banner345

banner314

banner375

banner159

banner358

banner17
banner392

Karpaz ağlıyor

07 Ağustos 2017 Pazartesi 07:06
Bu haber 282 kez okundu

Doktor yok, gazete yok, çiftçi, hayvancı, balıkçı kalmadı

Karpaz ağlıyor
Sonuç CEVİZCİ
Diyalog TV’nin ilgiyle izlenen Halk Meclisi Programının geçen haftaki durağı, tarihi eserleri ve doğal güzellikleriyle ünlü Dipkarpaz’dı… Moderatörlüğünü Diyalog Medya Grubu Genel Yayın Yönetmeni Reşat Akar’ın yaptığı programda söz alan Dipkarpazlılar, son 43 yılın en kötü günlerini yaşadıklarını dile getirdi…
Yaklaşık 2 bin 800 nüfuslu köyde bir tane hayvancı, bir tane çiftçi ve balıkçı kalmadığını söyleyen vatandaşlar, devletin ilgisizliğinden yakındı… Köy sakinleri, 17 tane özürlü çocuğun bulunduğu bu bölgede doktor sıkıntısı çektiklerini söylüyor.
Son günlerde turistlere yönelik bungalovların mahkeme emriyle yıkılmasına da sert tepki gösteren Karpaz halkı “Yasa dışı hiçbir şey yapmadık. Herşey devletin verdiği izinlerle yapıldı” diyerek, yıkım kararına sert tepki gösteriyor. Belediye Başkanı Suphi Coşun, yaklaşık 150 lise mezunu gencin işsizliğine dikkat çekerek, Karpaz’a yönelik ilgisizlikten yakınıyor. Programda söz alan konuşmacılar şu görüşleri aktardı:

Suphi Coşkun / Dipkarpaz Belediye Başkanı:
Dipkarpaz 1975-76’dan sonra iskana açıldığında Türkiye’nin 67 vilayetinden halk geldi. KKTC’de bu kadar çok farklı kültürün sessiz sedasız yasalara uygun bir şekilde yaşan bir toplum bulamazsınız. 270’e yakın Rum aramızda yaşıyor. Tarım ile uğraşıyor insanlar, işsizlik hat safhada. Gelmiş geçmiş tüm siyasi partilerinvizyonları 40 yıldan beridir aynı olmuştur. Halkı sadece oy deposu olarak görmüştür. En büyük sorunlarımız eğitim ve sağlık. Köyümüzde doktorumuz yok, Lefkoşa’da öğretmen veriliyorsa Karpaz’daki çocuklara da öğretmen verilmelidir. Mevcut devletin ayıbıdır bu sorunlar. Hükümet böl parçala yönet anlayışı ile herkes kendine göre burada bir şeyler elde etti. Tarım işgücü olarak buraya halk yerleştirilmiş olabilir etrafını emirnamelerle kapatıyorsunuz. Burada çok büyük siyasi oyunlar vardır. Bizler anavatanı bırakıp gelirken burayı vatan edinme adına bu topraklara geldik. Başımızdaki siyasiler bu toprakları vatan gözü ile görelim diye göstermediler. Herkese 70-80-100 dönüm tarla verildi. Kendi toprağınızı çocuğunuza miras olarak bırakamıyorsunuz o miras senin mirasın değildir. Bizi birer kiracı olarak gördüler. Karpaz’ın25km sahilinde turizmcilik değil çoluk çocuğunu geliştirmek adına ilk önce kafeterya izni verildi sonra karşılıklı alışveriş yapıldı. Kafeteryayap, yanına bungalov yap ama bana oy vereceksin garantisi ile alışveriş yaptılar. Hukuk ve adalet varsa hani nerede? Güçsüz halkın üzerinde mi deneniyor adalet?

