Diyalog Gazetesi

Ateşle oyun olmaz

KIBRIS

İlk İmar ve İskan Bakanı Hakkı Atun, feragatname verenlerin güneyde mal satamayacağını, bunun cezasının 5 yıl hapislik olduğunu belirterek, hükümetin yeni önlemlerine tepki gösterdi

Züleyha KARAMAN

Kuzey Kıbrıs’ın ilk İmar ve İskan Bakanı, eski Başbakan ve Meclis başkanlarından Hakkı Atun, KKTC hükümetinin ‘mülkiyet ve eşdeğer’ uygulamaları konusunda uzman kişilere danışmadan, yeni kararlar almasına tepki gösterdi. Atun, güneyde mal bırakan Kıbrıslı Türklerin Mal Tazmin Komisyonu’na başvurmasını öngören bu kararın birçok yanlışa neden olabileceğini söyledi.

Mülkiyet konusunun çok ciddi bir konu olduğuna dikkat çeken ve “ateşle oyun olmaz” diyen Atun “Kuzey’de devlet, güneyde kalan mal varlıklarına karşılık herkese kuzeyde verdiği malın karşılığında bir nevi mal sahibi durumuna gelmiştir. Feragat ederek, güneydeki bütün mallar kuzeyde devletimize kalmıştır. Yani Güney’deki bütün mallardan sorumlu bizim KKTC devletidir. Şimdi bu durumda bu uygulama nasıl olacak? Bu daha da bir karmaşa yaratır, daha da içinden çıkılmaz hale getirir” dedi.

Feragatnamelerin geçersiz sayılamayacağını, bu konudaki hukukçu görüşüne katılmadığını söyleyen Atun şöyle dedi:

“Vekalatnameler hiçbir şekilde geçersiz kılınamaz. Yani devlet yönetmek ve devletin uygulamaları yasalara dayalı olarak çocuk oyuncağı değil. O kadar hafife alınacak bir olay değil bu. Bu bir devlet ciddiyeti içeren büyük sorumluluk taşıyan bir olaydır. Duyuyoruz ki; güneyde malını satanlar çıkıyor, bu araştırılıyor mu? Güney’deki malına karşılık kuzeyde bir mal almışsa ve ondan feragat etmişse yani onu devletin sorumluluğuna bırakmışsa, nasıl olur da güneydeki malını dönüp satabilir. Ben hiç anlayamıyorum. Halbuki İskan yasası Güney’de mal satışını 5 yıl hapislikle yasaklamıştı. Dolayısıyla feragat etmek ve devletin buna karşılık Kuzey’de mal vermesi tamamen anayasaya ve yasalara dayalı işlemdir. O zaman devlet ciddiyetimiz sarsıntı geçirir, sorgulanma durumunda kalır.”

 

Kaynağı nerede bulacak?

Hakkı Atun, Diyalog’un sorularını şöyle yanıtladı:

Soru: Bakanlar Kurulu, KKTC vatandaşlarının da, güneydeki malının takası için Taşımaz Mal Komisyonun’a başvurmasını düzenleyen bir karar aldı. Bu kararı nasıl karşıladınız?

Atun:Bu komisyon henüz malının karşılığını alamayan mağdur insanlara nerde kaynak verecekmiş?.. Peki bizim kendi eş değer mal komiyonumuz ne güne duruyor? Yani onu lağvettimi, yoksa o artık mevcut değil mi. Ben ilk İmar İskan Bakanıyım, İsmet Kotak’ın Müsteşarı idim. İsmet Kotak, Barış Harekatı’ndan sonra büyük bir özveri ile cesaretle bu işlerin üzerine gitmiş ve konuları bir el altında toplamaya çalışmıştı. Ancak, bunların yasal bir zemine oturması benim bakanlığım dönemimde oldu. 4177 nolu İskan Topraklandırma Eşdeğer Mal Yasasını (İTEM) Meclis’den Nejat Konuk’un başbakanlığı döneminde geçirmiştik. 4177 nolu yasa bizim Kuzey’deki yaşamımızda ve devletin özellikle sosyal ve ekonomik altyapısında, yani yeniden üretime geçişte ve bir yerleşik düzene geçişte kilit rol oynamış bir yasadır. Yani nerdeyse anayasa kadar önemliydi ve onu ben 2 ayda meclisten geçirdiğimi hatırlıyorum.

