere’de eğitime devam
Soru: Bir hukukçu olarak ileriye yönelik planlarınız nelerdir? 
 Yanıt: Öncelikle, benim için her şeyin üstünde olan tek şey Hukuk kariyerimdir. Mesleğime aşığım denilebilir. Staj yaptığım bir senelik zaman diliminde, gece saat 9 da uyuyup sabah 7 de kalkmak dahil hiçbir konuda ve hiçbir şeyden şikayet etmeden severek, hevesli, meraklı, heyecanlı bir şekilde mahkemede bulundum. Kitapları, yasaları, içtihatları hikaye kitabı, roman tadında, en yüksek derecede aldığım motivasyonla okudum. İtiraf etmeliyim ki, işkolik olabilme potansiyelim gelecek zaman için çok yüksek bir orandadır. Herkesin, sevdiği mesleği yapmasını dilerim. Ne yazık ki, herkese nasip olan bir durum değil. Şu anda tek idealim İngiltere’de iyi bir okulda LLM ( Master of Law ) derecemi almak ve mezun olmaktır. Şubat’ta adadan ayrılarak, bir sene sürecek eğitimime başlayacağım. Daha sonrasında, her şey çizdiğim rotada giderse adaya 2018 Şubat’ta dönerek, icra-i mesleğe başlayacağım. İngiltere’de kalmayı kesinlikle düşünmüyorum. Ben ülkeme daha verimli ve daha yararlı bir birey olmak için kendime bu yolu çizdim. Kıbrıs’taki gençlerimizin yurt dışında eğitim alan kısmı çoğunlukla mezun olduğu ülke ve/veya diğer yabancı ülkelerde hayatlarını devam ettirdiklerini, gözlemliyorum. Bana göre herkes kendince haklı olabilir ama bu ülkenin de yüksek derecede eğitim almış bireylere ihtiyacı var. Gelişmek için alanlarında ve mesleklerinde kendilerini en iyi derecede geliştirmiş, gençlerimize ihtiyacımız var. Gözlemlediğim kadarıyla, bu gençlerimizin çoğu eğitim aldıkları ülkede kalmayı tercih ediyorlar. Bu da bizim için büyük kayıp oluyor.