Baki Aygün:
1975 yılında da bugünkü gibi sessiz ve sakinlikteydi Dipkarpaz. Yapısı itibarı ile Akdeniz’in klasik şehir yapısına uygun bir köy. Her bölgede gelişim olurken bu bölgede olmadı. Merkezlere uzak bir yer olmasından dolayı işimkanları yok.Buraya 1975’te Türkiye’nin farklı yerlerinden Tarım iş gücü olarak iskan edildiler ancak tarım yapamıyorlar. Eşekler konusu yıllardır tartışılıyor, devlet çözüm üretemedi. İstihdam edilebilme imkanı yok. Tarım yapamıyorlar, turizm hiç yok, çaresizlik içerisinde burası. Devletin bir projesi de yok, insanlar burada yaşamını sürdürmek zorunda. Bungalovların yıkılması süreci ayrı bir durum. 2015 yılında ilgili bakana gittik, konuyu açtık idari olarak. Bir karar üretilmezse insanlarımız mahkemelerde mahkum olacaklar dedik. Bu insanlara sürekli çözüm üreteceğiz dediler, Başbakan tarafından kandırıldık. Kaldırılacakları başka yerlere istihdam edelim gibi söylemler oldu ancak hiçbir şey yapılmadı. Hükümet yıkılmasını istemiştir, bungalovlarla ilgili bilinçli ve kasıtlı çözüm üretilmemiştir bence. Yeni Seçim ve Halkoylaması Yasası bu insanları sahipsiz bıraktı. Bakanların rüşvet olaylarını unutuyoruz, herhalde bu konuda unutulacağı düşünülüyor. 

Hüseyin Çebi:
KKTC’nin 7’inci vatandaşıyım. Sözde güneş Dipkarpaz’dan doğar, bütün bölgeleri aydınlatır ancak köyümüz hiç aydınlanmadı. İskana açıldığı günden itibaren en büyük sorunlardan bir tanesi eğitim. Burada yaşayanlardan herhangi bir tanesi öğretmen olmazken, ayrıcalık tanınmazken buraya gelenler bir basamak olarak kullanıp başka yere tayin çıkartırlar. En önemli şeylerden bir tanesi emirname ve milli park… Buranın bakir kalması için yapılan çalışmalar ve mili parkla hiçbir devletleştirme yapılmadan elinden alınmıştır halkın. Adalet tek taraflı olmaz, KKTC’de sadece Dipkarpaz’da uygulanmaz. Bunu sorgulamak gerekiyor. Kişiler yargılanmadan infaz edilebilir mi? Bütün köylü dışlandığını hissediyor. Herkes mutsuz. Gelen araç sayısı 500-600 iken 200’e düştü. Geliyorlar kalacak yer alıyorlar yok kaçıyorlar. Köyümüz 3. bölge sit alanına çıkarıldı. Devletin en doğal hakkıdır, doğal sit alanı, arkeolojik alan, milli parkta emirname yayımlayabilir ancak kişilerin mallarını istimlak etmeden yapmalı. 

Cevdet Yılmaz:
İşsizlik, eğitim sorunları ön sırada. Bir ay sonra okullar açılacak, 112’inci aya kadar öğretmen gelmeyecek çocuklar iki ay eğitim görmeyecek. Eşek sorunu yıllardır sürüyor. Ekinler ekiliyor vatandaş borçlanıyor ele hiçbir şey gelmiyor. 16 tane eşek bakıcımız vardı, kontrol ediyordu ekinleri, 3 senedir aldılar onları başka köylerden iki tane insan gelip eşek suyunu açıyor o kadar. Diğer sorun kırsal kesim arsaları için 2011 yılında her şey hazırlandı, dağıtılmasına bir hafta kala iptal edildi. Yetkililere soruyorum neden iptal edildi? Şimdi seçim yatırımı için kırsal kesim arsaları açılmış, 450 tane başvuru yaptık. Bir ay önce 9 köye kırsal kesim arsası verildi. Başbakana sordum niçin bize gelmediniz haberim yok dedi. Başvuruları onayladık içişleri bakanına verdik ama yine verilmeyecek seçim için halkı kandırmak için kullanacaklar. İnşallah halk birlik olup seçimlere gitmez sandıkta kalırlar. 

