Diyalog Gazetesi

Tarihe not düştü

KIBRIS

Mağusa’daki söyleşiye konuk olan Hristofyas, 1963-1974 döneminde Kıbrıslı Türklerin, şoven Rumlar tarafından öldürülüp kuyulara atıldığını kaydetti

Gazimağusa Belediyesi tarafından organize edilen “Mağusa Söyleşileri”nin konuğu önceki gün gece eski Kıbrıs Rum Yönetimi lideri ve Güney Kıbrıs’ta emekçi halkın partisi olarak bilinen AKEL’in eski Genel Sekreteri Dimitris Hristofyas’tı. Panel Gazimağusa Belediye Başkanı Oktay Kayalp tarafından yönetildi.

Hristofyas, Gazimağusa’da Rauf Raif Denktaş Kültür ve Kongre Sarayı’nda yer alan panelde yaptığı konuşmada, AKEL Genel Sekreteri ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi lideri görevlerinde “her zaman Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rumlara ait bağımsız ve birleşik bir Kıbrıs için” mücadele verdiğini söyledi.

Kıbrıs Rum Yönetimi ve AKEL’deki görevi esnasında her zaman Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum şöven kesimlerin saldırısına maruz kaldığını savunan Hristofyas, Güney Kıbrıs’ta “Kıbrıs’ı bir Helen memleket olarak değil, Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rumların ortak memleketi gördüğünden” saldırılara uğradığını söyledi.

 

Türkiye 1960 antlaşmasını ihlal etti

Buna bağlı olarak, adadaki çatışma yıllarında sadece Kıbrıslı Rumlardan kayıplar olmadığını, 1963-1974 döneminde Kıbrıslı Türklerin Kıbrıslı Rum şoven kesimler tarafından öldürülüp kuyulara atıldığını çeşitli mekanlarda dile getirdiğini kaydeden Hristofyas, Türkiye’nin Kıbrıs’a 1974’te müdahalede bulunmasına, söz konusu dönemdeki Yunanistan’daki cunta yönetiminin neden olduğunu ancak Türkiye’nin de 1960 antlaşmasını ihlal ederek müdahalede bulunduğunu öne sürdü.

Hristofyas, 2008’de başlayan müzakereleri Mehmet Trbet Ali Talat’la çözüm için iyi bir noktaya getirdiklerini, ancak “Kıbrıs Türk tarafının müzakereleri özgür bir biçimde sürdürme olanağı olmadığını” iddia etti.

 

“Gül ve Erdoğan çözümü destekliyordu...”

Talat’la yönetim, egemenlik, vatandaşlık ve uluslararası temsiliyet konularında görüş birliği sağladıklarını ancak “2010’da Türkiye’nin rota değiştirdiğini ve Talat’ın (18 Nisan Cumhurbaşkanlığı) seçimlerini kaybettiğini” savunan Hristofyas, söz konusu döneme kadar TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ve TC Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün çözüm sürecini desteklediklerini ayaküstü sohbetlerde kendisine söylediklerini kaydetti.

“Gerek iç dengeler gerekse uluslararası dengeler nedeniyle Türkiye rota değiştirdi” diyen Hristofyas, Erdoğan’ın son Brüksel ziyaretinde Kıbrıs’ta “iki egemen devletin oluşturacağı bir federal ortaklık” istedikleri mesajını verdiğini savundu.

 

“Eroğlu ile felsefemiz farklıydı”

Çözüm konusunda Eroğlu ile felsefelerinin farklı olduğunu belirten Hristofyas, Eroğlu’nun BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon’un katılımıyla 2011’de Cenevre’de gerçekleştirilen zirvede müzakerelere bırakıldığı yerden devam edeceği sözü verdiğini ancak daha sonra konfederasyonu ve iki ayrı devleti öne süremeye başladığını, Türkiye’nin de Eroğlu’nun tezini desteklediğini savundu.

 

“Talat kaybetti, müzakereler geriye gitti”

Hristofyas, Talat’la sert tartışmalar yapsalar dahi temel konularda anlaştıklarını ancak “Eroğlu bizi gülümsemeyle boğazlıyordu… Talat’ın kaybetmesiyle Kıbrıs müzakerelerinde geriye gidildi” dedi.

Kıbrıs Rum Yönetimi Başkanı Anastasiades’in ekonomik krize neden olan bankalar, Kıbrıs Rum yönetimindeki şoven kesimlerle ve uzun süre AKEL’in ittifakı olan DİKO ile ittifak kurup seçimi kazandığını da kaydeden Hristofyas, Anastasiades’in Eroğlu ve Birleşmiş Milletler’den “Talat-Hristofyas görüşmelerinin durduğu yerden devam etmesini istemesi lazımdı” dedi.

Hristofyas Kıbrıs müzakerelerdeki sorunların ancak Kuzey Kıbrıs’taki sol güçler ile Güney Kıbrıs’tan AKEL’in işbirliği ile aşılabileceğini de iddia etti.

 

Gazimağusa limanının açılması…

 

Kapalı Maraş’ın açılması ve sahiplerine iadesi karşılığında Kıbrıs Rum Yönetimi’nin Gazimağusa Limanı’ndan tüm ülkelere direkt ihracat yapılmasına olanak sağlanması ve Türkiye’nin Avrupa Birliği sürecinde dondurulan başlıkların serbest bırakılmasını önerdiklerini anlatan Hristofyas ancak Türk tarafının Ercan Havalimanı’nı da görüşmelere dahil etmek istediğini kaydetti.

Hristofyas, Kıbrıs Rum tarafının Ercan Havalimanı’nın egemenlik konusunu gündeme getireceğinden daha sonraki bir zamana bırakılmasını önerdiğini ancak bunun kabul görmediğini söyledi.

 

“Türkiye ve Eroğlu’na ilginç benzetme”

Hristofyas, Eroğlu ve Türkiye hükümetini ”Değirmene gitmek istemeyen 10 gün elek sallar” atasözü ile de eleştirdi.

AKEL’in 2004 referandumunda reddettiği Annan Planı ile 2008’de başlayan müzakere süreciyle kıyaslama yapan Hristofyas, Annan Planı’nın iki halkı birleştirici olmadığını, ayrılıkçı unsurlar içerdiğini, başkan ve başkan yardımcılığı için Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum tarafında ayrı ayrı seçim öngördüğünü dolayısıyla referandumun 6-8 ay ertelenmesi ve değişim talep ettiklerini ancak Türkiye hükümetinin rota değiştirdiğini söyledi.

 

 

“Doğal gazda mutabakata varıldığı yanlış”

Talat’la çözüm bulunana kadar doğal gaz için kazı yapılmayacağı yönünde sözlü antlaşmaya varıldığının doğru olup olmadığı sorusuna karşılık Hristofyas, bunun doğru olmadığını söyledi.

 

“Türkiye istese Talat’la çözüme ulaşırdık”

Talat’la Kıbrıs sorununa çözüm bulunması ihtimali ile ilgili olarak Hristofyas, “Türkiye’nin istemesi halinde Talat’la çözüme ulaşacaktık” dedi.

Hristofyas son olarak ise adada çözüme ulaşılamamasının nedenleri olarak, “iki toplumda var olan milliyetçilik-şovenizm” ve “Türkiye”yi gösterdi.

Sıradaki Haber
Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.