Amerikan hükümeti kapalı da bizimkisi açık mı?

  Haberlerde okuyor veya dinliyor olmalısınız: Amerika Birleşik Devletleri’nde Başkan ile kongre arasındaki kriz nedeniyle hükümetin acil olmayan birimleri kapandı. Bugün itibariyle bu kapanma hali 25’nci gününe ulaşmış olacak. 
Basın-yayın organları pek çok hizmetin aksadığını duyuruyor olsa da, bu aksaklıkların ne olduğuna dair somut bir habere rastlamadık. Demek ki etkileri bize kadar ulaşan hiçbir olumsuzluk yaşanmıyor.

Bizdeki açık!
    Amerika’daki hükümet kapalı ama bizimkisi açık...
Dışişleri Bakanı New York’ta temaslar yaparken hükümet mensubu partilerin sözcüleri bakan aleyhine konuşmalar yapabiliyor ama bizim hükümet açık ve çalışıyor.
Kıbrıs sorunu söz konusu olduğu zaman, bu sorunun yaşadığımız diğer sorunların anası olduğunu belirten çok kişi vardır. Cumhurbaşkanı ve hükümeti oluşturan bazı partilerin yetkilileri de içinde olmak üzere pek çok devlet ve hükümet yetkilisi bu görüştedir sanırım. Bir yerde “sorunların anası” diye nitelendirdiğimiz bir sorun varsa, hükümetlerin birinci vazifesi, o sorunla ilgilenmek olmalıdır.
Geçen yılki seçimlerden sonra bir hükümet oluşturmak gerektiği zaman, Kıbrıs sorunu temel olarak seçilseydi, bugünkü hükümet oluşamayacaktı. Bu anlaşılabilir bir şeydir. Kıbrıs sorununa takılıp kalmanın diğer toplumsal sorunları da çözümsüz bırakması zaten iyi bir şey olmayacaktı. Toplumsal sorunlara öncelik veren ve böyle bir hükümet oluşumunu gerekli gören dört partinin liderleri, Kıbrıs sorununu dışarda bırakmayı uygun gördüler.
Ama Kıbrıs sorunu da yerinde durmuyor işte... Lute’un temasları devam ediyor. BM Barış Gücü’nün görev süresi ile ilgili karar alınması gerekiyor. Kıbrıs sorununda en azından güncel gelişmelere ilişkin ortak bir tutum belirlemek ve bu tutumun izleyicisi olmak gerekir. Bu görevin Türkiye ile uyumlu bir şekilde sürdürülmesi de kaçınılmazdır.
KKTC hükümeti açıksa, bu vazifeden kaçınmaması gerekiyor.

Sorunlar devam ediyor
    Başbakan ve bakanlar günde 24 saat çalışıyorlar gibi. Üstelik alışık olmadığımız kadar hukuka bağlılık ve şeffaflıkla görevlerini sürdürmeye çalışıyorlar.
    Buna karşın 2019 yılında bizi bekleyen ekonomik sarsıntıları nasıl göğüsleyeceğimize ilişkin en ufak bir açıklama duymadık. Türkiye’deki şirketlerin borç geri ödemeleri ve cari açık nedeniyle Türk Lirası’nın döviz kurları karşısındaki gerilemesinin 2019’da da ciddi bir şekilde devam etmesi bekleniyor. Bu KKTC’de pahalılığın alabildiğine artması demektir.
    Bu durumda hükümet ne yapacak? Ne gibi önlemler almıştır; ne gibi çalışmalar yapmıştır? Önümüzdeki dönemde, bu konu ile ilgili olarak yapacakları nelerdir?
    KKTC ekonomisinin böyle bir kriz karşısında en azından ayakta durabilmesi ve KKTC maliyesinin ödeme gücünü koruyabilmesi için Türkiye ile tam bir koordinasyon içinde olunması gerekiyor. Uzun zaman oldu, Türkiye ile ekonomik ve mali sorunlara ilişkin bir anlaşma imzalanmasını bekliyoruz. Bu konuda bir çalışma var gibi ama kamuoyu ne olduğunu veya hangi aşamada olduğunu bilmiyor. Ekim ayında imzalanması gereken anlaşma hala daha imzalanmadıysa KKTC hükümeti ne iş yapıyor diye sormak gerekiyor.
    Bazılarımızın “sorunların anası” olarak gördüğü Kıbrıs sorunu ile bir bütün olarak ilgilenilmeyecekse, en azından ekonomik ve sosyal sorunların üstüne daha kararlılıkla gidilmesi gerekir. Aksi durumda hükümet, var olma nedenini kaybedecektir. 

Açık ve kapalı
    Amerika’daki kapalı ama KKTC’de hükümet açık! 
Dünkü gazetelerimizin başlıklarına bakın mesela... 
    Grip herkesi kırdı geçirdi. Yurttaşların hepsinin, sağlık harcamasını devlet kurumlarından ve parasız olarak alma hakkına sahip olmasına karşın halk sağlık harcamalarının yükü altında eziliyor ama bizim hükümet açık; Amerika’daki kapalı!
    Bakanlar, suçlarla ilgili yasaları uygulamak için çırpınıyorlar. Posta Dairesi çalışanı oldukça açık olan suçlamalara karşın hala daha mahkemeye bile çıkarılamadı ama bizim hükümet hala açık! 
    Halk ne ile ısınacağını şaşırdı. Elektrik faturaları yeterince sıcak ama ısıtmaya yetmiyor! Elektrik sorununa çözüm bulamıyoruz ama bizim hükümet hala iş başında ve açık!
    Belki de doğrusu bu değil. Belki de doğrusu, işe yaramayan hükümeti kapatmak; kamu görevlilerini evlerine göndermek ve halkı kendi sorunları ile baş başa bırakmaktır. 

YORUM EKLE