Diyalog Gazetesi

Rekor

KIBRIS

Kuzey Kıbrıs’ta ‘kayıtlı’ kanser hastalarının sayısı 7 bin 185’e ulaştı, ama yeterli önlemler alınamıyor

Zorkun TAŞER
Kuzey Kıbrıs’ta kanser hastalıkları her geçen gün artıyor. Hergün 2 yeni hastanın, kanser derneğine kayıt yaptırdığını belirten yetkililer, Eylül 2014 itibarıyla kayıtlı hasta sayısının 7 bin 185’e ulaştığına dikkat çektiler.
Küçük bir ülkede bu kadar çok kanser hastası bulunmasının bir ‘dünya rekoru’ olduğunu vurgulayan yetkililer, hem hükümetin, hem de halkın ciddi önlemler alması gerektiğini ifade ettiler.
Kuzey Kıbrıs’ta suların sağlıksız olması, sigara ve alkol tüketiminin yanı sıra, sağlıksız gıdaların da kanseri tetiklediği belirtiliyor. Uzmanlar, meme, prostat ve akciğer kanserinin yanı sıra son zamanlarda bağırsak kanserinde de artış olduğuna dikkat çekiyor.
KKTC’de Kanser Hastalarına Yardım Derneği’ne başvuran kanser hastası sayısı, her geçen gün artıyor. Ülkemizde bilimsel verilere göre ortaya çıkan rakamlar korkutucu. Her yıl ortalama 600 kişi, genetik veya farklı sebeplerden bu hastalığa yakalanarak Kanser Hastalarına Yardım Derneği’ne başvuruyor.
Derneklerine üye olan toplamda 7 bin 185 hasta bulunduğunu belirten Kanser Hastalarına Yardım Derneği Başkanı Raziye Kocaismail, derneğin yardım severlerin bağışlarıyla ayakta durduğunu ifade etti. 
Derneğin maddi sıkıntılar içinde olduğunu ifade eden Kocaismail, hükümetin derneklerine hiçbir katkısı olmadığını savundu. Kanser Hastalarına Yardım Derneği Bilimsel Danışmanı Temel Onkoloji Uzmanı Mine Çağlar ise , Diyalog’a kanser hastalığı hakkında bilgi verdi ve hastalıklal savaşmanın yollarıyla yapılması gerekenleri anlattı.

“Hükümet tarafından tek kuruş yardım yapılmıyor”
Raziye Kocaismail, hükümetin derneklerine tek kuruş yardım yapmadığını belirterek, gelinen noktada derneğin faaliyetlerini sürdürmekte zorlandıklarını ifade etti.
Derneğe kayıtlı olan kişi sayısının şu anda 7 bin 185 olduğunu dile getiren Kocaismail, bu sayının her geçen gün arttığını söyledi.

“Maaşları zor ödedik”
Dernek adına çalışan personelin maaşlarını ödemekte zorlandıklarını, yaptıkları etkinliklerde de hep aynı kişilerin yardımda bulunduğunu ifade eden Kocaismail, “Derneğin gidişatı kötü, Ağustos ve Eylül ayı maaşlarını vatandaşlardan alınan yardımlarla personele ödenebildi, yani kısacası durumumuz oldukça kötü” şeklinde konuştu.
Kansere karşı ülkemizde bir farkındalık olması gerektiğini ve bu kapsamda her bireye görev düştüğünün altını çizen Kocaismail, “Hükümetimiz de yardımcı olsa her şey daha güzel olacak ve tüm hastaların yardımına koşabileceğiz” dedi.

“Alım gücünün düşüşü, yardımları da azalttı”
Vatandaşların düşen alım gücüne ve ekonomideki sıkıntılarına da dikkat çeken Kocaismail, insanların derneği desteklemek istediğinin altını çizerek, “Bağış kutularına atılanlar ufak miktarda paralardır. Bugünün şartlarında insanların bütçesinde 5 TL bile önem kazandı” diye konuştu.



