Diyalog Gazetesi

Hesabı verilmeli

KIBRIS

Diyalog; çöpe atılan 200 milyonluk ilaç konusunu eski Sağlık Bakanları’na sordu

 Çiğdem AYDIN

Sağlık Bakanlığı’na bağlı İlaç ve Eczacılık Dairesi’nin ambarlarında bekletilen ve kullanım tarihi geçtiği için çöpe atılan 200 milyonluk ilaç konusunda ne tür adımların atılacağı merak konusu. Diyalog’un görüşlerine başvurduğu eski Sağlık Bakanlarından Mustafa Arabacıoğlu yargıya gidilse sorumlular yargılansa kim olursa olsun hesabı sorulsa bir şeyler düzelecek” dedi.
Görüşüne başvurulan 6 eski Sağlık bakanından biri olan Ahmet Kaşif ise Diyalog aracılığıyla yargı yolunu işaret etti. Kaşif “Bana gören burada sorumluluklar hükumetlerdedir. Sağlık Bakanlığı şikâyetçi olacak yargı yolu açılacak bu kadar basit” şeklinde konuştu.
Diyalog’un “2002 yılından, İlaç Eczacılık Deposunda 200 milyon TL’lik ilaçlar israf oldu. Konuyla ilgili görüşünüz nedir? Bu nasıl olur? Sizin dönemizde nasıldı? Envanter tutulmaz mı? Bundan sonrası ne yapılması gerekir? Sorusuna Mustafa Arabacıoğlu, Ahmet Kaşif, Filiz Besim, Eşref Vaiz, Ertuğrul Hasipoğlu ve Faiz Sucuoğlu’nun verdiği yanıtları yayınlıyoruz:



Mustafa Arabacıoğlu: Hesabı sorulmalı
“Önemli bir konu. Biz geldiğimizde 2001 yılında İlaç Eczacılık Dairesi Ortaköy’de idi. O binada en üst katta idi. Bugün Genel eski Hastanedeydi sular dışında tırlarda dururdu ve ambulanslara yüklenip öyle taşınırdı. Biz geldiğimizde Peyak’ta sorun yaşanmıştı ve o binayı aldık. İlaç Eczacılık Dairesi ve deposu olarak kullanıma aldım. O dönem Sanayi Dairesi de istemişti ama Sağlık Bakanlığına aldık büyük bir mücadele sonucu. O binada bilgisayar sistemi kurdum ne kadar ilaç gelir ben kadar ilaç çıkar ve kayıt altına almıştım. Hatta bir oda vardı server odası orayı soğuk zincir kırılmasın diye aldık. Bilgisayar sistemine geçildi. Gelen ilacı sen geridekileri öne almazsan eskiler arkada kalırsa kullanım tarihleri geçer. Çalışanların da sorumlukları vardır. Ben 2004 Ocak ayında bakanlıktan ayrıldım. Benim de sorumluluğum varsa bunun arkasında dururum. Envanter tutuluyordu hatta 2002 de Aralık ayında hatırladığım kadarıyla İlaç Eczacılık deposunda yangın çıkmıştı. Taşındık ve envanterimiz de vardı. Hatta o dönemde karne çıkardım kayıt altına alınsın diye ve hastalara iki aylık ilaç verdik insanlara eziyet olmasın diye sonra. Şu anda 2 milyon TL rakam büyük bir rakamdır bugün Türkiye’den 700 milyon alıyoruz alt yapıları yapmak için ve bu Devlet 2 milyon TL’yi çöpe atıyor bu kabul edilemez. Bugün bir eczaneye gidin ilaçlar okutulur ve düşer envanterinden. Bunu her özel eczane yapıyor bunları kayıt altına almak için alim olmaya gerek yok. Bilgisayar sisteminden düşülür şimdi durum nedir bilmiyorum. Şu anda bir kayıp vardır ve yargıya taşınmalıdır zaten ne olduysa başımıza hep o yaptı bu yaptı deyip oturmaktan geldi. Oysa devletin kaybı büyük ve yargıya gidilse sorumlular yargılansa kim olursa olsun hesabı sorulsa bir şeyler düzelecek.” 