Şimdi gönül arzu ederki bu konuda bilgimiz olsun, bu konuda çağrılıp görüşümüz sorulsun. 1983’te Cumhuriyet ilan edildikten sonra epey bir uyguluma yapılmıştı o güne kadar. Ben ikinci kez İskan Bakanı oldum, oldukça zor ve yıpratıcı bir bakanlıktı . Nejat Konuk beni, hatta bir gün emirvaki bir biçiminde ‘bu işleri biliyorsun ben seni İskan Bakanı yaptım’ deyip bana söz hakkı bile verilmemişti. Dolayısıyla ondan sonra, işleri süratlanedirmek için, süratle, güneyde bırakılan mala karşılık pratik bir yöntemle, savcılığın da görüşü alınarak mal dağıtmıştık. Yani bu konuyu A’dan Z’ye bilen ve uygulayan bir kişi olarak, Bakanlar Kurulu’nun kararının ne getirip ne götüreceğini tam bilemiyorum. Bu daha da bir keşmekeş mi yaratır düşünmek gerekir.

 

Mallar devlete kaldı

Kuzey’de devlet, bütün Güney’de kalan mal varlıklarına karşılık verdiği malın karşılığında bir nevi mal sahibi durumuna gelmiştir. Feragat ederek, Güney’deki bütün mallar Kuzey’de devletimize kalmıştır. Yani Güney’deki bütün mallardan sorumlu bizim KKTC devletidir. Şimdi bu durumda bu uygulama nasıl olacak? Bu daha da bir karmaşa yaratır mı, daha da içinden çıkılmaz hal getirir mi, bilemiyorum.

Konuyu daha da açarsam, Rumların Kuzey’e gelmek istekleri, 1974’den beri yapılan uygulama ve ortaya çıkan konut veya bina yapılaşmasından sonra Kuzey’e kim nereye nasıl gelecek sorusunun yanıtını, geçmişin iskan bakanı olarak, bulmakta çok zorlanıyorum.

 

Çocuk oyuncağı değil

 

Soru: Bu karar, feragatnameleri geçersiz kılar mı?

Atun:Hayır, benim kanaatime göre hiçbir şekilde geçersiz kılamaz. Yani devlet yönetmek ve devletin uygulamaları yasalara dayalı olarak çocuk oyuncağı değil. O kadar hafife alınacak bir olay değil bu. Bu bir devlet ciddiyeti içeren büyük sorumluluk taşıyan bir olaydır. Duyuyoruz ki Güney’de malını satanlar çıkıyor, bu araştırılıyor mu? Güney’deki malına karşılık Kuzey’de bir mal almışsa ve ondan feragat etmişse yani onu devletin sorumluluğuna bırakmışsa, nasıl olur da Güney’deki malını dönüp satabilir, ben hiç anlayamıyorum. Halbuki İskan yasası Güney’de mal satışını 5 yıl hapislikle yasaklamıştı. Dolayısıyla feragat etmek ve devletin buna karşılık Kuzey’de mal vermesi tamamen anayasaya ve yasalara dayalı işlemdir. O zaman devlet ciddiyetimiz sarsıntı geçirir, sorgulanma durumunda kalır.

Soru: Avukat Mustafa Asena da feragatnamelerin baştan beri geçersiz olduğu görüşünde. Siz ne diyorsunuz?