“100 binde 200 kişi kansere yakalanıyor”
 Temel Onkoloji Uzmanı Mine Çağlar ise, her yıl yaklaşık 600 kişinin bu hastalığa yakalanarak Kanser Hastalarına Yardım Derneği’ne üye olduğunu ifade etti. Çağlar, neredeyse her gün ortalama olarak 2 kişinin derneğe üye olmak için başvurduğunu söyledi. Çağlar, şu anda ülkemizde toplam 7 bin 185 kişinin kanserle mücadele ettiğini açıkladı.

“Bu sadece görünen kısmı”
Derneğe başvuran kanser hastası sayısından ziyade, başvurmayan kişilerinde bulunduğunu ifade eden Çağlar, “Yılda 600 kişi derneğe başvuruyor. Bunlar sadece görünen kısmı. Avrupa, Türkiye, ya da Güney Kıbrıs’ta da tedavi olmayı seçenler de var. Bu rakam binlere de ulaşmış olabilir” dedi.

“Kanser, %80 kendi hatalarımızdan meydana geliyor”
 Çağlar, “Bilinçsiz beslenme, güneş ışınları, virüsler, stress, tütün ve tütün ürünleri, alkol tüketimi, oturak yaşam tarzı, kanser hastalıklarında patlamaya neden oldu” diyerek, yaşam tarzının kanser hastalıklarını tetiklediğini vurguladı.

“Sigara, kansere yüzde 30 etkenler arasında”
Çağlar, sigaranın en önemli önlenebilir kanser nedeni olduğunu vurgu yaparak, sigara tüketiminin ve sigara dumanına maruz kalmanların yani pasif içiciliğin; ölümlere, önemli hastalıklara ve sakatlıklara neden olduğu uyarısında bulundu. 
Çağlar, “Sigara, en önemli önlenebilir ve korunulabilir bir kanserojen maddedir, yani kanser nedenidir. Bunun önüne geçilebilir” diye konuştu.
Çağlar, kanser hastalığının oluşumunda genetik nedenlerin yüzde 10-20, çevresel nedenlerin de 80-90 oranında birlikte rol oynadığını ve sigaranın tüm kanserlerin oluşumundaki rolünün yüzde 30 oranında olduğunu da belirtti. Çağlar, en önemli kanser türlerinden birisi olan akciğer kanserinin yüzde 90-95 nedeninin sigara olduğunu da ifade etti. 

En yaygın meme kanseri
Ülkemizde en yaygın kanser hastalıklarıyla ilgili de bilgiler veren Çağlar, sözlerini şöyle sürdürdü; “meme kanseri, prostat kanseri, bağırsak kanseri, akciğer kanseri, tiroit kanseri, mide kanseri, testis kanseri, beyin kanseri, lösemi ve rahim kanserleri ülkede önde gelen türlerdir.”

“Sigara içilen ortamda bulunanlar...’’
Sigara kullanmayan fakat sigara içen kişilerle aynı ortamı paylaşanların da akciğer kanserine yakalanma riskinin arttığına işaret eden Mine Çağlar, ‘Bana hiç bir şey olmaz’ diye düşünmenin doğru olmadığını, sigara içen kişilerin sadece kendi sağlıklarına değil, çevrelerindeki insanların sağlıklarına da zarar verdiğini vurguladı. Sigara içen kişilerin genetik yapılarında meydana gelen zararları genleri aracılığı ile gelecek nesillere aktardığına işaret eden Çağlar, böylece çocuklarının ve torunlarının kanser hastalığına yakalanma riskini artırdığını kaydetti. 

“Pasif içicilik kanser riskini artırıyor’’
Pasif içiciliğin kanser riskini artırdığının bilimsel çalışmalarla kanıtlanmış bir gerçek olduğuna işaret eden Çağlar, “Tüm dünyada ve ülkemizde de uygulanan ‘kapalı alanlarda sigara içme yasağı’, ne yazık ki ev ortamlarımız için geçerli değildir. Özellikle sigara içmeyen fakat sigara içilen ortamlarda bulunan kişiler de ‘pasif içici’ konumunda olup sigara dumanının oluşturduğu zararlı etkilere istemeden maruz kalıyor” diye konuştu. 