Ahmet Kaşif: 2012’de önerim kabul edilmedi
“İlaç sarfiyatı ne yazık ki kabul edilebilir değil. Ben 2012 yılında Bakanlığım döneminde hükumete bir öneri yaptım. İlaç sarfiyatını önleme ayrıca devletin ilaç satar konumdan çıkarılması için Sosyal Sigortaların kullandığı sistemi önerdim. Hasta gidecek doktora muayene olacak doktor reçetesini yazacak hasta istediği eczaneden gidecek hiç koşuşturma bürokrasi olmadan ilacını alacak. Hasta Sosyal Sigortalıysa zaten aldığı ilacın yüzde 20’sini ödeyecek eczane sigortalardan ödenecek. Sistem aslında bu kadar basit böylece devlet ilaç satan konumdan çıkacak. Bu önerimin arkasındayım o dönemde öneriyi yaptım kabul etmediler. Eczanelerde kayıt var kaç ilaç girdi kaç ilaç satıldı bilgisayara işleniyor kaçak göcek, bozulma vs.. olmaz ama kabul edilmedi. Benim Bakanlık dönemimde depomuzda kalan ilaç yok denecek kadar azdı bu kadar ciddi bir sarfiyat yoktu. Ben sürekli geziyordum kontrol ediyordum eksik ilaçları olanlara da sevkiyatını yapıyordum. Evrak açarak konuşmak gerek. Bana gören burada sorumluluklar hükumetlerdedir. Sağlık Bakanlığı şikâyetçi olacak yargı yolu açılacak bu kadar basit.”

Filiz Besim: 2011’den beri ilaç imhası yapılmadı 
“2011 yılının mart ayından beri ülkemizde ilaç imhası yapılmadı. Neden, çünkü imha yapılacak tesisimiz yoktur bizim dönemde de bir önceki dönemde de Türkiye Cumhuriyeti’ne (TC) bu ilaçların imhası için müracaat ettik ancak TC yasalarına göre tıbbı atık dışardan alınmıyor. Bunun için KKTC’ de özel tesis oluşturuluyordu bir iki ay önce bu tesis açıldı. Bu ilaçlar neden imha edilemiyor çünkü bu ilaçlar toprağa karışır ve yer altı sularına ulaşır dolayısıyla gömülemez Güngör çöplüğüne de dökülemez çünkü kimyasaldır. İmha için uygun tesis yapılmadığı için imha edilmedi. Çok ciddi bir bilgi kirliliği vardır bundan kimse bahsetmiyor. Neden Sağlık Bakanlığında birikir bu ilaçlar çünkü bütün eczanelerin tarihi geçmiş ilaçlarını da Sağlık Bakanlığı toplar bu nedenle orada biriktirilir. Bu yıllarca bu şekilde birikti. Ben de gördüğüm zaman şok olmuştum bu nedenle başka bir yere taşıdık oradaki bazı ilaçları. Örneğin bir ara kuş gribi salgını vardı onun için de birçok ilaç geldi ama insanlar o kadar hasta olmadı onlar da kullanılmadı bunu örnek vermek için söyledim. Şu anda koparılan yanlış bir yaygara vardır bu ilaçlar 2011 yılından beridir imha edilmeyi bekliyor. Artık KKTC ciddi bir ilaç politikası yapmalıdır. Devlet artık ilaç satmaktan vazgeçmelidir. Bu sektörden çekilmelidir. Hasta artık herhangi bir eczaneden ilacını alabilmeli. İlaç Eczacılık Dairesi çok önemli ve stratejik bir kurumdur ama gerçek görevi denetimdir. Planlama yapmaktır ne yazık ki bu daire kendi öz görevini yapamıyor. Bu sistemi oturtmak gerekiyor. Biz hazırladığımız sistemi hayata geçiremedik bana göre, her hasta ilacına kolay ulaşmalıdır bunun için doktorun reçete yaptığı ilaç herhangi bir eczaneden alınabilmeli ve sigorta ödemelidir. Yüzde yirmisini sigortalı öder gerisini sigortadan alır eczaneler sisteme dahil edilmeli. Ada genelinde yaklaşık 300 eczane var bu görevi peki tabi ki onlar yapabilir. Bu eczaneleri sisteme dahil ederek hastaların ilaca olan ulaşımını kolaylaştırmak gerekir.”

