banner345

banner314

banner375

banner159

banner358

banner17
banner392

Politik gerginlikler ekonomik savaşa döner mi?

Politik gerginlikler ekonomik savaşa döner mi?

Ertuğrul BUĞRAHAN

ertugrul.bugrahan@hotmail.co.uk
24 Temmuz 2017, 08:29
Bu makale 400 kez okundu
 Cari finansal yıl başında Türkiye’de artan siyasi, jeopolitik ve güvenlik risklerin neticesinde Türk Lirası sektörde kullanılan üç temel döviz kuru karşısında şubat ayına kadar değer kaybederek kötü bir performans sergilemişti. Ancak TC Merkez Bankasının ocak, mart ve nisan ayları sonunda piyasaya müdahale etmesi, bu bağlamda borçlanma faizlerini artırması ve reeskont kredilerinin Türk lirası olarak ödenmesini duyurması neticesinde döviz kurları durağanlaşma eğilimine girmişti. Ekonominin birinci çeyrekte % 5 büyümesi ve benzeri ekonomik göstergelerde iyileşme yaşanması üzerine kurlar haziran sonuna kadar sabit seviyelerde seyretmiştir. Avrupa Parlamentosu 6 Temmuz 2017 tarihinde Hollandalı parlamenter Kati Piri’nin hazırladığı Türkiye raporunu görüştü ve oylama yaparak 477 oyla müzakerelerin askıya alma çağrısını kabul etme kararı aldı. Bu arada İsviçre’nin Crans Montana kentinde sürdürülen Kıbrıs müzakereleri Birleşmiş Milletler Genel Sekreterinin açıklaması ile anlaşmaya varılmadığı ve görüşmelerin durduğunu açıkladı. Böylelikle Avrupa Birliği ile siyasal ilişkiler durma noktasına gelmiştir.  
   Türkiye'nin en önemli ticaret ortaklarından Almanya ile yaşanan diplomatik gerginlikler artmaktadır. Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel dün Türkiye ile ilişkilerin eskisi gibi devam edemeyeceğini ve Türkiye'ye yönelik adımları hükümet olarak değerlendirdiklerini açıkladı. Bazı yetkililer şimdiden Türkiye’ye olan yatırımların yaşanan gerginliklere müteakip olarak durdurulduğundan bahsediyorlar. Türkiye geçen yıl Almanya'ya toplam ihracatının yaklaşık yüzde 10'una denk gelecek şekilde 14 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdi. İthalat tarafında ise Almanya 21.5 milyar dolar ve yüzde 10.8'lik payla Çin'den sonra Türkiye'nin en büyük ortağı konumunda bulunuyor. Deutsche Bank AG, Siemens AG ve Volkswagen AG Türkiye'de yıllardır iş yapan Alman şirketler arasında yer alıyor. Almanya imalatçılarının da Türkiye'de binlerce işçi barındıran pek çok fabrikası var. Dolayısı ile iki ülke arasındaki ticari ilişkiler ekonomiyi son derece olumsuz etkileyebilecek kadar hassas bir seviyede bulunuyor. Keza İki ülke arasındaki ticari bağlar, Bloomberg verilerine göre geçtiğimiz yıl 36 milyar dolardan civarında bir değere sahipti. Bununla birlikte 6,800'den daha fazla Alman firması ise Türkiye'de şu an faaliyet gösteriyor ve haliyle ülkede önemli sayıda istihdam sağlıyor. Yaşanan politik gerilimlerin yanı sıra Türkiye’nin cari açığının 33,23 milyar dolara yükselirken, özel sektör kredi borcunun 205 milyar dolara yükselmesi ve turizm gelirlerinin 2017 yılının birinci çeyreğinde geçen yıla nazaran % 17,13 oranında azalarak 3,37 milyar dolara gerilemesi ülkedeki dövize olan talebi artırmakta, buna paralel olarak Türk Lirası ve faizler üzerinde baskı yapmaya devam etmektedir.  
   


