İngiltere; Kıbrıs’ın 3 garantör ülkesinden biridir…
Kıbrıs Cumhuriyeti’ni resmen tanıdığı halde, Rumların önemli bir kısmı Kıbrıs sorununu, İngiltere’nin ‘böl ve yönet’ politikasına bağlıyor…
Hatta en sağcıları bile “Kıbrıs’ı bu hale düşüren başta İngilizler olmak üzere emperyalist güçlerdir” diyor…
Kıbrıs Türk tarafındaki aşırı milliyetçiler ise İngiltere’yi ‘Rum yanlısı’ olmakla suçluyor…
Halbuki; İngiltere ‘garantör ülke’ olmakla birlikte, 49 yıldan bu yana Türk askerinin adada bulunmasını mesele yapmıyor…
Çünkü; Kıbrıslı Türklerin çözüm yanlısı olduğunu ve bunu 24 Nisan 2004 referandumunda kanıtladığını biliyor…
İngiltere; ünlü İngiliz markalarının Kuzey Kıbrıs’ta satılmasına engel olmuyor…
Rumların saldırılarına karşın, uzun yıllar Gazimağusa limanından hareket eden gemilerin doğrudan İngiltere limanlarına narenciye taşımasına da engel olmadı…
Fakat Avrupa Adalet Divanı kararı sonrasında İngiltere mahkemelerinde açılan davayı Türk tarafının ciddiye almaması ve savunma avukatı dahi tutmaması karşısında ‘yargının emrini’ uygulamak zorunda kaldı…
Gazimağusa’dan İngiltere’ye narenciye ihracatının durmasının ana nedeni budur…
Kendi sorumsuzluğumuzun ve ciddiyetsizliğimizin cezasını çekiyoruz…
‘Vermeyin’ diye defalarca uyardı
Gelelim pasaport ve vize konusuna…
Kıbrıslı Türkler 1996 yılına kadar KKTC pasaportuyla İngiltere’ye seyahat edebiliyordu…
Havaalanında küçük bir giriş kartı dolduruluyor ve Kıbrıslı Türklere o anda 6 aylık vize veriliyordu…
Peki 1996’dan sonra İngiltere bu uygulamayı neden durdurdu?..
Merak ediyor musunuz?..
Bunun ana sorumlusunun yine bizleri yönetenlerin olduğunu öğrenmek ister misiniz?..
KKTC’nin yöneticileri o yıllarda yüzlerce kişiye pasaport vermeye başlamıştı…
Bunların önemli bir kısmı PKK üyesiydi…
Ama KKTC yöneticileri nüfusu artırma ve seçimlerde bu kesimden oy alma hevesiyle her isteyene vatandaşlık verdi…
KKTC pasaportunu alan yüzlerce PKK’lı Londra’ya giderek havaalanında siyasi sığınma talep etti…
Onlarcası KKTC pasaportunu yere atıp, üzerine çıkarak; Kuzey Kıbrıs’ta demokrasi ve insan haklarına uyulmadığını söyledi…
İngiliz makamları, o dönem yasaların verdiği hakları dikkate alarak, KKTC pasaportunu ayaklarıyla çiğneyip, sığınma talep edenleri geri çeviremedi…
Yasaların gereğini yaparak hepsine bedava ev verdi, maaş bağladı…
KKTC yönetimini “pasaport dağıtmayı durdurun” diyerek defalarca uyardı…
İngiliz Yüksek Komiseri, KKTC yetkililerini defalarca ziyaret edip, yaşanan durumu anlattı…
Bu durumun devam etmesi halinde Kıbrıslı Türklere vize uygulamak zorunda kalacaklarını söyledi…
Bırakın İngiliz ağlamaya devam etsin
KKTC yönetimleri, İngiltere’nin uyarılarını dinlemeden, leblebi dağıtır gibi pasaport dağıtımını sürdürdü…
Pasaportu alanların Londra’dan sığınma talepleri de devam etti…
Ve bir süre sonra Kıbrıslı Türklere yönelik vize uygulaması başladı…
Sınır kapılarındaki uygulama sonlandırıldı, herkes bulunduğu ülkenin konsolosluklarına yönlendirildi…
Mesele bu kadar açık ve nettir…
Siz kendi pasaportunuzu rezil ediyor, kendi halkınızın geleceğini düşünmüyorsanız; kabahati başkalarında arayamazsınız…
Kendi ettiklerimizi çekiyoruz bugün…
Sonra da ambargo edebiyatına sarılıyoruz…
Meselenin özü; bizlerin beceriksizliği, ciddiyetsizliği, iş bilmezliği ve dünya siyasetinden uzak ‘kabadayılık’ politikalarının uygulanmasıdır…
İyi haftalar…
Hasan Nuri 10 Saat Önce
İngilterede Yaşayan Yüzbinlerce Kıbrıslı Türkün büyük bir çoğunluğu da Bugünkü yazınız gibi Çağ dışı Kabadayı Poletikalarının KKTCyi batma noktasına getirdiğine İnanıyordur Sayın Akar .
Öz 4 Saat Önce
Kendi yanlışlarımızı görebilmeliyiz de,hiç yanlış yaptık diyen bir yetkili gördük mü?KTFDmühürü ile Mağusa limanını kullanırken, KKTC mühürü ısrarı yüzünden Mağusa limanını kaybetmemizi yanlış olarak gören, KTFDni, KKTC ye çevirmenin yanlış olduğunu, K/Türkleri azınlığa düşürecek kadar nüfusu vatandaş yapmanın yanlış olduğunu, Rum mallarını koçanlamanın hukukçuların uyarmasına rağmen yanlış olduğunu, Üniversite enflasyonunun yanlış olduğunu, iki devletli çözümün yanlış olduğunu, off shore bankacılığın yanlış olduğunu, gece kulüplerinin yanlış olduğunu, Türkiye’de Topal cinayetinden sonra kumarhanelerin kKKTC de açılmasının mafya örgütlenmesi getireceği nedeniyle yanlış olduğunu söyleyen bir yetkili var mıdır?