Atun: Ta baştan geçer siz mi diyor, hayal mi görüyor acaba. Yani 40 senedir yapılanlar şaka mıydı? Sayın avukat böyle bir şeyi nasıl söyleyebilir. Devletin varlığına inanmıyorum mu demek istiyor. Bunlar hep anayasaya ve yasalara dayalı olarak yapılmıştır. Ne demek ‘ta baştan geçerli değildi’. Bu uygulama, hala bir şey almamış bir kişi ise, yani KKTC ile bir işlem yapılmamışsa belki onlar için bir tatmin etme, bir tazmin etme sağlıyorsa onu anlamaya çalışırım, anladım da diyemiyorum. Bu uygulama (TMK) Kuzey’de mal bırakan Rumlarla ilgiliyken, Güney’de mal bırakan Türklerle ilgisi nasıldır ve nasıl uygulanacak, bu noktada bir şey söyleyemem. Ama feragatnameler ortadan kalkar demek tamamen kendi kendimizi inkar etmek anlamına gelir.

 

Politikalar Türkiye ile yürütüldü

 

Soru:Anayasa ve yasalar kapsamında, Güney’de bırakılan mala karşılık Kuzey’de kalan Rum malı dağıtıldığını söylediniz. Özellikle, Güney’de mal bırakmayanları da bu uygulamadan yararlandırmak ne kadar doğruydu?

Atun: İş işten geçtikten, o günün koşulları unutulduktan veya bazı uluslararası mahkeme kararlarından sonra şimdi böyle bir ahkam kesmek... Ama o günün koşullarında Türkiye ile birlikte yürütülen politikayla biz bunu uyguladık. Tahsisten hak sahibi dediğimiz, gerek Türkiye’den gelen, gerekse Güney’den gelen, toprağı ve mülkü olmayan ya da az olan kişileri de bir nevi toprak reformu yaparak, onları da topraklandırdık. Bugün vardığımız ekonomik düzey tarihimizde görülmemiştir. Dolayısıyla bunları yapmamış olsaydık bugün olduğumuz noktada kesinlikle olamazdık. Bütün ambargolara rağmen Kıbrıs Türk halkı devletinin çatısı altında, hiç görmediği, göremeyeceği bir refah düzeyine ulaşmıştır. Dolayısıyla şimdi o gününün koşullarını, o günün yönetim biçimini unutarak böylesine bizi zayıflatacak, devletimizi zora sokacak beyanatlarda bulunmak tamamıyla işgüzarlık.

Soru: Rum mallarına tapu dağıtılması doğru muydu?

Atun:Elbette doğruydu. Bunu çok bilerek yaptık. O günün bütün politikacıları, meclisi bu konularda sorumludur. Çünkü, ilk geçirdiğim ve yukarıda bahsettiğim yasa, 8 yıl devredilemez, verilemez ve koçan verilmesi de söz konusu değildi, kesin tasarruf belgesi verilecekti. Ancak ondan sonra Kıbrıs sorununun uzayıp gitmesi ve bizim ekonomik kalkınmamızda ipotek dahi verilememesi, kesin tasarruf belgesinin bankalarca kabul edilmemesi, artık mecliste bu konuda oluşan görüş ışığında, sırayla bakanlık yapan arkadaşlarımız koçan vermeyi de artık kuzeyde kalıcı bir toplum olduğumuzu dünyaya daha da belirtmek için, hala öyledir, bunu yapmak durmundaydık. Kuzey’deki bütün Rum mallarını, anayasa uzmanlarına da danışarak, bütün Kuzey’deki yabancı mallar, Rum malları istimlak edilmişti. Devletin mülkiyetine geçirilmiş, 7576 sayılı yasalardır bunlar, bu toplu mal Maliye Bakanlığı’nın zimmetine geçirilmişti, o yasaslara dayalı olarak biz ondan sonra, belli bir sistem dahilinde puan sistemi getirerek, kılı kırk yarararak 13 tane tüzük geçirerek bu uygulamları yaptık. Şimdi, vardığımız noktayı da unutarak devletimizi de unutarak, ‘bunlar yanlıştı’ diyoruz. Bu kime yarar Allahınızı severseniz, bana birisi söylesin.

 

Sıradaki Haber
Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.