Diyalog Gazetesi

Zihniyet değişmeli

KIBRIS

Akıncı, Rum tarafındaki tutumun devam etmesi durumunda, ulaşılacak bir çözümün kısa sürede sona ereceğini belirtti

Özlem GÜRAN
Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı dün, İngiltere Dışişleri Bakanlığı Savunma ve İstihbarat Genel Direktörü Jonathan Allen’i kabulü sonrasında basına açıklamalar yaptı ve soruları yanıtladı.
Cumhurbaşkanı Akıncı, toplumlarına, cep telefonu iletişimi, elektrik sistemlerinin bağlanması, yangın müdahalesi gibi sıkıntıların aşılıp ortak adım atabildiklerini, barış kültürünü geliştirmeye kararlı olduklarını göstermeleri gerektiğini vurguladı. 
Bunun için ciddi bir zihniyet değişimine ihtiyaç olduğunu dile getiren Akıncı, “Bunları yapmazsak çözüm de sağlayabiliriz, altına imzalar da atabiliriz ama bunu yaşatmak mümkün olmaz” dedi. Akıncı, bunların önemsiz şeyler olmadığını ancak aynı karşılığı gördüğü takdirde konuşulabileceğini de belirtti.
7 Nisan’dan sonra resmi müzakere sürecinin başlayabileceğini de söyleyen Akıncı, bu düşünülerek planlama yapılması gerektiğini ifade etti.

“Mekik diplomasinin artırılması gerekir”
BM’ye de bundan sonraki süreçte daha fazla görev düştüğünü dile getiren Akıncı, mekik diplomasisinin artırılması gerektiğini, süreci en hızlı şekilde değerlendirmenin yolunun bu olduğunu vurguladı.
Konuları masa başında her şeyiyle ele alıp bitirme anlayışının artık kendisine göre sonlandığını kaydeden Akıncı, mekik diplomasisinden bahsederken “Anastasiadis’le hiç bir araya gelmeyelim” demediğini, gerektikçe onun da yapılabileceğini ancak hakemlik olarak algılanmadan ve resmi öneri yapar pozisyona geçmeden BM’nin daha köprü kurucu bir anlayışla taraflara yardımcı olabileceğini belirtti. Bu konuda BM yetkililerini istekli gördüklerini de ifade eden Akıncı, Pazar akşamı yemekte bunu da konuşacaklarını belirtti.
Akıncı, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis ile bir araya gelecekleri yemekte, güven artırıcı önlemler konusunda atılmasını istedikleri adımları Anastasiadis’e aktaracaklarını; bundan sonraki yol haritalarının ne olacağını ele alarak, önlerindeki dönemi planlayacaklarını söyledi. 

Elam tuzağına düştüklerini itiraf ettiler…
Akıncı, Rum Dışişleri Bakanı Kasulidis’in “Mecliste, Elam’ın tuzağına düştük, bu yanlıştı ve bu yanlışı düzeltmek gerekir, dolayısıyla bu yönde DİSİ Başkanı Neofiti’nun attığı adımlar doğrudur onu destekliyorum” dediğini hatırlattı. 
Bunun doğru bir saptama olduğunu ve verilen desteklerle Liderlerin bir araya gelmesini sağlayacak adımlar atılmasının sağlandığını ifade eden Cumhurbaşkanı Akıncı, 7 Nisan’da da bu adımların arkasının geleceğini ve Enosis plebisitinin anılmasıyla ilgili yapılan yanlışın düzeltileceğini ifade etti. 

“Yeni bir dönem”
Böylelikle yeniden müzakerelerin başlayabileceği yeni bir dönem açılacağını dile getiren Akıncı, bu yeni dönemin uzun bir zaman dilimi olmayacağını, Rum tarafını seçimlerin heyecanının şimdiden sardığını kaydetti.
Nisan ve Mayıs aylarının artık karar ayları olacağını kaydeden Akıncı, gidilecek köyün minarelerinin artık bu aylarda görülmesi gerektiğini söyledi.
Pazar akşamki yemekle ilgili, bundan sonraki sürecin güven artırıcı önlemlere harcanacağı şeklinde yanlış algılamalar, algılar olduğunu belirten Akıncı, iki toplum arasında güvenin olamayışı ve bunun daha da zarar görmesinin kendilerine rahatsızlık verdiğini, bu nedenle 2 yıl önce mutabakata vararak aldıkları kararların uygulamaya geçirilmesini istediklerini, bu yöndeki isteklerini yemekte Anastasiadis’e aktaracağını söyledi. 


“Tanıma fobisi kalkmadıkça…”
Akıncı, bu tanıma fobisi kalkmadıkça güven yaratıcı önlemler bakımından ileriye doğru adım atmanın çok zor olduğunu, Rum tarafının bu yanlıştan bir an önce vazgeçmesi gerektiğini de kaydetti. Akıncı, “Bizim yangın araçlarımız o tarafa gittiğinde Rum tarafı KKTC’yi tanımaya yönelmez, sadece yangının söndürülmesine katkı sağlanır” diye konuştu.
Pile’de yasa dışı kumarhanelere birkaç ay önce yapılan ortak müdahaleyle ilgili olarak da konuşan Akıncı, BM gözetiminde yapılan bu müdahalenin Rum basınında sanki ortak olmamış sadece Rum polisi tarafından gerçekleştirilmiş şeklinde yer aldığını anlattı.

