Diyalog Gazetesi

Sürece 2.darbe

KIBRIS

Rum Yönetimi ‘çözümün arifesinde’, 1974 öncesinde Türk askeri tarafından ‘tecavüze uğradığını’ iddia eden kadınları ‘para karşılığında’ ifade vermeye çağırdı

Raif DOĞRU
Kıbrıs sorununun çözümünü amaçlayan müzakerelerin bu yıl içinde başarıya ulaşacağı yönündeki beklentilere karşın; Rum tarafının Türk aleyhtarı girişimlerine bir yenisi daha eklendi.
Rum Yönetimi; İngiltere Kraliyet Mahkemesi aracılığıyla bu ülkedeki Türk diplomatlarının banka hesaplarını dondurma kararı aldırırken; geçtiğimiz Cuma gününden itibaren Türk askerini, Rum kadınlarına tecavüzle suçlayan yeni bir iftira kampanyası başlattı. 
Rum Haber Ajansı aracılığıyla başlatılan kampanya hakkında bilgi veren Rum Çalışma, Sosyal Güvenlik ve Refah Bakanı Zeta Emilianidou, 41 yıldan sonra ilk kez bu yönteme başvurulduğunu itiraf ederek, gönüllü ifade veren Rum kadınlarının maddi olarak da destekleneceklerini söyledi.
Rum Haber Ajansı tarafından servis edilen haberde, Kıbrıs Cumhuriyeti hükümetinin, 1974 yılından bu yana ilk kez 1974 yaz döneminde tecavüze uğrayan Kıbrıslı Rum kadınların dramını kabul ettiğini, danışma ve mali yardım yoluyla böyle bir suçun yaralarını sarmak için hassasiyetle hareket etme vaadinde bulunduğu belirtildi.
Rum Çalışma, Sosyal Güvenlik ve Refah Bakanı Zeta Emilianidou da Haber Ajansı`na yaptığı açıklamalarda, özel bir komitenin sözde tecavüze uğrayan kadınları zorlamadan ifadelerini inceleyeceğini belirtti.

Hayali tecavüz senaryoları
“O zaman, çoğu yetişkin olan kadınlar, ailelerinin tecavüz edilmesinin onlara getirdiği ayıbı yok etmeye nasıl çalıştığını hatırlıyor. Birçoğu yurt dışına gönderildi, diğerleri de utancı temizlemek için alelacele evlendirildi” iddiasında bulunan Rum Haber Ajansı, defalarca tecavüze uğradığı öne sürülen ve isimleri verilmeyen 2 Rum kadının ifadesine yayınladı.
Kod isimleriyle ifadelerinden söz edilen Rum kadınların, çocuklu, dul ve maddi açıdan çok kötü durumda oldukları belirtildi. Sadece bu itiraf bile, fakir insanların para karşılığında Ruım propagandası tarafından nasıl kullanıldıklarını gözler önüne seriyor.
Tamamen Rum propagandasının bir ürünü olan tecavüz iddiasıyla ilgili haberde; defalarca tecavüze uğramış iki kadının ifadelerine yer verildi. Kod adı Anna olan kadın Girne’nin bir köyünden ve kod adı Maria olan kadının Mağusa bölgesinin bir köyünden ve 1974 yılında her ikisinin de on dört yaşında olduğunu savunan Rum Propaganda Ofisi, “Maria`nın hayvancılık alanında çalışan babası, savaş çıktığında hayvanlarını bırakmak istemedi ve böylece bütün aile mahsur kaldı” diyerek, şunları kaydetti:
"Biz köyün dışındaki tarlalara gittik. Yaklaşık yüz kişiydik, dört gün boyunca saklanıyorduk. Gece gündüz oldu. Onlar fişekler attı ve bizim gizlendiğimizi biliyordu. Yolda tankların hiç durmadan ileri geri gittiğini duyduk. Onlar da bir helikopterden Kıbrıs`ın yarısını beyaz ve diğer yarısını kırmızı gösteren broşürler attı ve teslim olmamızı emretti. Aksi takdirde bizi öldüreceklerdi.
Biz, köye geri döndük, ellerimizi havaya kaldırdık ve teslim ettik. Yolda ölü yatan insanları gördük. Onlar bizi okul bahçesinde topladı. Kadınları erkeklerden ayırdılar
altmış üzerinde yaşlı kişileri ve bebekleri ve onları ders odalarına koydular. İki kamyonu savaş esirleri ile yüklediler. Babam onlardan biriydi.
Annem, altı yaşındaki kız kardeşim ve ben başka kadınlarla beraber köyün son evlerine koyulduk. İlk gece onlar bizi saymaya geldi. Beni ve diğer kızları sürükledi ve yakındaki alanlara götürdüler, karanlıkta. Annem beni onlardan uzağa çekmeye çalıştı ancak silahla vuruldu. Onlar beni zorla dışarıya çekti. Bana defalarca tecavüz etti. Tanrıya bana yardım etmesi için yalvardım. Çığlık attım. Sadece on dört yaşındaydım. Onlar eğlendi ve bizi geri götürdüler. Ben evdeki kadınların intihar etmek için mutfak gazını açık bırakmayı konuştuklarını duydum. Bu eziyetten kendimizi kurtarmak için.
Her gece aynı sahne tekrarlanıyordu. Biz, evin çatı arası odağında saklanmaya çalıştık ama onlar bizi buluyordu ve saçımızı tutup bizi sürüklüyordu. Bu işkence, iki ya da üç ay boyunca devam etti.”

