Diyalog Gazetesi

Kontinental sistemde yargılama

KIBRIS

YASAL SORUNLAR
KKTC Yargısının Saygınlığı (3)

Taner Erginel
Emekli Yüksek Mahkeme Başkanı 

Türkiye’de uygulanan Kontinental veya Kıta Avrupası sisteminde yargılama yöntemine Inquisitorial ( Araştırıcı ) yargılama yöntemi denir. Bu yöntemde yargılama, iki eşit taraf arasında değil, ülkede hukuk düzenini uygulamak isteyen devlet adına yapılmaktadır. 

Gerçeği arama ve bulma görevi taraflarda değil devlet adına hareket eden yargıçtadır. Bu nedenle yargıç aktif bir rol üstlenir. Duruşmalarda soruları yargıç sorar. Yargıç tarafların iddialarını dikkate almakla birlikte bunu kendi görevini daha iyi gerçekleştirmek için yapar. Yargıcın görevi yasaları uygulamaktır. Yasaların her hususu en ince ayrıntısına kadar belirtmesi ve yargıcın bu kuralları aynen uygulaması beklenmektedir. 

Kontinental sistemde yargıcın gerçeği araması ve inisiyatifi ele alarak emredici kararlarla davayı yönetmesi ilk anda daha süratli ve daha adil bir yargılama olacağı izlenimini verebilir. Böylece avukatların davaları erteleme içgüdüsünün önüne geçileceği düşünülür. Ancak pratikte gerçekleşen sonuç bunun tam tersidir. Deneyimlerimiz iki tarafın iradesi sonucu gerçekleşen yargılamanın yani Anglosakson sistemin daha erken sonuçlandığını ve daha iyi sonuç verdiğini göstermiştir.

Anglosakson sistemde bozulmalar olması 

KKTC yargısının eleştirilmesini önlemek ve saygınlığını artırmak için bir grup hukukçu arkadaşla başlattığımız çalışmada ilginç sonuçlara ulaştık. Her şeyden önce Anglosakson sistemi uygulayan ülkelerde yargıçlara daha fazla saygı duyulduğunu gördük. Buna rağmen bu sistemin de kusurlu yanları olduğunu öğrendik. İngiltere dahil Anglosakson sistemi uygulayan ülkelerde zaman zaman bozulmalar olduğunu ve sıkıntılar yaşandığını saptadık. 

 İngiliz İstinaf Mahkemesi yargıcı Lord Denning’in bir kararında belirttiği sözleri anımsayalım. “İngiltere’de yargının son derece düzgün çalıştığı ve tek kişinin bile haksızlığa uğramadığı bir dönem olmuştur. Bugün İngiltere’deki yargı için aynı şeyi söyleyemem.” Bu sözler geçmişte sistemin düzgün çalıştığını fakat zamanla bozulduğunu göstermekteydi.

Yargının düzgün çalışması yargıya ve dolayısıyla yargıçlara saygı duyulması sonucunu doğurmaktadır. O zaman sormamız gerekiyor. Geçmişte sistemin daha düzgün çalışması nasıl mümkün oluyordu? Hangi nedenlerle bozulma gerçekleşti? Yargıçlara duyulan saygı neden azaldı?

Yaptığımız gözlemler ve çalışmalar gösteriyor ki Anglosakson sistem Kontinental sistemden daha adildir. Topluma daha fazla güven ve huzur verir. Buna rağmen bu sistemde de bozulmalar olmasının nedeni şu veya bu nedenle sistemin temel ilkelerinden uzaklaşılmasıdır. KKTC yargısında yaşadığımız sorun budur. 

Birlikte çalıştığım arkadaşlarla biz de bu sistemi okullarda öğrenme fırsatı bulamamıştık. Bu nedenle özel bir gayret göstermek zorunda kaldık. Daha sonra öğrendiklerimizi genç hukukçulara öğretme çabası içine girdik. 

Özetlersek geçmişte Mahkemelere duyulan saygıyı yeniden canlandırmak için sistemin temel ilkelerinin öğrenilmesi ve hatasız uygulanması gerektiğini düşünüyoruz. Deyim yerindeyse sistemimizin fabrika ayarlarına dönülmesini öneriyoruz. 

