Avrupa Parlamentosu’nda Kıbrıs konulu yıllık Türkiye raporunun görüşüldüğü oturumda konuşan DİSİ Avrupa Parlamentosu Milletvekili Lukas Furlas, Türkiye’nin Avrupa Birliği ile ilişkilerine yönelik sert ifadeler kullandı. Furlas, “Türkiye’nin Avrupa ailesinde yeri yoktur” dedi.
Furlas, konuşmasına rapor metninde “Türkiye” ve “ilerleme” kelimelerinin birlikte kullanılmasına atıf yaparak başladı ve bu ifadeyi “zor bir görev” olarak nitelendirdi. Türkiye’nin Kıbrıs’ta Avrupa topraklarını “yasadışı şekilde işgal etmeye devam ettiğini”, Yunanistan’ı “savaşla tehdit ettiğini” ve Doğu Akdeniz’de “istikrarsızlığa neden olduğunu” ileri sürdü.
Türkiye ile ilgili raporda yer alan gümrük birliğinin güçlendirilmesi ve savunma alanında iş birliği ifadelerini de eleştiren Furlas, bunun Avrupa Birliği açısından “yanlış ve tehlikeli bir mesaj” olduğunu savundu.
Söz konusu yaklaşımın, “işgal ve saldırganlığın maliyetsiz kaldığı” algısı yarattığını iddia etti.
Furlas, konuşmasının sonunda ise Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye yönelik mesajının net olması gerektiğini belirtti. Furlas, Türkiye’nin Avrupa ailesinde yeri yoktur” ifadelerini kullandı.
Georgiou: AB Türkiye konusunda çelişkili bir politika izliyor
Avrupa Parlamentosu’nda Türkiye’ye ilişkin yıllık raporun görüşüldüğü oturumda konuşan AKEL Milletvekili Giorgos Georgiou ise, raporun birçok gerçeği içerdiğini ancak bunları “sonuçta zayıflattığını” savundu.
Georgiou, Avrupa Birliği’nin Kıbrıs sorunu, Famagusta’nın geri dönüşü, kayıplar meselesi ve Türkiye’nin Kıbrıslı Türkleri “asimile ettiği” iddialarına yaptığı atıfları olumlu bulduğunu ifade etti. Bununla birlikte Türkiye’de demokratik gerileme, hukukun üstünlüğünün zayıflaması, belediye başkanlarının görevden alınması ve Doğu Akdeniz’deki gelişmeler gibi konulara da dikkat çekti.
Türkiye’nin mevcut yönetim altında “diktatörlüğe doğru kaydığını” öne süren Georgiou, buna rağmen Avrupa Birliği’nin Türkiye’yi stratejik ortak olarak görmeye devam etmesini “çelişki” olarak nitelendirdi. Savunma, ekonomi ve güvenlik alanlarında iş birliklerinin sürdüğünü belirterek, AB’nin politikalarının “siyasi etik yerine çıkarları öncelediği” eleştirisinde bulundu.
Georgiou, Türkiye ile ilişkilerin tamamen koparılmasına karşı olmadığını ancak bunun demokrasi, uluslararası hukuka saygı ve Kıbrıs sorununun adil bir çözümü şartına bağlı olması gerektiğini vurguladı. AB’nin Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik çabaları desteklemesi gerektiğini belirterek, bunun “son fırsatlardan biri olabileceğini” ifade etti.