Eşref Vaiz: Bizim ilaç alacak paramız yoktu 
“Ben Bakanlığı 2009 da devrettim. Bizimle ilgili birikmiş ilaç yoktu biz ilaç alacak parayı zor bulurduk. 2010 yılından sonra hesapsız kitapsız alındıysa artan ilaç olmuştur. Otomasyon sistemine geçmediler kayıtlı hasta sayısı ve başvuracak olanlar belli olmadığı için ilaç ihalelerinde tahmini alım üzerinden çıkılıyor. İlaç eczacılık dairesi müdürü hastanelere soruyor örneğin size eczanenize bu yıl ne kadar hangi ilaçtan talebiniz var diye soruluyor. Örneğin 30 bin kutu antibiyotik isteniyor 60 Bin kutu ağrı kesici vs… bütün hastanelerden veriler alınır peki onlar neye bakarak verirler bu rakamları. Geçen yıl bu kadar kupür vardı o zaman biz biraz daha fazla isteyelim şeklinde veriliyor. Örneğin insülin hastaları için kayıtlıdır çünkü eczanelerde de satılmaz. Onlar kayıtlıdır. İlaç tüzüğü vardır bu konuda bir ilaç tüketme, yok etme tüzüğümüz vardır buna göre, ihtiyaç fazlası olan ürünü nasıl imha edeceğiz yazılıdır. Bakanlık bunu uygun gördüğü şekillerde imha edebilir. Bu ilaçlar uygun şekilde yok ediliyor. 2009 yılında bizim stoklarımızda ilaç yoktu. Beni aspirin yoktu diye manşet yapıtlardı. Hatırlatırım. Esas sıkıntı nüfusun artışı, hasta sayısının bilinmemesi ada ekonomisine dayalı nüfusa ek olarak gelen işçi sayısı bilinmiyor bunlar hep sorun yaratıyor ilaç sıkıntısı yaratıyor. İddiaları doğru bulmuyorum. Bu ilaç israfının altında yatan başka şeyler de var olduğuna inanıyorum. Eczaneler alsın ilaçları devlet ödesin diyorlar peki eczanelerin devletin aldığı fiyattan alabilecek durumu var mıdır tartışılmalıdır. Vatandaşa kaça verecekler devlete kaça verecekler örneğin devletin 3 kuruşa alacağı ilacı özel eczaneler kaç paraya alacaklar tedarik nasıl olacak. Peki, sigortalar bu yükü taşıyabilecek mi mesele budur.”

Ertuğrul Hasipoğlu: Artık ilaç eczanelerden alınmalı
“Ben 1996\ 98 de bakanlık yaptım. Ben gayet disiplinli bir Bakanlık yönettim. Oldukça hassas olduğum bir konuydu. Benim zamanımda atıldı alınacak olan alındı. Bir çukur kazarlar atarlar içine. Çok dikkatle hareket edilmeli her ay her sene mevcut ilaçların ömrü ne kadardır atılacaklar yakın mı ihalelerde ona göre yapılmalıdır. Her ay her sene kontrol etmek lazım hangi hastalıklarda ne kadar kullanılır belirlenmesi lazım. Aksi halde az kullanılandan çok alınırsa sarfiyat çoğalır. Bence artık sigortalar ödedikten sonra özel eczanelerden alınmalı. İlaç eczacılık sadece şeker hastaları, kanser hastaları belki kalp hastaları gibi hastaların ilaçlarını getirmeli çünkü onlar pahalı ilaçlardır ihaleleri önemlidir rant kapısına dönülmemeli bunun dışında antibiyotiktir, ağrı kesicidir ve benzeri ilaçlar eczanelerden alınabilir pahalı olanları da İlaç Eczacılık getirebilir onlar kayıtlıdır ve bellidir bu tip hastalar için çıkılacak ihale de bellidir.” 
Faiz Sucuoğlu: Rakamı kim nasıl tespit etti? 
“200 milyon TL’lik bir rakam olduğunu kim nasıl tespit etti. Bunun yanıtı verilmelidir. Bana göre, basınla paylaşılmadan önce Sayıştaylık daha öncede 2 kez bu konuyla ilgili rapor hazırladı. Bu şekilde yüzeysel tartışmalar olmamalıdır. Bu tür iddialar zarar vericidir. Bunlar afaki konuşmalardır bu konuda belgeleri olmalıdır. Hangi dönemde ne kadar ilaç sarfiyatı oldu onu görmek lazım neden böyle oldu bunları da konuşmak gerek. Suriye ve Pakistan’dan gelen ilaçlar vardı etken maddeleri yanlıştı (yetersiz) onlar da dâhil mi bunlar hep açıklanmalıdır. Bu ilaçlar laboratuvara götürülüyor mahalle ortasında tutuluyor bu da doğru bir yöntem değildir. Bu ilaçları yok edecek bir mekanizma yoktur yıllardır bu şekilde birikti eğer verilen rakamlar doğruysa. Benim dönemimde TC ile yazışmalar yapıldı imhası için fakat TC dışarıdan gelecek kimyasal herhangi bir atığı kabul etmiyor. Başka ülkeler de aynı şekilde kendi ülkelerine sokmuyor.” 

Sıradaki Haber
Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.