Suna ERDEN
Şirketler Mukayyitliği’nde görev yaptığı 2005-2014 yılları arasında, resmi evraklar üzerinde söktüğü pulları marka tescil başvurusu yapan kişilerin evraklarında yeniden kullanan ve vatandaşlardan nakit para alarak, 17 bin 400 TL temin eden emekli memur M.T. hakkındaki dava 12 yıl sonra karara bağlandı. Lefkoşa Ağır Ceza Mahkemesi’nde “kamu görevlileri tarafından sirkat, senet ve kayıtlara kasti hasar, vergi amaçlı kullanılan pulları hile ile çıkarmak ve tasarruf etmek” suçlarından yargılanan sanık bir yıl hapse mahkum edildi.
Damga pullarını sökerek çaldı
Kararı okuyan Yargıç, sanığın Şirketler Mukayyitliği’nde görev yaptığı 2005-2014 yılları arasında, resmi evraklar üzerinde bulunan damga pullarını sökerek aldığını belirtti. Yargıç, sanığın marka tescil başvurusu yapan kişilerden alınması gereken damga pulları yerine nakit para tahsil ettiğini, daha önce sökerek muhafaza ettiği pulları ise yeni evraklar üzerine yapıştırmak suretiyle yeniden kullandığını ifade etti. Yargıç, sanığın bu yöntemle toplam 17 bin 400 TL temin ettiğini söyledi.
Ağır ceza yargıcı, sanığın dört ayrı davadan itham edildiğini ve yargılama sürecinde suçlarını kabul ettiğini belirtti. Mahkemenin, sanığı tüm davalardan suçlu bulup mahkûm ettiğini açıklayan yargıç, kamu görevlileri tarafından sirkat suçunun azami 7 yıl hapis cezası öngördüğünü, diğer suçların da kamu düzenini ve kamu güvenini zedeleyen ciddi ve vahim suçlar kapsamında değerlendirildiğini vurguladı.
Sanığın eylemlerinin 2005-2014 yılları arasında defaten işlendiğine dikkat çeken Yargıç, suçun bir anlık hata veya dikkatsizlik sonucu işlenmediğini, planlı ve süreklilik arz eden bir davranış biçimi sergilediğini kaydetti. Yargıç, bu hususun sanık aleyhine ağırlaştırıcı faktör olarak değerlendirildiğini ifade etti.
Meblağ yüksek değil
Yargıç, sirkat edilen meblağın çok yüksek olmamasını ve sanığın temin ettiği paranın tamamını geri ödeyerek tazmin etmiş olmasını ise lehine hafifletici unsur olarak değerlendirdiklerini belirtti. Olayın polise 2024 yılında intikal ettiğini, sanığın ilk andan itibaren gönüllü ifade vererek iş birliği yaptığını kaydeden Yargıç, tahkikat ve dosya hazırlama sürecinde gecikme yaşandığını söyledi.
Yargıç, davanın gecikmesinde sanığın herhangi bir etkisi bulunmadığını, buna rağmen uzun yıllar yargılanmayı beklediğini ve belirsizlik içinde kaldığını ifade etti. Anayasa gereği herkesin makul süre içerisinde yargılanma hakkı bulunduğunu vurgulayan Yargıç, bu hususun da sanık lehine hafifletici etken olarak dikkate alındığını belirtti.
Mahkemenin, tüm ağırlaştırıcı ve hafifletici unsurları birlikte değerlendirdiğini kaydeden Yargıç, sanığın bir yıl hapis cezasına mahkûm edildiğini açıkladı.