Diyalog Gazetesi

Turizm ve eğitim sektörlerinin birlikte hareket etmesi Kuzey Kıbrıs için büyük güç

KIBRIS

İsmet Esenyel - yorum

"Bir elin nesi var, iki elin sesi var" demiş atalarımız.
İçinden geçilen zaman, ülke olarak bizlerin bazı unutulmaya yüz tutmuş değerlerini hatırlatmaya itti.
Hani o atalarımızın dayanışma gücünü, çekilen zorluklar karşısında bir olabilmeyi…
Özel sektör bir anlamda yeni yeni kenetlenme ihtiyacı hissederken, buna devletin makamları da ayrıca duyarsız kalmamalı.
Bugünlerde icraat yapmak çok da kolay değil orası bilinen bir gerçek ama kamu - özel dayanışması sağlanamaz ise hükümetin hiçbir icraatının başarıya ulaşma şansı olmaz, olamaz. Ne devlet mekanizmaları sektörden ayrı hareket edebilir, ne de sektör kamu omurgasından.
Turizm dünyası öyle bir endüstri ki, sektörden ayrı hareket etmek mutlak bir başarısızlığın kapılarını da ardına kadar size açar. Nereden geldiğinizi, nereye gideceğinizi kestiremez olursunuz. Adeta pusulası olmayan, dalgalar ile savaşan bir gemi misali. Her iki sektör içerisinde de aktif olarak yıllarca bulunduğum için bunu çok iyi görebiliyorum.


Bu satırları neden yazıyorum.?

