Kıbrıs sorunuyla ilgili tarihsel süreçte en önemli günlerden biri de 24 Nisan 2004 yılında gerçekleştirilen referandumdur…
Bugün unutulmaması ve sürekli canlı tutulması gereken bir gündür…
Özellikle Kıbrıslı Türklerin çeşitli etkinliklerle dünyaya mesaj vermesi için önemli bir fırsattır…
Bundan 22 yıl önce 24 Nisan günü; Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından hazırlanan ve AB tarafından da desteklenen kapsamlı çözüm planına yüzde 65 oyla “evet” demiştik…
Kıbrıslı Rumların yüzde 75’i ise siyasi liderliğin ve kilisenin etkisiyle “hayır” oyu kullanarak, adanın yeniden bütünleşmesini bertaraf etmişti…
Aradan 22 yıl geçtikten sonra bunları konuşmanın bir faydası var mıdır?..
Elbette vardır…
Annan Planı ‘İki toplumlu, iki bölgeli, siyasi eşitliğe dayalı’ federal çözümü öngörüyordu…
Rumlar o tarihte buna “hayır” diyerek 110 bin göçmenin evine, köyüne dönmesini engellemiş oldu…
Kıbrıslı Türkler ise, önceden verilen sözlere rağmen “evet” dediği halde ambargolardan kurtulamadı…
Avrupa Birliği “evet” diyen tarafı ödüllendireceğine “hayır” diyenleri tam üyeliğe kabul etti…
Adanın bir kesimine milyarlarca Euro akıttı…
Diğer kesimine gönderilen yardım miktarı 500 milyon Euro’yu da bulmadı…
İşte o nedenle her yıl 24 Nisan’da sesimizi yükseltmeli ve bizlere yapılan haksızlığı gür bir sesle tüm dünyaya anlatmalıyız…
Öncesi de önemli
Kuşkusuz; 2004 referandumu öncesindeki gelişmeleri de unutmamak gerekiyor…
Savaş sonrasında Kıbrıslı Türklerle, Rumların yeniden birleşmesi yönünde yoğun girişimler yapıldı...
Zamanın Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kurt Waldheim tarafından hazırlanan çözüm planını Rumlar kabul etmedi...
Bir diğer Genel Sekreter Perez de Cuellar ‘çözüm belgesi’ sundu yine reddettiler...
Amerikan Planı hazırlandı yine olmadı...
Nihayet 2004 yılında Genel Sekreter Kofi Annan’ın adını taşıyan kapsamlı bir plan hazırlandı ve referanduma sunuldu...
Planın hazırlanmasında başrolü, eski Cumhurbaşkanı Yorgo Vasiliu oynadığı halde, Rumların ezici bir çoğunluğu 24 Nisan 2004 referandumunda yüzde 75 gibi ezici bir çoğunlukla ‘Hayır’ oyu kullandı...
Kıbrıslı Türkler, geçmişte yaşanan acıları bir kenara itip “ortak bir gelecek” için çözüme güçlü destek verdi...
Özetle adanın yeniden bütünleşmesinin önünü tıkayan Rumlar oldu...
Adanın bugün bölünmüş olmasının temelinde, kilisenin ve dönemin Rum lideri Tassos Papadopulos ile eski AKEL Lideri Dimitris Hristofyas’ın, Kıbrıslı Rumları ‘hayır’a yönlendirmesi vardır...
“Evet” demiş olsalardı Kıbrıs’ın ekonomisi yükselişe geçer, herkes zenginleşirdi...
Maraş açılır, ülke turistlerle dolup taşardı...
O yüzden 24 Nisan 2004 referandumunun sonuçları her fırsatta dile getirilmeli ve Kıbrıslı Türklerin ‘çözüme katkısı’ dünyanın gözüne sokulmalıdır...
Atlantik 7 Saat Önce
Sayın Akar , Siz de olsanız Yönetilemeyen KKTC’nin bugünkü vahim Hali ile Avrupa Ülkesi Güney Kıbrıs ile KKTCnin Birleşmesine veya Ortak olmasına Evet dermisiniz yani ! Gerçekçi olmalıyız Kimsenin Tanımak Görüşmek Siyasi Diplomatik Ekonomik ilişki kurmak istemediği Yatırımcının Turistin Gelmediği KKTCye Türkiye hariç Hangi Ülke veya Uluslarası bir Şirket gelip de yatırım yapabilir ki ! Bugün Enflasyon ve Pahalılıktan girilemeyen KKTCnin tutulabilecek neyi kaldı ki ! Uluslararası Hukuk dışındaki Ben yaparım olur dediğimiz KKTCde yaptıklarımızın Yanımıza kalacağını mı düzünüyoruz yani ! Rum Mal sahiplerinin terketmek zorunda kaldığı Maraş’a Vakıf Malıdır özel Mülk yoktur pankartları koyan KKTC Halen kapalı olan Maraş için kendi Halkını kandırmaktan başka Dünyada kimi kandırabilmiştir ki ? Yüzde seksen Rum Mülklerinin olduğu KKTCde yağmalayıp Koçanlayıp Sattığımız Rum Mülklerinin Külliyemizdeki yöneticilerimiz de dahil Yanımıza kalacağını mı düşünüyoruz yani ? Yıllardır dikilitaş önünde Dünyaya meydan okuyan KKTCnin bugünkü haline niye Üzülüyoruz ki paralarını alıp da Kazıklayıp gönderdiğimiz İngilizlerin yardımımıza geleceğini mi düşünüyoruz ‘ Avrupa Liderleri AB Üyesi Güney Kıbrıs Kıbrıs Cumhuriyetindeler de Vareller Arasından girilemeyen Yasaklanmış KKTCye Bakmayacaklar mı yani !
Öz 1 Saat Önce
Gerek Türkler,gerekse kendilerini Helen kabul edenler, Yayılmacıdırlar Türkiye’nin tapu senedi olan Lozan anlaşmasına rağmen, Türklerin Batı Trakya, Kıbrıs,Ege adaları ve Kerkük Musul gibi yerlerde gözü var.Helenler İçin de durum aynı. Hala Pontus,Kapadokya, doğu Trakya ,İzmir,Egede Türkiye’de kalan 2 ada ve İstanbul. Onların bu yayılmacı kafa yapısı, yüzünden enosis hayaliyle hem kendilerini hem de Kıbrıs ‘ı felaketlere sürükledi. Annan planı da yayılmacı Papadopulos’un Osmosis kafası yüzünden geçerli olamadı. Buna Türk yayılmacılar bayram ettiler. Hala daha “ Yes be annem” sözü ile alay edip,Annan planına hayır diyenlere dua ediyorlar. Az daha sanki onlarınmış gibi “Kıbrıs’ı VERECEKTİLER” diyorlar. Bahçeli Tatar kaybedince akıl verip İlhak istiyor. Annan Planına evet demesi için çalışan o zamanki iktidar , yaptığımız araştırmalar ile Rumların planı reddeceklerini biliyorduk diyerek, pek de masum olmadıklarını söylemek durumunda kalıyorlar. İşte bunlar için AB şart. AB küçük devletler, prenslikler var. Hiç bir devlet de onları yok edip topraklarını ele geçirmeyi düşünmüyor. Mutluluk refah kalkınma ve insan haklarını düşünüyor. Hukukun üstünlüğünü düşünüyor