Ama!..

İnsanoğlu yaşanmışlıklardan ders çıkarır… Çıkarmalıdır…
Geleceğimize yönelik çok kritik bir sürecin içerisindeyiz…
Benzer durumu 2003’lü yıllarda yaşadık…
O dönem çok parçalandık… Aynı evin içerisinde yumruklaşan kardeşlere tanık olduk… 
Birbirine küsen aile fertlerini gördük…
Peki sonuç?
Maalesef ki iki farklı düşünce de memnun olmadı, üzüldü günün sonunda…
İşte bu kez bazı dersler çıkarmalıyız böylesi önemli bir süreçte…
Çünkü çözüm ve barış hiçbir kimsenin tekelinde değildir…
Gerçek anlamda çözüm istemeyen ve bunun kampanyasına başlayanlar var… AMA unutmayalım ki bu grup azınlıktır…
Toplumun önemli bir kesimi Cumhurbaşkanı Akıncı’nın masadaki tavrını beğeniyor ve O’na güveniyor… 
Bu büyük bir şanstır…
Sayın Akıncı da toplumun “evet” demeyeceği bir anlaşmayı “referanduma götürmem” diyor…
O nedenle 2003 sürecinden dersler çıkarmalıyız ve maksimum birlikteliği sağlamak için çaba sarf etmeliyiz…
Nasıl ki “bir karış toprak verilmez” söylemi yanlıştır ve gerçekçi değildir, “barış hemen şimdi” sloganı da eksik ve gerçek dışıdır… 
İşte bu noktada 2003 sürecinde yaptığımız gibi Türkçedeki “AMA” kelimesini lanetlemeyelim lütfen… 
Kamplara ayrışmamak için herkesin hassasiyetlerine saygılı duyulmalıdır… 
Ya evet, ya hayır…
Şart yok!.. Düşünce, fikir üretme, söylem çeşitliliği yok… Bunu yapan sanki SUÇ İŞLİYOR psikolojine sokulmamalıdır kimse!
Tekrardan yazma ihtiyacı hissediyorum; bu durumu 2003 sürecinde yaşadık… Ama bazı şeylerden ders almadığımız ortada…
“Çözüm istiyorum AMA…” demek SUÇ değildir!
AMA suçsa;  Sayın Cumhurbaşkanı ve ekibi bir yılı bir aşkın süredir neden dirsek çürütüyor masada?
İşte o AMA’lara gerek kalmasın diye…
Olası bir çözümde Kıbrıslı Türkler olarak toprak kaybedeceğiz… AMA uluslararası tanınmış bir devletin eşit ortağı olacağız...
Kayıp da olacak, kazanç da…
Kıbrıslı Türklerin ezici bir çoğunluğu çözümü gerçekten istiyor… Çünkü bu sistem artık tıkandı ve tıkanan bu sistemi siyasetçilerin açamayacağına inanç büyük...
Olası bir çözüm bu memnuniyetsizlik yaratan sisteminde de yerle bir olması anlamını taşıdığı için ezici bir çoğunluk çözüm istiyor…
AMA! 
Evet AMA Türkiye’nin garantörlüğünden geri adım atmıyor toplum… Bir çözümü ancak garantörlük devam ederse kabul ediyor… Şimdi burada AMA denildiği zaman barış ve çözüm istenmiyor mu yani?
AMA bağlacını ötekileştirmeden toplumda en geniş uzlaşıyı yakalayarak ilerlersek sonuca ulaşabiliriz…
Kuşkusuz ki arzu edilen sonuç, her iki tarafın ‘EVET’ demesidir…
O nedenle bu kez daha uzlaşıcı ve anlayışlı bir tavırla ilerlemek herkes için kazanç olacaktır…
Umarım bu kez doğru adımlar atılır ve özlenen sonuca ulaşılır…  
YORUM EKLE