Rum Haber Ajansı, Maria kod adlı kadının üç çocuklu, boşanmış, hastalıklarla boğuşarak, ciddi mali sorunlarla karşı karşıya olduğunu belirtti.

Anna’nın ifadesi
Rum Haber Ajansı, kod adı Anna olan Rum kadınının sözde itiraflarını da şöyle yansıttı:
“Bizi tüm ailem ile birlikte Voni köyünün okul salonuna koydular. İstedikleri zaman, odaya giriyorlardı, kızları seçiyorlardı ve kendi cinsel arzularını tatmin etmek için onları dışarıya çıkarıyorlardı. Ben yaşlı görünmek için anneannemin elbisesini giyiyordum ama onlar yüzümü görebiliyordu. Sadece tuvalete gitmem gerektiğinde dışarı çıkıyordum. Çoğu zaman bir yorganla sarılıydım. Çocuklar etrafımda oturuyordu, böylece askerler bana tecavüz etmek için beni sürükleyemesin. Bu durum Kızıl Haç gelmeden önce üç ay boyunca sürdü. Kaçan bir adam onları bizim Türk ordusu tarafından rehin olarak tutulduğumuz konusunda bilgilendirdi. Kızıl Haç, diğer şeyler arasında, istenmeyen bir gebeliği önlemek için bize doğum kontrol hapı göndermişti. Ben çok korkuyordum, dehşete kapılmıştım, hala daha korkuyorum .
Anneme ‘Onu yurt dışına gönder, kimse onu istemez artık’ dediler. O da bunu yaptı.Beni yurtdışına gönderdi. Ben ailemin yüz karası oldum. Herkesin benim savaş mağduru olmamı, benim hiçbir hatam olmadığını bildiği halde aileme utanç getirmiştim.
Yurtdışında yaşamam bana iyi geldi, çünkü ailemin ayıbı olduğuma inanan bu insanların etrafında değildim. Tüm köy benim hikayemi biliyordu. Evlendim, iki çocuk ve iki toruna sahip oldum. Ben 55 yaşındayım ve 1974 yılının o korkunç yaz döneminde bana neler olduğunu asla unutmamıştım.

Mektup almış
“42 yıl sonra, devlet bizi hatırladı ve konuyu ele almak için bize bir mektup gönderdi. Bizim tecavüz edilmemizi kanıtlayan tıbbi belgeleri alamız gerektiğini söylüyor. Bu nihai aşağılamadır.
Şimdiye kadar, bu kadınlar devletten herhangi psikolojik, tıbbi veya mali bir yardım almadı.”

Sıradaki Haber
Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.