İki sistemi bir birine karıştırmanın sakıncaları 

KKTC de karşılaştığımız sorunlardan biri sistemin temel ilkelerinin bilinmemesi ve bu ilkelerden uzaklaşılmasıdır. Diğer bir neden ise Türkiye’de uygulanan Kontinental sistem kurallarının bilerek veya bilmeyerek Anlosakson sistem içine alınmasıdır.

Yaptığımız araştırmalar bize iki hukuk sistemini bir birine karıştırmanın doğru olmadığını aksine sakıncalı olduğunu göstermiştir. Bunun nedeni iki sistemin ilkelerinin bir birinden çok farklı, hatta ters olmasıdır. Birinde doğru olan diğerinde yanlıştır. Bazı akademisyenlerin ifadesine göre bu durum trafikte yolun solunda veya sağında gitmeye benzemektedir. İki yöntem bir birine karıştırıldığı zaman durum trafikte bazen yolun solunda bazen de sağında gitmeye benzeyecektir. O zaman kazaların meydana gelmesi kaçınılmazdır. KKTC dahil bir çok Anglosakson ülkesinde yaşanan sorunun bir nedeni de budur. Doğru olan iki sistemi ayrı ayrı kendi içinde temel ilkelerden sapmadan uygulamaya çalışmaktır.

Kontinental sistem ile Anglosakson sistem ilkelerinin bir birine karıştırılması ve bu nedenle sorunlar yaşanması sadece KKTC de gerçekleşmiş değildir. İngiltere’de ve daha başka Anglosakson ülkelerinde de aynı sorun yaşanmıştır. Bu ülkede de idealist hukukçular yargının bozulmaması için mücadele etmek zorunda kalmışlardır. 

Yargıyı kusursuz hale getirmeye çalışmak insanlığın en büyük ideallerinden biridir. İnsanlık bozuk hukuk sistemlerinden sınırsız acılar çekmiştir.


Anglosakson sistemde yargı sorunlarını çözmek için hatalı yollara başvurulması

Anglosakson sistemde yargıcın Adversarial (Karşılıklı Mücadele) yargılama yönteminin temel ilkelerine sadık kalması önemlidir. Bu sistemde yargıcın pasif kalması ve iki taraf arasında gerçekleşecek mücadelede taraflardan birinin diğerine haksızlık yapmaması için gerekli kuralları uygulaması gerekmektedir.

 Kontinental sistemde ise yargıcın inisiyatifi etkin bir şekilde ele alması beklenir. Yargıç soruları kendisi sorar ve gerçeği arar. Kontinental sistemde yargıçların otoritesi artırılarak yargı sorunları çözülmeye çalışılır. Yargıçların yetkilerini artırarak çözüm aramak Kontinental sisteme uygundur. Böylece tarafların ve avukatlarının daha fazla disiplin altına alınması istenir. Ancak aynı önlemin Anglosakson sistemde etkisi farklı olacaktır ve yargıya faydadan çok zarar verecektir. 

Anglosakson sistemde yargının bozulmasına neden olan en önemli hatalardan biri Kontinental sistemde olduğu gibi yargıçların otoritesini artırarak çözüm bulunacağına inanılmasıdır. Bu olay bir futbol maçında hakeme oyuna katılma yetkisi vermeye benzer. Halbuki sistemin temel ilkelerine bakıldığı zaman Anlosakson sistemde yargıçları mümkün olduğu ölçüde tarafsız ve dolayısıyla pasif hale getirerek sorunları çözmeye çalışmak gerekir.

Yaptığımız araştırmalarda KKTC de ve İngiltere’de yargıda yaşadığımız sorunlardan birinin yanlış yönde çözüm arayışı olduğu kanısına vardık. Yargıçların yetkileri ve otoriteleri artırılarak yargı sorunlarının çözülmek istenmesi sorunlar yaratmıştır. Bu durum bir yönde koşan bir kişinin zıt yönde adım atmak istemesine benzemektedir. 

İngiltere’nin Kontinental ilkeleri sistem içine alması

Yaptığımız araştırmalarda diğer bir gözlemimiz İngiltere’nin Avrupa Birliğine katılmasının hukuk sisteminde olumsuz gelişmelerde etken olduğudur. 1999 yılında İngiltere’de Woolf Reformu denilen bir reform gerçekleşmiştir. Bu reformun getirdiği en önemli değişiklik “Case Management” denilen Kontinental usul kurallarının Anglosakson sistem içine alınmasıdır.