Beklenenden fazla ilgi gördü
Soru: Gerek sosyal medyada gerekse blogger olarak moda dünyasının takip edilen isimlerden birisiniz. Bu alandaki faaliyetleriniz nasıl gidiyor?
  Yanıt: Modaya olan merakım çocukluğumda başladı. Kıyafetlerin renk kombinleri ve parçaların stilleri her daim merakımı çekmişti. Bu daha sonra giyim tarzıma yansıdı. Doğal olarak giyinişim de karakterime yansımaya başladı. Daha sonra tarzım oturdu ve oluştu. Zaman içinde kimliğim oldu. 
 Akabinde gözlemlediğim, gördüğüm, takip ettiğim her şeyi herkesle paylaşmak istedim. Bu nedenle 2 sene önce bir blog sayfası oluşturdum. Başta bu kadar takip edileceğimi gerçekten tahmin etmemiştim. Daha sonralarda bulunduğum yerlerde ve/veya yolda yürürken tanımadığım insanlardan aldığım tepkiler git gide büyümeye başladı. Bloğum 10 bin takipçiye ulaştı. On bin takipçi Kıbrıs standartlarına göre mucize gibi bir şeydir. 
  Öncellikle bayanlar için olan moda görüş, fikir ve düşüncelerimi yazmaya başladım. Paylaştığım gerek instagram hesabımda ki, gerekse blogumdaki kıyafetler gerçekten çok farklı tepkiler almama neden oldu. 
  Örneğin; 2 sene önce yazda saten elbise giymeye başladım. İlk önce bu saten kumaştan yapılan elbiseler oldukça farklı ve pek fazla dışarda rastlanılmadığından bayağı farklı tepkiler aldım. Hep merakla bakan, hem çok farklı bakan hem de inanılmaz hoşuna giden takipçilerim oldu. Bu sene ise sateni hemen hemen herkeste görebiliyoruz. Ben artık kullanmıyorum. Bunun dışında, geçen sene yılbaşında kırmızı kadife kullanarak kadife elbiselere geçiş yaptım. Bu sene herkesin üstünde kadife elbise görüyorum. 
  Kadife elbiseyi de kısa sürede bırakacağımı belirtmek isterim. Bu sene giyebileceğim tür ve modeller sürpriz kalsın. Böyle, böyle bu şekilde kulaktan kulağa yayılmamdan sonra, bayanlar sosyal medya hesaplarından bana giyecekleri parçaları atıp kombin yapmamı dahi istemeye başladılar. Herkese mümkün olduğunca yazıp, yardımcı olmaya çalıştım ama daha sonra bu böyle olmamalı diyerek, blogumu açıp farklı konseptli partlar oluşturdum. Bu partlar bayanların bütün sorularına cevap verebilecek nitelikte bilgi ve yazıyı barındırıyordu. Böylelikle, sosyal medyadan benimle yazışarak kombin yaratmam dışında insanların kendilerinin kendi kombinlerini yaratmasına yardımcı olmaya başladım. 
  Belirli bir kitleye ulaştıktan sonra erkekler içinde bir kısım oluşturarak naçizane fikirlerimi dile getirdim. Erkeklerin bloğuma olan tepkisi bayanlardan daha belirgindi. Nedenini ise, erkekler için olan kısımda daha eleştirisel yazılar barındırmama bağlıyorum. Erkek kısmında daha çok bilirkişi gibi değil de, kendi net görüşlerimi biraz daha sivri dille paylaşıyorum. Bloğuma devam ederken birçok gazete ve dergiden teklif alarak birden fazla dergi ve gazetede moda yazarlığı yaptım. 

Ünlülerin kıyafetlerini kopyalayıp giymek tarz değildir
Soru: İş kadınlarının takip ettiği bir tarz sahipsiniz. Bu konuda genç iş kadınlarına “tarz” olmak adına ne gibi önerilerde bulunabilirsiniz? 
  Yanıt: Aslında bloğumda bu sorunun cevabını uzun uzun verdim. Tarz olmak için öncelikle kendi karakterini, zevkini ve düşünceni yansıtacak tarzı bulmaktan geçiyor. Tarzı maskulen mi? Spor mu? Şık mı? Kokoş mu? Profesyonel mi? Bohem mi? Vintage mi? Gothic mi? Hippi mi? Swag mı? Hangisinin kendisine en yakın ve onun kimliğini yansıtacağını anlayıp öğrenmesi ve bulması kesinlikle şarttır. Tarz genellikle, zevk, karakter, düşünce ve kendine yakışanı yansıtmaktan oluşur. İnstagram ve sosyal medyada birçok bloggerleri, ünlü kişileri ve/veya modacıları takip ederek, onların kıyafetlerini kopyalayıp giymek kesinlikle tarz değildir. 
  Copy paste ürünü tarzları benim gibi birçok kişi anlayabiliyor ve bu da o kişinin tarzı olmadığı konusunda kafamda net bir düşünce oluşturuyor. Lakin dikkat çekmek isterim ki, motivasyon ve esinlenme ile özenme ve kopyala yapıştır yapmak arasında çok ince bir çizgi vardır ve sizi temin ederim ki tamamen ayrı şeylerdir. 
  Bunu belirttikten sonra, kişi tarzını bulup, o tarz türüne bağlı modayı tabi ki takip etmeli çünkü mesela vintage tarzı olan bir kişi için her sene vintage modası değişmektedir. Bir sene 90’lar modası olduğunda öteki sene 70’ler modası ele alınabilir. Modayı takip etmekte modern ve trend olmak için şarttır. Lakin her moda olan şeyi giymek kesinlikle yanlıştır. Moda olan şeyin tarzına uyup uymadığı, senin saç rengine, vücut tipine uyup uymayacağı kesinlikle göz önünde bulundurulup, o şekilde kullanılmalı ve/veya kullanılmamalıdır. 

