banner345

banner314

banner159

banner358

kartal escort

banner17
banner392

80 milyon için yürüdüm

10 Temmuz 2017 Pazartesi 09:58
Bu haber 307 kez okundu

Ankara’dan başlattığı Adalet Yürüyüşünü İstanbul’da tamamlayan Kılıçdaroğlu, 10 maddelik manifesto açıkladı

80 milyon için yürüdüm
Cumhuriyet Halk partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun "15 Haziran 2017'de sabah saatlerinde Ankara Güvenpark'ta başlattığı Adalet Yürüyüşü dün İstanbul Maltepe'deki mitingle noktalandı. CHP lideri Kılıçdaroğlu yürüyüşün son 1 kilometresini tek başına yürüdü. Miting alanına gelen Kılıçdaroğlu, konuşma yaptı. "9 Temmuz yeni bir adım, yeni bir doğuş" diyen Kılıçdaroğlu, 10 maddelik manifesto açıkladı.
Kılıçdaroğlu yürüyüş nedenini de şu sözlerle açıkladı, “Neden yürüdük? Olmayan adalet için yürüdük. Mazlumların hakkı için yürüdük. Tutuklu gazeteciler için yürüdük. Üniversiteden atılan hocalar için yürüdük. Tek adam rejimine karşı olduğumuz için yürüdük. FETÖ, IŞİD ve PKK teörörüne karşı yürüdük. Onursuz bir anlaşmayla Mavi Marmara şehitlerinin hakları elinden alındığı için yürüdük. Açlık grevindeki Nuriye ve Semih için yürüdük. Can ve mal kaybı korkusu olan iş dünyası için yürüdük. 249 şehidimiz için yürüdük. Şehitler ve gaziler arasında ayrım yapılamaz. Ayrım yapıldı, ikilik yaratıldı. Gerçek darbeciler yargılansın diye yürüdük. Hapisteki er ve erbaşlar için yürüdük. Bu ülkeye adalet getirmek için yürüdük. Zulme karşı durmak bizim namus borcumuzdur. Adalet bütün inançların temelidir. Herkesin inancına, kimliğine saygılıyız. OHAL kalksın, Türkiye normalleşsin istiyoruz. Adliyeye camiye siyaset girmesin, yargı tarafsız ve bağımsız kılınsın. Hapiste gazetecileri olmayan bir ülke istiyoruz. Üniversiteleri susan değil konuşan bir ülke istiyoruz. FETÖ ile mücadeleyi göstermelik değil, siyasi ayağının ortaya çıkartılmasını istiyoruz. TBMM’yi gasp edilen yetkilerinin iade eilmesini istiyoruz. Kadına yönelik şiddetin önlenmesini istiyoruz. Toplumsal barışı bozan antidemokratik uygulamalar kaldırılsın istiyoruz. Bu cennet ülkeyi cennet gibi yapmak bizim görevimiz değil mi? Niye bunu yapmıyoruz. Bu cennet gibi ülkeyi kimse cehenneme döndüremez. Biz sadece ve sadece adalet istiyoruz.”

10 maddelik manifestoda neler var?
Kılıçdaroğlu 10 maddelik manifestosunu ise şu şekilde açıkladı.
1- 15 Temmuz darbe girişimini bir kez daha açık ve kesin bir dille lanetliyoruz. 15 Temmuz gecesi TBMM’nin kararlı, onurlu duruşu ve halkımızın sokağa çıkarak FETÖ darbe girişimine karşı direnmesi ülkemizin anayasal ve demokratik kazanımı olmuştur. Biz buna sokağın/halkın 15 Temmuzu diyoruz. Ancak bu darbe girişiminin siyasi ayağının ortaya çıkarılması iktidar tarafından bilinçli olarak engellenmektedir. 249 şehidimizin aziz hatırası ve 2301 gazimiz için Fetullah Gülen Terör Örgütünün siyasi ayağı ortaya çıkarılmalı ve gerçek darbecilerden hesap sorulmalıdır. 

2- İktidar tarafından 15 Temmuz darbe girişimi fırsat bilinerek, 20 Temmuz darbesi yapılmıştır. 20 Temmuz’da OHAL ilan edilmiş ve TBMM’nin yetkileri gasp edilmiştir. Biz buna Sarayın 15 Temmuzu diyoruz. Bir sivil darbeye dönüşen OHAL uygulamaları yasama, yargı ve yürütme gücünü tek kişide toplamıştır. OHAL derhal kaldırılmalı ve hukuk düzeni evrensel ilkelere uygun olarak yeniden tesis edilmelidir. 