AB ye uyum sağlanması, yargıda masrafların azalması, davaların daha süratli sonuçlanması gibi nedenlerle bu reform gerçekleşmiştir. Bu nedenle yargıçların inisiyatif ve otoritesi artırılarak ve hakkını arayan tarafların önüne bir çok yeni usul engeli çıkarılarak yargının sorunları çözülmek istenmiştir. Biz KKTC de böyle bir değişikliğin sistemin temel ilkelerine ters olduğunu ve sisteme faydadan çok zarar verebileceğini biliyorduk. Bu nedenle İngiliz meslektaşlarımızı elimizden geldiği ölçüde uyarmaya çalıştık. Maalesef aynı kurallar bir süre sonra KKTC ye de geldi. Usul kurallarını tartışmaktan gerçeği bulmanın zorlaştığı, işlerin gittikçe gereksiz yere arttığı bir sistem oluştu. 

Anglosakson sistemin temel ilkelerinden uzaklaşılması

Dikkatli bir gözlem bizi önemli gerçeklere götürmektedir. KKTC’de yargıdan şikâyetler başlamasının ve artmasının nedeni hukuk sisteminin temel ilkelerinden uzaklaşılması olabilir. Bu olasılığı genç hukukçuların da araştırmasında yarar vardır. Bunun için öncelikle hukuk sistemimizin temel ilkelerini öğrenmeleri gerekir. Sistemin doğru bir şekilde uygulandığı ilk yıllarda niçin yargıdan şikayetler olmadığını araştırmamız gerekmektedir. 

KKTC’de uygulanan Anglosakson sistemin gerçeği bulmak ve her olayda adaleti gerçekleştirmek için oluşturulmuş bir sistem olduğu dikkate alınmalıdır. Zamanla bu özellikler unutulmuş ve sistem karşı tarafın iddialarının kanıtlamasını önlemek için konmuş usul kurallarından ibaret sanılmaya başlanmıştır. Bu nedenle avukatlar karşı tarafın iddialarını kanıtlamasını engelleyen kuralları öğrenmekte ve bu konuda beceri sağlamaya çalışmaktadırlar. Bunun sonucu olarak uyguladığımız sistem birçok usul kuralının gereksiz yere tartışıldığı bir sistem haline gelmiştir. Gereksiz tartışmalardan davaların sonuçlanması zorlaşmıştır.

Sistemin nasıl bozulduğuna ilişkin bir örnek verelim. Bir davada tarafların kanıtlayacakları iddiaları layihalarda belirtmeleri gerekir. Bu kural karşı tarafın duruşmada ne ile karşılaşacağını öğrenmesi ve duruşmaya hazırlanıp haklarını savunabilmesi için kabul edilmiş önemli bir kuraldır. Sistemin temel felsefesine göre layihalarda bir eksiklik varsa bunun giderilebilmesi ve gerçeği bulma mücadelesine devam edilmesi gerekir. Gerekli ise yargıç bu değişikliği önerebilmelidir. 

Eksikliği gidermek kolaylıkla gerçekleşebilmelidir. Bunun için bir masraf kaybı olmuşsa bunu da hatayı yapan taraf ödemelidir. Sistemin temel ilkeleri böyle düşünmeyi ve uygulamayı gerektirir. Buna rağmen maalesef uygulamada çok farklı bir yöne gidilmiştir. Gereksiz yere günlerce layihalarda eksiklik olup olmadığı tartışılmakta, eksikliği bırakanın bu eksikliği gidermesine izin verilmemekte veya verilse bile çok zorlaştırılmaktadır. 

Bu uygulama karşısında bir gün layihamda eksiklik bulunabilir ve bu yüzden davayı kaybedebilirim diye düşünen avukatlar gereksiz yere bir çok ayrıntıyı layihalara yazmaya başlamışlardır.

Layihaları okumak ve tartışmak Mahkemelerin uzun zamanını almaktadır. “Case Management” Kontinental kuralların KKTC’de kabulü bu sorunu daha da artırmıştır. Böylece geçmişte 1 günde sonuçlanan dava 10 günde sonuçlanacak hale gelmiştir. Usul kurallarının tartışılmasından gerçeğin bulunması çoğu kez imkansızlaşmıştır. Bu hatalardan sakınmak için sistemin temel ilkelerini öğrenmeye ve öğretmeye büyük önem vermemiz gerekir.

Devam yarın 

Sıradaki Haber
Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.