Şık taşlar, danteller ve kürkler
Soru: Son zamanlarda ülkemizde “trend” sizce ne? 
 Yanıt: Son zamanlarda, abartı, şık, kokoş diye tabir edilen kıyafetlerin ve parçaların trend olduğu bir moda senesi bitmiş şu an sona ermiş durumdadır. Pul, şık taşlar, danteller, kürkler, kadife ve seten kumaşlar. Bu şekilde insanı daha çok abiye ve/veya şık, kokoş, abartı gösteren tüm kumaş ve cisimler spor ayakkabı, üstler ve kotlarla kombin edilerek spor ağırlıklı ama farklı ve şık bir görüntü sağlanacak tarzda şu an modaya uyarlanmıştır. 
  2017’nin en belirgin trendi şu an için budur. Lakin, herkesin tarzına göre yukarıda bahsettiğim üzere moda değişiklikleri muhakkak ki olmuştur. Bunları teker teker anlatmam için, her tarza göre modanın değişikliği konusunda araştırma yapmam şarttır. Bense kendi tarzıma en yakın olan tarzlar hakkında bilgi sahibiyim. İlgimi onlar çektiğinden dolayı sadece onları çok yakından takip ediyorum.

  Soru: İnsanlar kendileri için nasıl bir tarz yaratmalı?
  Yanıt: Benim moda alanındaki merakım kesinlikle tasarımla ilgili değildir. Moda tasarım için belirli bir eğitim almak, kumaşlara meraklı olmak, çiziminin iyi olması ve terzilik yeteneğinin var olması ve gelişip, oluşması gerekir. Bu alanla kesinlikle bir ilgim yoktur. Stil danışmanlığı rolünde ise, insanların stillerini kendileri yaratmalıdır diye düşünüyorum. Çünkü tarz ve stil, insanın kimliğini oluşturur. Bir gün maskulen giyinip öteki gün bohem takılıp, üçüncü gün swag tarzı giyinmeye çalışırsanız bu çok komik olur. 
  Aslında, tarz olmakla komik olmak arasında çok ince bir çizgi vardır ve o çizgiyi korumak çok zordur. Bu yüzden stil danışmanlığını da ben pek sevmiyorum ve kendimi o alanda görmüyorum. Ben modanın, styling yönüyle ilgileniyorum. Hazır parçaları seçmek, renk kombini yapmak, tarz ve stile göre kıyafetleri bir araya getirmek en sevdiğim şey ve bu konuda da kendimi verimli görüyorum. Mesela, Hangi tarzı söylerseniz söyleyin alışverişte takı ve aksesuarları dahil o tarzı kişiye en iyi şekilde yansıtabiliyor ve üstünde yaratabiliyorum. Defilelerde yapılan styling ise diğer bir en sevdiğim iş, onda da fashion designerların yarattığı kıyafetleri, hazır olarak alıp, saç, takı, ayakkabı, aksesuar ve parça kombiniyle giydirip defileye sunuyorsunuz. Tabi Kıbrıs’ta böyle bir adet yok diye biliyorum. Genellikle styling de tasarımcılar yapıyor. Yalnız itiraf etmeliyim ki KKTC’de bu şekilde yapılmış birbirinden rezalet defileler izledim. Son zamanlarda ülkemizin moda alanında diğer senelere göre daha çok ilerlediğini ve geliştiğin gördüğümü itiraf etmeliyim ama profesyonellik için aynı şeyi söyleyemeyeceğim.”
Anahtar Kelimeler 10 Bin Takipçisi Var

Yorum Gönder