Avrupa Merkez Bankası Başkanı Mario Draghi faiz kararlarını 20 Temmuz 2017 tarihinde açıklayarak faizleri sabit tutma kararı aldıklarını, ancak yıl sonuna kadar varlık alım programının 60 milyar Euro seviyesinde devam edeceğini beyan etmiştir. Böylelikle para politikasının geniş tutulacağı ve faiz fiyatlamalarının ekonomik büyüme ve enflasyon verilerinin yükselmesiyle birlikte sonbahardan sonra değerlendirileceği mesajını vermiştir. 2017 finansal yılı başından mevcut döneme kadar olan altı buçuk aylık dönem zarfında global para politikaları kapsamında sterlin ve euro faizlerinde oynaklık yaşanmamıştır. Bu açıklamaların ardından Euro Amerikan Doları karşısında hızla değer kazanmaya başlamış ve 23 ayın zirvesine çıkmıştır. Ancak Euro’nun yükselmesi Avrupalı ihracatçıları olumsuz etkilemiş ve Stoxx Europe 600’de bulunan avrupalı şirketlerin hisse senetlerinde değeri % 0,4 azalmıştır. En fazla düşüş yaşayan sektörün araba üreticileri olduğu gözlemlenmiştir.  
   ABD Başkanının seçim kampanyasının Rusya ile olası ilişkisine yönelik ABD özel Savcısı Robert Mueller’in başlattığı soruşturmanın politik riski artırması ve ekonomik performansı sekteye uğratabileceği varsayımıyla Amerikan Doları değer kaybetmeye devam etmektedir. Bu bağlamda ABD para biriminin altı büyük para karşısındaki durumunu gösteren dolar endeksi 2016 yılının Ağustos ayından bu yana gördüğü en düşük seviye olan 94.090'a yakın seyretti. Fed 16.03.2017 tarihi itibari ile gecelik dolar faiz oranları 25 baz puan artırmış, akabinde 14.06.2017 tarihinde beklenen ikinci artırımı 25 baz puanla gerçekleştirerek faizleri % 1,00 - % 1,25 bandına yükseltmiştir. Fed yetkilileri 2017 yılı içerisinde bir kez daha faiz artırmayı hedeflediklerinin ve varlık alımlarını azaltma yönüne giderek bilançolarını küçülteceklerini sinyalini vermektedir. Buna rağmen dolar döviz piyasalarında ayı piyasasına girmiş durumdadır. Türk Lirasının dolar kaşısında kaybetmemesinin sebebi doların da değer kaybetmesinden kaynaklanmıştır. 
   ABD’nin faiz artırması ve varlık alımını azaltma eğilimine girmesine rağmen yaşanan politik belirsizliklerin artması ve Avrupa Birliği’nde faizlerin sabit bırakılmasına rağmen sürdürülen istikrarla güvenilir liman haline gelen EURO değer kazanmaya başlamış ve piyasalardaki fiyatlamalar Euro’nun lehine dönmüştür. Bu artışın AB’deki ihracatçıları olumsuz etkilediği gözlemlense de bizim esas düşünmemiz gereken Almanya ile diplomatik gerginliğin ticarette ve istihdamda yaratabileceği potansiyel kayıp ihtimali, TL’nin değer kaybetmeye devam ederek halkın alım gücünü daha fazla düşürmesi, dış borcun daha fazla artması ve ihracatın azalarak ekonominin daraltılmasıdır.  Siyasi gerilimin devam etmesi halinde AB ile ekonomik savaşa girmek Türkiye ve KKTC için hayırlı bir senaryo değildir. Bilakis hatalı bir strateji olacaktır. Diplomatik gerilimin kısa zamanda düzelmesini, AB üyeliği olmasa da ticari ilişkilerin bozulmadan normalleşmesi faydamıza olacaktır.
banner265

Yorum Gönder