Aman dikkat: Tutanağı yok edenler yeni bir savaş çıkarabilir!

  Ortada Türk dizisi olabilecek bir hikâye vardır galiba...
   Adalarında anlaşmazlığı sonuçlandırmak isteyen iki kabile lideri, uzak bir ülkede bir araya gelmişlerdir. Arabulucular ve gözlemciler de hazırdır. Uzun ve yorucu müzakereler sonuç vermek üzeredir. Çözümlenmesi gereken ufak-tefek konular kalmıştır. Karanlık güçler ne yapacaklarını kara-kara düşünmektedirler. Adadaki sorunlar biterse düzenleri çökecek, kaçakçılık şebekeleri yok olacak, adadaki suç organizasyonları barınacak başka yer arayacaklardır.
   Heyhat! Artık yapacak fazla bir şey de kalmamış gibidir; anlaşma her an imzalanabilir!
   Tam bu sırada, liderlerden biri, uykusuz geçen gün ve gecelerin, gerilim yaratan pazarlıkların ve biraz da alkolün tesiri ile artık dinlenmek gerektiğini düşünmeye başlamıştır. Yaptıklarının doğruluğu konusunda güvenli değildir ve bu anlaşma için hazır olmadığını hissetmektedir. Zaman kazanmak için bir iki manevra yapar; daha önce kabul ettiğini söylediği bazı hususları yeniden tartışmaya açar. Barış konferansı dağılır.
   Adadaki sorunların çözümü için kararlı olanlar gelinen aşamadan memnundur. Uzlaşmaz lidere uygulanacak baskılarla yola kalınan yerden devam edileceğine ve kısa süre içinde bir anlaşma imzalanacağına yürekten inanmaktadırlar.
   Zaten karanlık güçlerin korkuları da geçmemiştir. Ya yeniden başlarsa! Karanlık güçler arasında da aklı çalışan insanlar vardır. Birisi dahiyane bir fikir geliştirir: “Yeniden başlamak mı? Hangi noktadan? Biz yeniden başlama noktasını yok edemez miyiz?”
   Karanlık güçler ne yapacaklarını belirlemiştir. Müzakere sürecinin kaldığı noktaları belirsiz hale getirecekler, yeniden başlamayı güçleştireceklerdir. Bu hedefe ulaşmak için yapabilecekleri çok şey vardır ama öncelikle son toplantı tutanağını yok etmelidirler. Toplantılarda tutanak tutanlar da insandır. Onların da aileleri, bu zorluklarla dolu dünyada geleceklerini temin etmeye çalıştıkları çocukları vardır. Müzakereler böyle biterse bir tutanakçı olarak yaptıkları işi kaybetme tehlikeleri bile söz konusudur. Biraz rüşvetle işi çözümlerler. Son toplantının tutanakları, diğer karalama kağıtları gibi evrak kıyma makinesine verilir.
   Artık pirincin taşını ayıklamak çok daha zor olacak; liderler yeniden başlamak isteseler bile nereden başlayacaklarını bilemeyeceklerdir.

Tutanak arayışı
    Kıbrıslı Rumlar, yana yana, 4 Temmuz 2017’de yapıldığını ileri sürdükleri toplantının tutanağını arıyorlar. Rum Dışişleri Bakanı, bu tutanağın “yazılı olmadığını” bile açıkladığına göre, şimdilerde artık sözlü bir tutanak mı aranıyor bilmiyorum ama Fileleftheros gazetesi bu tutanağın aranmasını başlıca haber konusu haline getirmiş görünüyor. Dışişleri Bakanı Hristodulidis, bu tutanağın elde edilebilmesi için zamanın BM görevlisi Eide ile özel bir görüşme bile yapmış. Eide, “tutanağın içeriğini ve nerede olduğunu bilmediğini” belirtmiş...
   Ne olacak? Böyle bir tutanak olsa ne olacak; olmasa ne olacak?
   Kıbrıslı Rumlar, bu tutanağın bulunması halinde, garantilerin olmayacağı ve Güzelyurt’un Rum tarafına verileceği bir başlangıç noktasından müzakereye başlayabileceklerini umuyorlar. Tutanak yoksa Güzelyurt da yok! Tutanak yoksa garantiler yerinde kalacak!
   Hay Allah! Tutanak gitti; Güzelyurt kaybedildi. Üstelik Türk askeri ve garantiler de kalıyor. Ne büyük felaket değil mi?

Anlaşma arayışı
   Tarih şimdiye kadar, uluslararası nitelik kazanmış bir anlaşmazlığın bir tutanağın olup olmadığına bağlı olarak çözümlendiğine tanıklık etti mi?
   Ortada bir tutanak var diye Güzelyurt’un Türk tarafınca Kıbrıslı Rumlara iade edileceğini, garantilerin olmayacağının baştan kabul edileceği yeni bir müzakere süreci başlatılacağını düşünebiliyor musunuz?
   Kıbrıslı Rumlar düşünüyor ama...
   Oysa Kıbrıslı Rumlar, Güzelyurt’u kendi kurucu devletlerinin topraklarına katmak istiyorlarsa Türk tarafına bunun karşılığında neler verebileceklerini düşünmelidirler. Eğer bugünkü garanti sistemi değişecekse, adada nasıl bir düzen kurulması gerekeceğini ve Türklere ne gibi başka güvenceler verebileceklerini hesap etmelidirler.
   Anlaşma isteyenler böyle elle-tutulur ve bizi bir anlaşmaya götürecek konularla ilgilenmelidirler.
   Ama Kıbrıslı Rumlar tutanak olup olmadığına bu gibi konulardan daha fazla ilgi gösteriyorlar. Gazeteler günlerden beri bu 4 Temmuz tutanağı ile ilgili senaryolar yayınlıyor; Hristodulidis Avrupa’da tutanak arıyor.
   Ne diyelim? 
   “Kolay gelsin” demekten başka ne yapabiliriz?   

YORUM EKLE