“Stres, kansere yol açabilir’’
Çağlar, stresin kansere yol açıp açmadığı sorusu üzerine, uzun süreli stresin vücut direncini ve vücut savunma mekanizmalarını zayıflatarak kansere yol açabileceğini ifade etti. 
Mine Çağlar, “Uzun süreli stres, üzüntü, kaygılı, endişeli, olumsuz hayat bakışı anlayışı, umutsuzluk gibi olumsuz ruhsal durum sadece kanser hastalığı değil birçok önemli hastalığın oluşumuna ve ortaya çıkmasına zemin hazırlar” dedi. 

“Düzensiz beslenme, kansere zemin hazırlıyor’’ 
Kansere neden olan faktörlerden bir diğerinin de beslenme alışkanlıkları olduğunu anlatan Çağlar, “Beslenme-kanser ilişkisine baktığımız zaman beslenme alışkanlıklarının kanser hastalığı oluşumundaki rolü, besin maddesinin üretim aşamasından tüketim aşamasına kadar geçen süreçteki tüm usulüne uygun yapılmayan uygulamalardan etkilenmektedir” dedi. 

“Bu besinlerden uzak durulmalı’’ 
Çağlar, uzak durulması gereken besinleri ise şöyle sıraladı: “Yaşlı hayvan etleri, çok yağlı etten hazırlanmış pastırmalar ve hamburger, yağlı etten yapılan köfteler, sucuk, sosis ve salam, konserve etler, hazır gıdalar, tereyağı, iç yağı, derin yağda kızartılmış besinler, tuzlanmış ve tütsülenmiş besinler, nitrit ve nitrat gibi koruyucu maddeler eklenmiş hazır besinler, doğrudan ateşte pişmiş ve yanmış kebaplar, mevsimi olmayan meyve ve sebzeler” 


“Korunmak için yediklerimize dikkat etmeliyiz”
Kötü beslenme alışkanlıklarının, kanser hastalığının oluşumuna zemin hazırladığını sağlıklı bir beslenme ve yaşam tarzının ise hastalıktan korunmada önemli rol oynadığını kaydeden temel onkoloji uzmanı Mine Çağlar, beslenme konusunda yapılması gerekenlerle ise şöyle sıraladı, “Yüksek enerjili diyetlerden kaçınarak, şişmanlıktan korunmak, yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığı kazanmak, öğünlerde her besin grubundan besinleri ölçülü miktarda tüketmek, günlük tüketilen yağ miktarını azaltmak, yemek pişirirken yağları yakmamak, Omega-3 yağ asitlerinden faydalanmak için haftada 2-3 kez buğulanmış veya fırında pişirilmiş balık tüketmek, et, süt ve ürünlerini alırken az yağlı olanları tercih etmek. Yağ, tuz ve koruyucu katkı maddesi içeriği fazla olan salam, sosis, sucuk, pastırma gibi işlenmiş et ürünlerinin tüketiminin sınırlandırılması. Günlük beslenmede tahıl grubundaki besinlere ve özellikle posa içeriği güçlü besinlere yer verilmesi. Besin maddelerinin içeriğinde var olan vitamin ve mineral kayıplarını en aza indirmek için kuru baklagillerin, makarnanın ve sebzelerin haşlama sularının dökülmeden pişirilmesi, sebze ve meyveyi mevsiminde tüketmek, mümkünse organik ürün tüketmek” 

“Çocukları kanserden korumak için sağlıklı beslemeli” 
Çağlar, Ailelere çocuklarını kanserden korumak için yapılması gerekenlerle ilgili şu bilgileri verdi:
“Teknolojik imkânlardan faydalanırken bilinçli davranmaları konusunda eğitmek, güneş ışınlarının zararlı etkilerinden korumak ve korunmaları konusunda bilinçlendirmek, aile bireyleri olarak yanlarında sigara gibi tütün mamullerinin içilmesine izin vermemek ve yanlarında sigara içmemek, günlük yaşamlarında fiziksel aktiviteleri konusunda spor yapma alışkanlığını kazandırmak ve onlar için koşup oynayıp, deşarj olabilecekleri ortamlar yaratmak, çocuklarımızın sağlığını yakından takip ederek dikkat çekecek değişiklikler konusunda doktora gitmeyi geciktirmemek ve ihmal etmemek.” 
Sıradaki Haber
Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.