Diyalog Gazetesi

Müdahele edin

KIBRIS

Çalışma Bakanı Zeki Çeler’in icraatlarına sert tepki gösteren Ticaret Odası’nın eski başkanı, işadamı Günay Çerkez Başbakan’a çağrı yaptı

Çiğdem AYDIN

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Zeki Çeler’in, ilgili kesimlerle herhangi bir görüşme yapmadan yabancı işçilere yasak getirmesine tepki gösteren Ticaret Odası eski başkanı, işadamı Günay Çerkez “Gece yatıp, sabah uyandığında karar alıyor” dedi ve Başbakan Tufan Erhürman’ın müdahalede bulunmasını istedi.
Diyalog’a konuşan Çerkez “inşaat sektöründe düz işçi, tuğlacı veya sıvacı bulmakta çok ciddi sorunlar yaşıyoruz. Çünkü Kıbrıslı çocuklarının pilot, öğretmen, ya mühendis olmasını ve kamuda işe girmesini istiyor” dedi. Çerkez, Çalışma Bakanı’na seslenerek “O zaman araç kullanmayı da yasaklayın çünkü insanlar yollarda ölüyor” dedi.

Soru: Yabancı işçi ön izin başvuruları durduruldu, konuyla ilgili görüş ve düşünceleriniz nelerdir? Bu iş dünyasını, çalışma hayatını nasıl etkiler? 
Çerkez: Sayın Bakanının duyurduğu yasaklama üçüncü ülke çalışma izinleri ile ilgilidir. Son yapılan araştırmaya göre yaklaşık 95 bin çalışan vardır. Bunların 44 bin 500’ü KKTC vatandaşı, 34 bin 500 civarı TC vatandaşı, 15 bin 500 civarı da üçüncü ülke vatandaşıdır. Görülüyor ki Türkiye ile üçüncü ülkelerden gelen işçi sayısı KKTC uyruklu çalışan sayısından fazla. 44 bin 500’e karşılık 50 bin civarında yabancı işçimiz var. Bu da şu demektir; biz çocuklarımızı, gençlerimizi yetiştirirken küçük ülke sendromundan dolayı hep doktor, mühendis, öğretmen olsun istiyoruz. Ancak kalifiye işçi yani sanat okullarımız yeteri kadar gelişmiş değil, yeteri kadar telkin yok, yeteri kadar yönlendirme yok.
Örneğin inşaat sektöründe düz işçi bulmak veya başka bir sektörde, tuğlacı, sıvacı bulmak için çok ciddi sorunlar yaşıyoruz. Çünkü Kıbrıslı aileler çocuklarının hepsinin ya pilot ya öğretmen ya da mühendis olmasını istiyor. Ayrıca çocuğumuz “kamuda iş alsın” mantığı ile yaşıyoruz ve çocuklara da öyle öğretiyoruz. Çünkü kamuda çalışan birisine verilen haklar ve esneklikler özel sektörün çok çok üzerindedir. Özel sektör zaten kamu hayatıyla rekabet edemez. Hiç bir zaman kamudan kaçıp da özel sektöre çalışmaya giden yoktur. Durum böyle iken İbrahim Tatlıses’in bir zamanlar söylediğine geliyoruz “Urfa’da Oxford vardı da biz mi gitmedik…” Kıbrıs’ta işçi var, işçiler boşta oturuyor da özel sektör bu insanları alıp çalıştırmıyor mu? Özel sektör yurt dışından, Türkiye’den 34 bin kusur işçiyi keyfine mi getiriyor.
Sn. Bakan böyle bir karar alırken bana göre ilk önce ilgili sektörlerle ile konuşması lazım. Müteahhitler Birliği, Esnaf Zanaatkârlar Birliği, Sanayi Odası, Ticaret Odası ile konuşmadan, Turizmciler ile konuşmadan ve hiç bir iş dünyası temsilcileri ile konuşmadan bir gün sabah kalktı ve “üçüncü ülke vatandaşlarının ön izinlerini durduruyorum” dedi. Bu bildiğim kadarıyla Bakanlar Kuruluna da gitmiş değil, yani Bakanlarımız bütün hükümet böyle bir şeyi destekliyor mu? neye göre yapılmıştır. Bu insanlar daha mı az çalışıyor zaten böyle de olsaydı ilgili işveren bu işçileri getirmezdi. Sayın Bakan yollarda araç kullanmayı da yasaklasın, çünkü en çok insanlar trafik kazalarında ölüyor 
Soru: Sizce böyle bir karar neye göre alındı? 
