Aman hazırlıklı olalım; kritik günler geliyor!

    Dünkü görüşmelerde ne oldu; bilmiyorum!

    BM görevlisi Lute’un dün Akıncı ve Anastasiadis ile yapacağı görüşmeler gün boyunca “kritik” vurgusuyla yayınlandı ama neden “kritik” olduklarını anlayabilmiş değilim.
    Lute’nin, geçtiğimiz Aralık ayında, başlangıç noktalarını tespit etmek için bir taslak getirmesi bekleniyordu, olmadı! Neden olmadığını; o zaman neden başımıza kötü şeyler gelmediğini ve bütün kötü beklentilerin neden Şubat’a kalarak bu günleri bu kadar kritik hale getirdiğini de anlayabilmiş değilim!
Bu kritikliği anlayabilsek, aslında Kıbrıs sorununu ve belki de uluslararası ilişkilerin ne zaman kritik olduğunu, ne zaman olmadığını da çözmüş olacağız.

Önce bir hikâye
    Bu ‘anlama’ çabasını, yaşadığımız sürece sürdürmek zorundayız. Bu adanın üstünde yaşıyoruz, çocuklarımız vardı, şimdi torunlarımız da oldu. En azından onları nelerin beklediğini bilmek rahatlığına erişmek istiyoruz. Ve çabalamaya devam etmek zorundayız.
    Ama önce bir hikaye...
    Kızılderililer sonbaharda yeni seçilen genç büyücüye gidip sorarlar:
“Bu kış nasıl geçecek?”
Modern dünyanın adetleriyle yetişmiş genç büyücü eskilerin sırlarını bilmediği için meteorolojiyi arayıp sorar:
“Bu kış nasıl geçecek?”
Meteorolog “Sert geçecek gibi görünüyor” der.
Genç büyücü kabileye haber salar: “Kış çok sert geçecek.” Kabile tekrar odun toplamaya başlar.
Genç büyücü bir süre sonra meraklanıp meteorolojiyi yine arar:
“Bir gelişme var mı, durum nedir?”
Yetkili cevap verir :
“Valla bu kış daha öncekilere benzemeyecek galiba. Çok sert geçecek.”
Genç büyücü kabileyi toplar:
“Daha çok odun toplayın, kış çok sert geliyor!”
Kabile ormana yayılır, harıl harıl odun toplamaya başlar. Bir süre sonra büyücü meteorolojiyi tekrar arar:
“Bir değişiklik var mı?”
Yetkili “Valla ben böylesini görmedim. Feci bir kış geliyor” der. 
Genç büyücü dayanamayıp sorar: “Nasıl bu kadar emin olabiliyorsunuz?”
Meteorolog, biraz da endişeyle “Kızılderililer” der, “Harıl harıl odun topluyorlar. Hiç bu kadar toplamamışlardı.”

Kritikliğin kaynağı
    Bizim “soğuk kışımız” da, Lute’un geliş-gidişleri. Gelişi kritik, gidişi daha fazla kritik.
    Şimdilerde kritik diye nitelendirdiğimiz şey, yeni bir görüşme sürecinin başlamasına neden olabilecek şekilde bir “terms of referance-başlangıç noktaları” kağıdı hazırlanıp hazırlanamayacağıdır. Malum, bu konuda bırakın Türk ve Rum taraflarını, Türk tarafı kendi içinde bile anlaşabilmiş durumda değildir. Lute gelecek diye atışma durulmuştur ama hepimiz biliyoruz ki Türkiye ile Akıncı, müzakerelerin yeniden başlaması konusunda aynı fikirde değillerdir. KKTC hükümetinin kimin yanında durduğu ise muğlaktır...
    Akıncı, “zaman sınırı” koyulduğunu ima eden bir ifadenin bu kağıtta olması durumunda müzakereleri yeniden başlatmaya hazır görünüyor. Türkiye ise federasyon dahil bütün seçeneklerin görüşülebileceği bir ortam hazırlanmasında kararlı duruyor.
    Lute veya BM, kimin görüşüne göre hareket edecek? Acaba, bu durumun yarattığı bir kritiklikten mi söz ediyoruz?
    Bildiğimiz diğer bir gerçek de şudur: Rum/Yunan tarafı, müzakereleri sonuç almak için değil, daha geçen hafta Fransa ile imzaladıkları türden askeri anlaşmalar yapmaya rahatlıkla devam etmek ve bu arada gaz arama faaliyetlerini tehlikesiz bir şekilde sürdürmek için istiyor. Üstelik acilen başlatmak istiyor... Onlar için kritiklik yaratan şey, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’e sondaj gemileri ve donanması ile inmesi ama bunun karşılığında Fransa ve İsrail gibi devletlerin işin içine yeterince karışmamasıdır. Bu durum, bizim için de kritik sayılabilir tabii...
    Aptal meteoroloji uzmanlarının durumuna düştük: Kendi kazdığımız kuyuda debelenip duruyoruz. 

YORUM EKLE