Murat Civelek:
İlkokul öğretmeniyim. Türkiye’den göçmen geldik 40 yılı aşkındır burada yaşıyoruz. Devlete işçi sayısı 45 tane falandır. Birkaç kişi emekli oldu, birazı durduruldu diğerleri geçici statüde çalışıyor. Kapatılan işletmelerde 70-80’e yakın kişi var. Devletin yapmadığı istihdamı kendi yağımızla yaptık ve sonucunda devlet başımıza yıktı. Devlet kendi vatandaşının refah düzeyini yükseltmek ile yükümlüdür. Bizde herkes isyan içerisinde. Kapraz’ın tek sorunu devlettir. Herkese eşit davranılması gerekiyor. Eşine çocuğuna dönüm dönüm arazi dağıtmak, müdürlük görevinden aldığın adamın kız kardeşini işe almakla olmuyor bu işler. Okul açarsın öğretmen göndermezsin, hastane açarsın doktor yok, ambulans yokinsanlar yollarda ölüyor. Devlet ne iş yapıyor?

Kemal Dağ:
Geçmiş hükümetler tarafından dört beş yıl önce 500-600 bin TL tutarında soğuk süt deposu yapıldı ancak açılmadı, güvercinlere yuva yapıldı. Konuları seçimden seçimemi konuşalım? Her gelen hükümet bizden önceki hükümetin sorunu biz bilmeyiz diyor. Bölgemiz çiftçilik, hayvancılık, turizm uğraşı var hepsi de sıfır. Destek yok, bilgilendirme yok hiçbir şey yok. 

Mehmet Aktaş:
Deniz kıyısında yıkılan yerler için vicdan dayanmaz. Orman Dairesi büfe koyma izni verdi, yeri kiraladım. Devlete proje sundum, paramı aldılar trafo koydular oraya. Kaldır diyor bana şimdi. Ya bize sahip çıkacaklar ya da siyasilerköye giremeyecek. Çocuklarımızın derdine çare bulmuyorlarsa gelmesinler. Genç kalmadı köyde, insanlarımız kaçıyor. Adamın 14 tane koyunu var 10 tanesi hasta oluyor devlet veriyor 200 lira al getir kes gitsin. Mandıra gibi insanları koydular buraya bıraktılar. Bizi bölgeden uzaklaştırmaya çalışıyorlar.

Arzu Pürtül:
KKTC’nin merkezlere en uzak ve gelir düzeyi en düşük beldesinde yaşıyoruz. Kendi yağı ile kavrulan bir halkız. Birincisi devlet nedir? Her vatandaşına eşit mesafede durur. Herkes aynı hizmeti alır. Bizler ülkemizde devlet kurumlarında sorun çözen ya da hizmet üreten bir anlayışla karşılaşmadığımız için tepeden tırnağa bütün kurumlarda sorunlar gördüğümüz için ve aynı sorunları dile getirmekten yorulduk. Devlet bir zincirin halkaları gibi olmalı. Sorunlar aktarılmalı çözüm yoluna gidilmeli. Burada vatandaş olmuş, 42 yıl çalışmış adam emeklilik için müracaat etti vatandaş değilsin dediler. Yıllarca hizmet vermiş, vergi sosyal sigorta yatırımı yapmış bir kişiye böyle bir şey mi söylenir? Nasıl bir ciddiyetsizliktir bu? Vatandaş mükellefiyetini yerine getiriyor ama karşılığı yok. 

