Seçilmişler devlet yapısını bozmamalı 

Uygar ülkelerde devlet kuruluşları, yürürlükteki mevzuata ve yasalara göre faaliyetlerini yürütür ve vatandaşlara hizmet sunar.
Çünkü her seçimden sonra, iktidarların değişmesi ile tepeden indirme yönetici atanarak ve siyasilerin müdahalesi nedeniyle, devlet kuruluşlarının yapısı değiştirilmez ve faaliyetleri bozulmaz.
Seçilmişler, yılların birikimi ile deneyim kazanan ve uzmanlaşan kadrolara dokunmaz, onları değiştirmez. Seçimlerden sonra devlet kuruluşlarının yöneticileri değiştirilmediği için, hizmetlerin sunulmasında değişiklik olmaz.
Uygar ülkelerde savcılık; seçilmişlerin yani siyasilerin değil, devletin ve halkın hukukçusudur, avukatıdır. Yürürlükteki yasalara aykırı hareket eden atanmış ve tüm seçilmiş kişiler hakkında yasal işlem yapılır, suçlu bulunmaları durumunda da, sade vatandaşlar gibi cezalandırılır.
Seçilmişler, görevde bulundukları süre içinde, kişisel saplantı ve tercihlerine göre değil, halkın çoğunluğunun istek ve beklentilerini dikkate alarak hareket eder.
Öte yandan geri kalmış ülkelerde seçimle iş başına gelen kişiler, devleti istedikleri gibi yeniden şekillendirebileceklerini ve yönetebileceklerini düşünürler. Devlet kuruluşlarının günlük faaliyetlerine bile müdahale ederek, görevlileri yönlendirmeye çalışırlar.
Seçilmişler iş başına gelir gelmez, başarılı olup olmadığını ve ayrılması durumunda hizmetlerde olumsuzluklar olabileceğini umursamadan, kendi kadrosunu oluşturmak safsatası ile yöneticileri görevden alır ve yerlerine kendi yandaşları ile partililerini tayin eder.
Bu hatalı uygulamanın sonucu olarak da devlet kuruluşlarındaki düzen, alt üst olur ve başarılı hizmet verilmesi zorlaşır.
KKTC’de hükümetler sık sık değiştiği için, yöneticilerin de değiştirilmesi nedeniyle devlet hizmetlerinde devamlılık bozulur. Hizmet etmek için gereken sistem oluşturulamaz. Bunun sonucu olarak devlet kuruluşları, rutin ve en basit hizmetlerini bile yapmamaktadır.
Siyasi kararla atanan yöneticiler, başarılı olup olmamasına bakılmaksızın yine siyasi kararla görevden alınır. Böylece yöneticiler, ülkeye ve halka hizmet etmek yerine, kendini göreve getiren siyasilere yaranmaya çalışır.
Geri kalmış ülkelerde seçilmişler, her konuyu herkesten daha iyi bildiklerini düşünerek karar verirler. Halk iradesini temsil ettiklerini ileri sürerek, devlet kuruluşlarının tüm faaliyetlerine müdahale ederler.
Kuruluşların yapmakla yükümlü oldukları, en basit hizmetlerin yürütülmesine bile müdahale ederler.
Sorumlulukları altındaki kuruluşların görev ve yetkilerini kullanmamalarına hizmetleri gerektiği gibi yapmamalarına ve en basit hizmetleri bile yapmamalarına ses çıkarmazlar.
Hizmetlerin yürütülmesi için gereken sistem oluşturulmaz ve böylece rutin işlerin yapılması için bile seçilmişlerin direktif vermesi gerekir.
Oysa tüm devlet kuruluşlarının ve çalışanların görev ve yetkileri belirlenmiştir. Bu nedenle, herkes seçilmişlerin direktifini beklemeden görevini yapmalıdır. 
Sonuç olarak her yıl yürürlükteki yasaya rağmen, ana yollardaki kuru otların temizlenmesi, oluşan çukurların onarılması için bile Bakanın karar ve direktif vermesi gerekir.
İşte uygar ülkeler ile geri kalmış ülkelerin siyasetçileri arasındaki bu görüş farklılığı nedeniyle, bir tarafta yönetim halka başarılı hizmet verir, öteki tarafta ise, ülkede sorunlar kronikleşir ve halk hizmetlerin yetersizliğinden şikâyet eder. 

YORUM EKLE