Çerkez: Kimse inşaatlarda kaza olsun istemez ama birisi düşüp hayatını kaybetti. Şimdi bizim ülkemizde yaklaşık yılda 10 – 12 bin konut bitiyor bunun ortalama 150 metre kareden koysak bu da bir buçuk milyon metre kare inşaat demektir. Bunun yanında dükkân, iş yeri, otel falan da dersek ortalama senede 2 milyon metre kareye yakın inşaat yapılan bir ülkede hiç kaza olmaması imkânsızdır. Hiçbir sektörde hiçbir şekilde kaza olmasını istemiyoruz ama gelin görün ki yılda 2 milyon metre kare iş yapan bir sektörde yılda bir iki üç kaza olabiliyor. O zaman arabaları da yollardan kaldıralım çünkü trafikte yılda 100’den fazla insan ölüyor, denizleri de kapatalım çünkü denizlerde de yılda en az 3 – 5 kişi boğuluyor. Buradan sayın Bakana çağrı yapıyorum; denizlere girmeyi de yasaklayın, bütün denizlerin önüne de tel çekin, yolardan arabaları kaldırın, herkes bisikletle gitsin gideceği yere, çünkü insanlar kaza yapıp ölüyor. 2016 yılında İş Sağlığı ve Güvenliği Çalıştayı yapıldı. Çalıştayın neticeleri şimdiki bakana verildi. 2018 yılında yine çalıştay gerçekleştirildi. Ama bu kadar da saf ve nail olmamamız gerekir, ‘hiç kaza olmayacak hiçbir kimse ölmeyecek’ diye bir dünya yok. Peki, bunları azaltmak için hükümetimizin almış olduğu kararlar mı var. Bu karar doğru bir karar değildir. Tabi ki giden bir canı hiçbir şey geri getirmez ama böyle yangından mal kaçırır gibi karar alınmaz. Eğer yabancı işçi ön izin başvurularını durdurmak Bakanın kendi kararı ise buna Başbakanın derhal müdahale etmesi lazımdır. Kime danıştın, neye göre yaptın, yani artık bu ülkede Bakanlar da kendi başlarına karar verecek, Bakan isen bu demek değildir ki bir ülkede ciddi bir etki yaratacak karar alacaksın… Yasaklama her ne olursa olsun en son uygulanacak olan şeydir. 
Ekonomiyi ciddi şekilde etkiler 
Soru: Dezavantajları nelerdir? 
Çerkez: Bir ülke yatırım yapmazsa nasıl gelişecek, ülkede işçi bulamıyorsa kimi işletecek. Hükümetin bütçede öngördüğü bir artış vardır, peki bu para yatırım olmazsa nereden gelecek. Hükümet para basmıyor kazanacak bu parayı başka alternatifi yoktur. Nasıl kazanacak; özel sektörden kazanacak. Siz özel sektörün önünü açacağınıza, sıkıntılarını gidereceğinize katkı koyacağınıza bir sabah kalkıp keyfinize göre “ben üçüncü ülke işçilerinin ön izinlerini durduruyorum” derseniz olmaz. Süpermarketlerde çalışacak insan bulamayacaklar, işçi dendiğinde çoğunun aklına inşaat sektörü geliyor ama bu böyle değildir, örneğin evlerde yardımcı çalışanlar, süper marketlerde çalışanlar vs. üçüncü ülkelerden geliyor. Bu kararın tutar yanı yoktur. Sayın Bakanımızın bana göre halka bir borcu vardır, çıkacak sebeplerini sayacak. Böyle hükümet yönetimi olmaz. Bu yaklaşım çok şahsi ve bir şeye isyan etme şeklidir ve doğru değildir. 

Hükumet 3 milyon TL’yi bulamıyor 
Soru: Ciklos Mevkiindeki çalışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz? 
Çerkez: Girne yolu (Ciklos) şu anda tek şeritten çalışıyor. Müteahhitlerin kendi gönüllü çalışmalarıyla o dere genişletildi. Biz ve birkaç müteahhit gönüllü olarak orada bulunan derenin genişletilmesi çalışmalarını üstlendik. Benzer bir yağışta aynı sorunlar yaşanmasın diye 4 Müteahhit bunu yaptık ama çıkıp bunun reklamını yapmaya gerek yok. Şimdi orada tam güvenliğin sağlanması için açılmış olan dere yatağının kenarlarının duvarla örülmesi gerekiyor. İki tarafı betonlanamazsa zaman içerinde çökecek, tehlike arz edecek. Basından duyduk 3 milyon TL gerekiyor. Hükümetimiz 8 buçuk milyar TL olan bütçesinden 3 milyon TL bulup da orasını betonlamıyor. O yolun altı oyuk ve çökme ihtimali var.

Sıradaki Haber
Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.