Diyalog Gazetesi

İlk söz mülk sahibinin

GÜNEY

Mülkiyet konusuna değinen Rum Hükümet Sözcüsü Hristodulidis “bireysel hakkın tanınması çok önemli bir gelişmedir” diyerek, ana düşüncelerini açıkladı:

 Rum Hükümet Sözcüsü Nikos Hristodulidis, mülkiyet konusundaki görüşlerinin, yasal sahiplerin, ister Kıbrıslı Türk ister Kıbrıslı Rum olsun, ilk söze sahip olması şeklinde olduğunu açıkladı.
Politis gazetesine konuşan Hristodulidis; şu ana kadar üzerinde anlaşmaya varılan tek şeyin, “bireysel mülkiyet hakkının tanınması” olduğunu belirtti.
“Mülkiyet konusunda seçeneklerden birinin, tazminat olduğu, tazminatların da para anlamına geldiği, bununla birlikte bu paranın nereden bulunacağı veya kimin vereceği şeklindeki soruların gündemde olduğunun” sorulması üzerine Hristodulidis, paranın nereden bulunacağını söylemezden önce, ilk sözün mülk sahibinde olacağını söylemenin mümkün olduğunu, bunun da çözümün ekonomik bedelini azaltacağını ifade etti.
Kimin ilk söze sahip olacağı konusunun Türk tarafınca kabul edilip edilmediği yönündeki bir soru üzerine Hristodulidis, bunun müzakere masasında ele alınan bir konu olduğunu ve konu hakkında henüz anlaşmaya varılmadığını söyledi.
Hristodulidis, sözlerinin devamında, toplum ve Kıbrıslı Türkler arasındaki eğilimin, hak sahibinin ilk söze sahip olması şeklinde olduğunu iddia ederek, Güney Kıbrıs’ta taşınmaz mala sahip Kıbrıslı Türklerin de bulunduğunun unutulmaması gerektiğini belirtti.
Kriterlerle ilgili tam olarak ne görüşüldüğü sorusuna karşılık Hristodulidis, kriterlerin hiyerarşisi, mülkiyette bireysel hakkın tanınmasına ilişkin anlaşmanın nasıl uygulanacağının ve mülkiyet komitesinin ele alınacağını ifade etti.
Kuzey’deki Taşınmaz Mal Komisyonu’nun Mülkiyet Komitesi’nin Kuzey’de kaldırılıp kaldırılmayacağı sorusuna ise Hristodulidis “evet, elbette ki kaldırılacak” yanıtını verdi.
Bir başka soru üzerine Hristodulidis, mülkiyet konusunun çok karışık ve çok önemli bir konu olduğunu, kendilerinin, Kıbrıs sorununun çözümünden sonra kısa zaman içerisinde uygulanabilir ve hayata geçirilebilir olacak bir anlaşmanın sağlanması için çalıştıklarını belirtti.

Avrupa Kalkınma Bankası ve Maraş

Çözümü kimin finanse edeceği şeklindeki soru üzerine Hristodulidis, Avrupa Kalkınma Bankası’nın, kapalı Maraş bölgesi konusunu iki yıl önce ele aldıkları zaman, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’e, şehrin yeniden inşa edilmesine ilgi duyduğu yönünde mesaj verildiğini belirterek, bu ilginin devam edeceği düşüncesinde olduklarını ifade etti.
Mülklerin kullanıcılarının Kıbrıslı Türkler değil de TC kökenli veya Kıbrıslı Rum mallarını yasa dışı olarak satın alan başkaları olması durumunda ne yapılacağının sorulması üzerine Hristodulidis, kullanıcı koşulunun nasıl yorumlanacağı, ne anlama geleceği konusunda uzlaşmaya varılmadığını söyledi.
Hristodulidis, mülkiyet konusunun önemli bir konu olduğunu ayrıca “toprak ile TC kökenli vatandaşlar konusunun çözümünün” ekonomik boyuta da dayandığını ifade etti.
Bazı kişilerin, anlaşma planına “evet” veya “hayır” demesi konusuna şimdiden karar verdiği şeklindeki gözlemin sorulması üzerine Hristodulidis, toplumun büyük bir çoğunluğunun, herkesin önünde olduğunu ve günün sonunda, gerçek olgular çerçevesinde karar vereceğini düşündüğünü söyledi.
Hristodulidis, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in, halkın endişelerini giderecek bir planı halkın önüne koymak için çalıştığını belirtti.

İhtiyatlı iyimserlik

Bir başka soru üzerine Hristodulidis, olumlu bir sonuca ulaşılması için çalıştıklarını, kendilerinin, müzakere masasında var olan bazı gerçek olgular ışığında ihtiyatlı iyimser olduklarını da söyledi.

Hristodulidis, ihtiyatlı iyimserliklerinin, sadece Mustafa Akıncı’nın seçilmesine dayanmadığını, iyimser olmalarına olanak sağlayan bazı yeni olguların bulunduğunu ifade etti.
Hristodulidis, açıklamasında bir örnek vererek Türk tarafının, bugün, AB’nin, Kıbrıs sorunundaki tüm başlıkları yatay olarak etkileyeceğini kabul ettiğini, bunun da olgunluk gösteren yeni bir olgu olduğunu belirtti.
Bugün, aynı hedefe sahip olunmasının da önemli olduğunu ifade eden Hristodulidis, bunu Akıncı’nın da söylediğini ve bunu müzakere masasında da gördüklerini söyledi.
Hristodulidis, Türkiye’nin rolüne değinirken, Türkiye’nin rolünün belirleyici olduğunu yineledi ve Türkiye’nin somut faaliyetler içerisinde, Kıbrıs sorununda çözüm istediğini göstermesi gerektiğini savundu.
Uluslararası unsurun, “Geçmiş aşamalarda müzakerelere etkin bir şekilde müdahalesinin olduğu”nun belirtilerek, şu an bu yönden ilgi olup olmadığı şeklindeki soru üzerine Hristodulidis, müzakerelerdeki mevcut aşamada, uluslararası unsurun müdahil olmasına ilişkin geçmişin olayların gözlemlenmediğini, artık liderlerin ilk söze sahip olduğunu belirtti.

2016 kritik bir yıl 

Hükümet Sözcüsü Nikos Hristodulidis, bazı somut zaman takvimleri koymaksızın, Kıbrıs sorununun en kısa zamanda çözümlenmesini istediklerini, çözüme ilişkin irade gerçek olduğu zaman takviminin anlamının da bulunmadığını ifade etti.
Hristodulidis, bununla birlikte kendi değerlendirmesinin, 2016 yılının Kıbrıs sorununa ilişkin olarak kritik bir yıl olacağı yönünde olduğunu söyledi.
Amaçlarının, en kısa zamanda Kıbrıs sorununa çözüm bulunması olduğunu ve bunun için çalıştıklarını söyleyen Hristodulidis, bu sonuca ne zaman sahip olacaklarının ise müzakere sürecine ve sonuçlarına bağlı olduğunu belirtti.

1960 Anayasasında düzenlemeler

Yeni bir anayasa hazırlanırken başka bir devletten bahsedildiği şeklindeki görüşün sorulması üzerine Hristodulidis, 1960 Anayasası’nın, Kıbrıs’ta bir federasyonu belirleyecek anayasaya dönüşeceğini söyledi.
Hristodulidis, garantiler konusundaki bir soru üzerine ise, 2015’li yıllarda garantilerden bahsedilmesinin çağ dışı olduğunu, endişenin var olduğu konuların tümünde AB’nin garantiler ve güvenceler sağlamasının mümkün olduğunu savundu.

Sıradaki Haber
Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.