Televizyon programlarından birisinde bir haberin alt yazıları geçiyordu iki gün önce.
"Turizm İstişare Kurulu (TİK), Türkiye Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ile video konferans yöntemiyle bir araya geldi. TİK, sektörün beklentilerini Turizm Bakanı Ersoy ile paylaştı. TİK’in toplantı ile ilgili yaptığı açıklama şöyle: “Turizm İstişare Kurulu (TİK), Türkiye Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy başkanlığında, video konferans yöntemiyle toplandı."
Bizde de çok değil, daha on beş gün önce bütün özel sektör temsilcileri ve onların birlikleri, odalar, bir araya geldi ve tek bir yumruk olarak taleplerini devlete ilettiler.
Turizmciler, sanayi, ticaret, mimarlar, mühendisler, otelciler, acenteciler, rehberler, restorancılar, vs...
Çok da, doğru bir yaklaşım ve hareket oldu.
Eminim turizm sektörünü oluşturan birlikler, başkanları, yönetim kurulları da Turizm ve Çevre Bakanlığı ile de bir araya gelmişlerdir.
Geldiler mi? Söylediğim gibi gelmiş olmaları gerektiğini biliyorum sadece.
Yalnız bir araya gelmekle kalmayarak artık kolektif bir şekilde hareket etmenin gerçekliğinin de altını çizmek istiyorum.
Gittikçe dar boğaza sürüklenen bir sektör ve kaybedilen umutlar...
Bir kaç gün öncesine kadar tüm gazetelerin ilk sayfaları ve TV programları otellerin kapandığını belirttiler.
Yaklaşık 70 (yetmiş) irili ufaklı tesis, acenteler ve hali ile onları beslediği alt sektörler kapılarını kapattılar.
Ne zamana kadar?
İkinci bir bahara kadar. Bu bahar geldiğinde her yer yeşillenip çiçek açar mı?
Bu gidişle çok açacağı yok ne yazık ki.
Devlet sektörlerin ayakta durabilmesi için babalığını gösterecek. Babalığını göstermez veya daha doğru benzetme ile babanın imkanı yok ise o zaman "Anavatanımızın yani Ananın kapıları çalınacak.”
Ana her zaman evladının yanındadır. Gerekirse babayı dinlemez ama evlatlarına sahip çıkar. Evladının sesine kulak verir.
Evladın en büyükleri kimler? Birisinin adı turizm, öbürünün adı eğitim.
Turizm ve eğitim çökerse Kuzey Kıbrıs ayakta kalamaz. Devlet Baba yaşam fonksiyonlarını yitirir.
İçinden geçilen Pandemi dönemi devlet babanın bütün gücü ile özel sektörüne yardım etmeyi mecbur kılmalı. Tıpkı GKRY’de olduğu gibi. Devlet baba bunları yapacak.
"Devlette para yok ki nasıl yardım edecek?" denilirse kaybeden ilk etapta sektörler, iş dünyası değil, uzun vadede devletin de ta kendisi olmaya mahkumdur.
Gerekirse bu evlatlar bir araya gelecek ve Anavatanımızın Ankara'nın yolları aşındırılacak. En üst makamlar ayrı ayrı ziyaret edilecek, dertler anlatılacak ve çözüm için ısrarcı olunacak. Bu işin başka yolu yok. İsteyen istediğini Meclis Başkanını seçsin, burada enerji ve zaman başka işlere ayrılsın. Yaklaşık iki milyar USD bir katma değer sağlayan bu iki güzide sektör, tüm olanaklarını seferber etmeli. Tabii ki öncelikle Türkiye Lefkoşa Büyükelçimiz ziyaret edilecek, dertler birinci ağızdan anlatılacak. Büyük bir sinerji ile mekik diplomasisi yapılacak.
Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı, Kıbrıs işlerinden de sorumlu Sn. Fuat Oktay basında çıktığına göre adamıza ziyarette bulunacak.
Bundan güzel bir fırsat olamaz. Dertlerin anlatılmasına buradan başlanılır, randevular alınır Ankara'da da devam edilir. Sadece devletin imkanlarına bu iki dev sektörü bırakmak Pandemi sürecini düşündüğüm zaman çok doğru değildir.
Bu süreç ne yazık ki yapılacak olan yardımların bile imkansızlıklardan dolayı gerçekleşmesine engel oldu.
Plansızlık, programsızlık, gidilecek olan yol haritasını oluşturamamak bu anlamda büyük bir eksiklik.
Şimdi dönelim dinlediğim haberin devamına.
Ne diyordu haberin detayında "Toplantıya TİK üyeleri TÜRSAB Başkanı Firuz Bağlıkaya, TÜROFED Başkanı Sururi Çorabatır, TTYD Başkanı Oya Narin, TÜROB Başkanı Müberra Eresin, TÖSHİD Başkanı Mehmet Nane, TUREB Başkanı Suat Tural, Deniz Turizmi Birliği Başkanı Erkan Özatağ, TÜRYİD Başkanı Kaya Demirer ve Türkiye Otelciler Federasyonu (TÜROFED) Genel Koordinatörü Necip Boz katıldı."

İnsanlar konuşa konuşa anlaşırmış

Bizde de durum çok farklı değil hatta video konferans yerine yüz yüze görüşme avantajımız var. Ülkemiz küçük ne de olsa.
Ülkenin bekası için şimdi el ele vermek zamanı.
Bakanlıklara ayrılan bütçeler ve gidilecek olan köyün minareleri.
Bugünlerde tüm bakanlıkların bütçeleri Yüce Meclis'te görüşülmeye başlandı. Diğer bakanlıklar gibi; Turizm ve Çevre Bakanlığı Bütçesi de bu anlamda bütün bu söylediklerimin bir anlamda ipuçlarını da bize verecek. Ucu ucuna, sadece memur maaşını ödemeye yeten bir bütçe ile hiçbir vizyonunuzu ortaya koyup gerçeğe dönüştüremez ve beklentileri karşılama noktasında sınıfta kalırsınız.
Devlet baba bu noktada turizm ve eğitim sektörlerine sahip çıkmalı. O zaman işte bu zaman.
Bekleyip göreceğiz.
Tüm kalbimle gelecek günlerin aydınlık ve hayırlara vesile olacağını hissediyorum. Bu azim, heyecan ve inanç olduğu müddetçe...
Turizm Hayattır.

Sıradaki Haber
Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.