Mustafa Naimoğluları
Birçok bölgedeki vatandaşlar seçim zamanı siyasileri köylere koymayacaklarını söylüyor. Öncelikle kafaların değişmesi gerekiyor. Ülkenin her noktasına eşit mesafede olunması lazım. Altı yıldır bu bölgede beş belediyeye soğutucu kurduk üretimin büyümesi için. Çalıştıramadık çünkü aynı zihniyetle hükümetin bu konulara doğru bir bakış açısı olmadığı için başaramadık. Elektrik sorunu, kaynak kullanımı sorunu diyerek projeyi hayata geçiremedik. Bir çok hayvancı kendi imkanları ve hayvancılık dairesi desteği ile soğutucu alarak sorun çözmeye çalışıyor. Ülkede hayvancılığın gelişmesi gerekiyor çünkü insanların yapacak başka işi yok. Yıllardır gelen hükümetler neden çözüm bulmadılar her şeyi yıkıyorlar.

Kemal Soybir:
1974’te Kaleburnu köyü bin 50 kişiydi bugün 280 kişi kaldı. Cami olacakmış, deniz sahilinde gençlere arsa vereceklermiş. 17 yıl önce dilekçeleri yaptık daha verilecek. Köyün boşanma sebebi gelip gidenlerdir. Emirname de koydular insanlar kısıldı kaldı dağın içinde. Gençlerimiz kaçıyor, iş yok yer yok. 

Hüseyin Yeşilbulut:
Kaleburnu - Dipkarpaz halkı hayvanlarınıkanatlandırmıyor brucella için. İnsanlarla alay ettiler. Hayvanları verin iki hafta içerisinde paranızı vereceğiz dediler ama vermediler. Kontör yüklemek için cebimizde para kalmadı yetkilileri aramaktan. Bir kişiden 150 hayvan aldılar mahrum oldu insanlar.  

Mustafa Ölmez:
1974’te adaya geldim.Karpaz’a ilk iskan edenlerdenim. Turizm teşvik bölgesi alarak livana bölgesinde bungalovlar aldım. Kerestesini mobilyasını Türkiye’den getirdim. Ne suçumuz vardı bizim? Devlet bizden daha suçlu! Biz layık mıyız bu yıkıma? Elektrik, su yasal yoldan bağlandı. Kaymakam polis geldi biz bu kadar adi mi insan olduk. Büyük bir turizm şebekesi kurmak istiyorduk. Gençler işsiz, hayvancılığı tarımı öldürdüler. Yıkım olduğundan beri köydeki esnaflar kan ağlıyor. Her gün 3-4 tane araba geçiyor.

Metin Dağ:
Büyükbaş hayvancılık yapıyorum. Bizi teşvik ettiler, açık süt taşınmayacakmış. Sütü boşaltıyorum tekrar testiye doldurup sütçüye veriyorum. Tanker gelmezmiş kurtarmazmış gelsin 1 ton süte diye açık süt alınmayacakmış. Bir çözüm bulsunlar.

Bahti Kalkan:
1974 gazisiyim. Köye ilk yerleşenlerdenim. Kıbrıs’ın coğrafi olarak en büyük köyüydü. Ankesörlü telefonlar bile vardı. Çalışmak için, vatan için geldik. Denizlerle çevrili ama bir tane balıkçımız yok. Hayvancımız yok, çiftçimiz yok bir çoban yok. Bu yokların sebebi insanlar mı? Böyle bir şey olabilir mi, hiç teşvik yok.

Kenan Akın:
Dipkarpaz dert küpü. Hayvan yemi olarak kullanılan arpanın Dipkarpaz’da ambarda satılmasını sağlayan bakandım. Ambarları köylünün kullanması yerine kişilere dağıttılar. Köye 7-8 ton süt parası gelirken şu anda gelmediğini duymak çok üzücü. En iyi hayvancılık yapılmasına coğrafi potansiyeli olan bir yere sahip çıkılması gerekiyor. Karpaz’ın verileceğini bildiğimiz halde evet oyu çıkmıştı. Artık kendimize gelelim gidecek başka yerimiz yok. Gençlerimizin artık bu toprakları vatan yaptıkları inancı içerisinde olması sağlanmalı.

Anahtar Kelimeler Karpaz Ağlıyor
banner393

Yorum Gönder