Hükümet partileri seçim düzenini kendilerine göre şekillendirmek istiyorlar: Karma oy kullanma olanağı seçmenin elinden alınsın; partiler seçimlere ittifak yaparak girebilsin ve yerel seçim ile genel seçim aynı günde yapılsın.
Seçmenlerin belli bir seçim sistemi ile oy kullanmaya alışması iyi bir şeydir ama KKTC seçmeni her seçim öncesinde yapılmak istenen değişikliklerle şaşkına çevrilmeye çalışılıyor. Demokratik seçimden beklenen, seçmenin iradesinin idareye yansıtılmasıdır. Aynı sistemle oy kullanmak, seçmenlere iradelerini daha kolay ve etkili bir şekilde ortaya koyma becerisi kazandırır. Buna fırsat vermek istemiyorlar!
Farklı siyasi partilere mensup milletvekili adayları iş birliği yaparak ortak listeler çıkarıyor ve karma oy kullanmaya eğilimli seçmenlerden oy talep ediyorlarmış… Bu, “siyasal bir eylem” değil mi? Parti yönetimleri bundan hoşlanmıyorsa bunun tedbirini kendileri alsınlar! Partisi için çalışmak yerine kendine ve başka partilerden adaylara karma oy istediğini saptadığı kişilerin partilerinden ihraç edilmesine kim karışabilir ki?
İdare tam bir partizanlık rejimine dönüştü. Kimi seçmenler farklı partilerden kendilerine yakın insanları destekleyerek ihtiyaç duymaları halinde bu kişilerin desteğini talep etme “hakkı” kazanıyorlar. Memlekette her şey hukuka ve adalete uygun yapıldığı halde “torpil” aramakta ısrar ettikleri söylenebilir mi? Bu düzeni kuranlar bizzat siyasilerin kendileri değil mi?
Seçmenlerin en azından bir bölümü, milletvekili adaylarına ve parti yöneticilerine “size oy vermeyeceğim” demek yerine “50 oyum var, bir tanesini de sana vereceğim” diyerek seçim ortamının geriliminden uzak durmaya çalışıyor. Belki de mühürcüdür ama karmacı görünmeye çalışıyor! Her kılığa girmeyi hak gören milletvekillerinin bu “görünüşü kurtarma” olanağını seçmenlerin elinden almaya ne hakkı var!
Gerçekten karmacı olanlar da vardır tabii… Partileri tutarsız görüp kendi hazırladığı liste ile başka bir “parti” veya “deste” oluşturmaya çalışan bu insanlar, karma oy kullanmaktan bile vazgeçerek boykotçu olurlarsa KKTC demokrasisi daha mı iyi olacak?
2016 yılında bütün KKTC tek bir seçim bölgesi haline getirilmek istendi. Sonunda ilçelerden gelen tepkilere karşı konulamadı ve tek seçim bölgesinden seçilecek milletvekillerinin ilçelere göre belirlenmesi kararlaştırıldı. Meclis, bir ucube yarattı! Tek bölge mi; çok bölge mi belli bile değil!
Her sıkıştıklarında bu ucubeyi büyütmeye çalışıyorlar. Günahı kendileri işledi, vebalini seçmenlere yükleyip ellerindeki hakları almaya kalkışıyorlar.
Yönetenlerin her sıkıştıklarında seçim sistemi ile oynaması, halka karşı işlenmiş bir “suçtur”. Bu suçu tanımlamak ve cezasını kesmek de sadece ve sadece seçmenlere kalmıştır. Bütün bunları kendine karşı işlenmiş bir “suç” olarak görüyorsa sandıkta cezalandıracak; değilse boş verecek ve başına ne gelirse çekecek!
Karma oy olsa ne olur; kalksa ne olur?
Paylaş
Konteyner Evler 2 Ay Önce
Devlet acilen konteynir evler sorununa bir cozum bulmalidir. Ulkemizde calisan ucuncu dunya insaat iscilerinin ev kiralarini, internet ucretlerini, elektrik ve su paralarini onlari calistiran muteahhitler karsiliyor. Ev kirasi vermemek icin de rast gele, bulduklari her yere konteynirlar ve iclerine de iscileri dolduruyorlar. Bunun icin mahalle aralarini bile kullaniyorlar. En yakin evden elektrik cekip, izin siz su kuyulari, foseptik cukurlari aciyorlar. Etraf pislikten ve ortalikta etekle dolasanlardan gecilmiyor. Bir sey denildiginde de ee, napalim yav, bu bizim milli giysimiz kulturumuz, ozgurluk var diyorlar. Bir facia veya pislikten salgin bir hastalik olmadan bu konteynir kentlere acilen dur denilmeli..
Konteyner Evler 2 Ay Önce
Konteyner Evlere artik bir dur denilmeli.. Belediyeler mi, Icisleri Bakanligi mi, Polis Teskilati mi her kim yetkilisiyle, derhal bir onlem alinmali, burasi benim arazim, istedigimi yaparim diyen taseron ve muteahhitlere gereken ders verilmelidir. Muteahhit ve Taseronlarin hepsinin bir suru daireleri var. Cok istiyorlarsa kendi dairelerine yerlestirsinler bu iscileri..!