3- Yargıyı siyasetin emrine vermek demokrasiye ihanettir. Dolayısıyla demokrasinin, can ve mal güvenliğinin vazgeçilmez kuralı olan yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı sağlanmalıdır. Adil yargılanma hakkı eksiksiz bir şekilde uygulanmalıdır. “Kolektif suç” gibi insan haklarına aykırı uygulamalardan vazgeçilmelidir. 

4- Bugün, OHAL uygulamalarıyla mağdurların yargıya erişim ve sosyal güvenlik hakları ellerinden alınmıştır. OHAL mağdurları adeta “sivil ölüme” terkedilmiştir. Mağdurların yargıya erişim ve sosyal güvenlik haklarını kısıtlayan tüm uygulamalara hukuk devletinin gereği olarak son verilmelidir.

5- 20 Temmuz sivil darbesinden sonra, 15 Temmuz darbe girişimiyle veya onun arkasındaki örgütle hiçbir ilişkisi bulunmayan, ama sırf Hükümete muhalif görüldüğü için bütün haklarından yoksun kılınan akademisyenler ve diğer kamu görevlileri görevlerine iade edilmelidir. Anayasa Mahkemesinin içtihatları dikkate alınarak, tutuklu milletvekilleri derhal serbest bırakılmalıdır.

6- 150’nin üzerinde gazetecinin hapiste olduğu bir ülkede demokrasiden söz edilemez. Sadece mesleklerini yaptıkları için tutuklanan gazeteciler derhal serbest bırakılmalı, medya üzerindeki tüm baskılara son verilmelidir. Düşünceyi ifade özgürlüğünün önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır.

7- OHAL koşullarında, serbest tartışmanın yapılamadığı bir ortamda ve üstelik “devletin bütün imkânları seferber edilerek” gerçekleştirilen Anayasa değişikliği gayrimeşrudur. Toplumun ihtiyaçlarını karşılamayı amaçlayan anayasa yerine, bir kişinin beklentilerine yanıt veren bir Anayasa değişikliği Yüksek Seçim Kurulu’nun yasadışı kararıyla yürürlüğe konulmuştur. Bu bir “mühürsüz seçimdir.” Türkiye gayrimeşru bir anayasa ile yönetilemez, yönetilmemelidir.

8- Demokratik parlamenter sistem üzerindeki her türlü vesayet kaldırılmalıdır. Din ve vicdan özgürlüğünün güvencesi olan, insan haklarına dayalı demokratik, laik, sosyal hukuk devleti güçlendirilmeli, liyakat esası kamuda göreve başlama ve yükselmede esas alınmalıdır. Eğitimde laiklik ilkesinin aşındırılmasına son verilmeli ve toplumsal adaletsizliği yeniden üreten eğitim politikaları değiştirilmelidir.

9- Sadece hukuk alanında değil, toplumsal yaşamın bütün alanlarında yaygın bir adaletsiz düzen devam etmektedir. İşsizlik, yoksulluk, insanca yaşam ücretinden yoksunluk, örgütsüzlük, ayrımcılık, yaygın şiddet, terör gibi çok geniş bir yelpazede yaşanan toplumsal adaletsizliklerin giderilmesi için ortak irade geliştirilmelidir. Toplumsal barışımızı bozan tüm antidemokratik uygulamalara eşit yurttaşlık temelinde son verilmelidir. Toplumsal adaletsizliğin en vahim görünümlerden biri olan kadınlara karşı ayrımcılığın önüne geçilmeli, kadınların özgürlük alanları korunmalı, kadın hakları toplumsal hayatın her alanında uygulanmalıdır.

10- Son zamanlarda uygulanan saldırgan dış politika ülkemizin içindeki adaletsizlikleri de kökleştiren bir kısırdöngü yaratmıştır. Adalet sadece iç politikaya ve toplumsal yaşama değil uluslararası ilişkilere de hâkim olmalıdır. Türkiye coğrafyasındaki tüm halklara, tüm kimliklere kardeşçe, adilane yaklaşan, barışçıl ve uluslararası hukuka saygılı bir dış politikaya dönüş yapmalıdır. Türkiye yüzünü insan haklarına, hukuk devletine, adalete önem veren milletler ailesine çevirmelidir.
Bu çağrıdaki tüm taleplerimiz karşılana kadar durmayacağız. Adalet yürüyüşümüzdeki bu son gün, yeni bir başlangıçtır. Türkiye için, bayrağımız, ülkümüz, torunlarımız için yürüyoruz, yürüyeceğiz.
Ülkemiz için yeniden doğuyoruz.
Şimdi kulakları sağır olan biri ve dünyaya sesleniyorum, adaletsizliği, zulme isyan ediyoruz. Karşı çıkacağız. İnancımız diyor ki, zulmün önünde susan dilsiz şeytandır. Bu ülke şeytan olmayacak. Huzur, barış istiyorum.

Yorum Gönder