“Rum tarafının taktiği…”
Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Akıncı, müzakerelere ara verilmesi sonrasında “Türkiye’de referandum var, onun için Akıncı masadan ayrıldı, bunu kendisine Türkiye söyledi” gibi söylemler sarf edenler olduğunu belirterek, müzakerelerin başlayabilmesi ile, bunun hiç gerçekle ilişkisinin olmadığının da ortaya çıkmış olabileceğini ifade etti. 
Akıncı, Türkiye’den bu yönde bir telkin gelmediğini de belirtti. Akıncı, sorunu önemsizleştirmek ve başka bir mazeret aramak için Rum tarafının taktiği olduğunu, Rum tarafında seçim sürecinin çok erken başladığını ifade etti ve “Umarım bu bize önümüzdeki ayları heba ettirmez” diye konuştu.
Rum basınında yer alan “ Temmuz’da anlaşma Eylül’de referandum” iddiasıyla ilgili bir soruya da yanıt veren Akıncı, böyle bir şey olmadığını, bunun tamamen spekülatif olduğunu, kendilerinin masanın yeniden kurulmasının koşullarını oluşturmaya çalıştıklarını ifade etti.

Allen’le görüşmede üsler gündeme gelmedi…
İngiltere Dışişleri Bakanlığı Savunma ve İstihbarat Genel Direktörü Jonathan Allen ile görüşmesinin amacının ve Rum basınında yer alan Almanya’nın İncirlik üssü yerine Ağrotur ve Baf üslerini tercih edeceği yönündeki iddiaların sorulması üzerine Cumhurbaşkanı Akıncı, Allen ile görüşmesinde böyle bir konunun gündeme gelmediğini, Allan’in Mont Pelerin’de teknik düzeyde yapılan güvenlik ve garantilerle ilgili toplantılara İngiliz heyetine başkanlık eden kişi olduğunu, ziyaretin de bu çerçevede olduğunu söyledi.
Müzakerelerin içinde bulunduğu durumla ilgili Kıbrıs Türk tarafının görüşlerini Allen’e aktardıklarını söyleyen Akıncı, sorularını yanıtlayıp onu da dinlediklerini kaydetti.

“Eide’nin garantörlerle temaslar yapması…”
Diğer bir soru üzerine, Akıncı, bundan sonraki süreçte mekik diplomasisini yoğunlaştırması gerektiğini ifade ettiği BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışması Espen Barth Eide’nin garantörlerle de gidip aynı temasları yapmasının beklenen bir gelişme olacağını, güvenlik ve garantiler konularında garantörlerin de devrede olması gerektiğini kaydetti. Akıncı, belli bir aşamaya geldiğinde konferansın devam edeceğini de dile getirdi.


Akıncı’dan hükümete sitem
Öte yandan Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, hükümetin meclisten, kendisinin geri gönderdiği yasaları alel acele tekrar geçirip yollamakla Cumhurbaşkanlığına karşı bir zafer kazanmadığını, halka kötülük ve yanlış yaptığını kaydetti. Akıncı, “Halk bunu görüyor, günü geldiğinde halk da kendi değerlendirmesi yapar” dedi. 3’lü kararname kapsamını daraltmak, müşavirler ordusunu büyütmek değil azaltmak gerektiğini vurgulayan Akıncı, hükümetin 3’lü kararname kapsamını artırdığını belirtti.
Akıncı, YÖDAK’ın bağımsız, tarafsız, partisiz bir makam olan Cumhurbaşkanlığı’ndan alınarak hükümete bağlanmasıyla ilgili olarak da “Buradan alıp hükümete bağlayarak daha da mı özerk yapıyorsunuz yoksa tam siyasetin emrine mi veriyorsunuz” dedi.
Bir kabulü sonrasında, imzalamayıp geri gönderdiği yasaların dokunulmadan meclisten geçirildiğinin söylenmesi ve bu konudaki görüşünün sorulması üzerine Cumhurbaşkanı Akıncı “İnsan anlamakta zorlanır” dedi.
YÖDAK konusunda “eğer Cumhurbaşkanlığına bağlı olmanın ötesinde özerkliğini ve bağımsızlığını artıracak daha iyi bir formül varsa yapalım” dediğini hatırlatan Akıncı, Cumhurbaşkanlığı’nın bağımsız, tarafsız, partisiz bir makam olduğunu söyledi ve “Buradan alıp hükümete bağlayarak daha da mı özerk yapıyorsunuz yoksa tam siyasetin emrine mi veriyorsunuz” dedi.

Foto:AKINCI
Akıncı, Rum tarafındaki tutumun devam etmesi durumunda, ulaşılacak bir çözümün kısa sürede sona ereceğini belirtti

Zihniyet değişmeli

Özlem GÜRAN
Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı dün, İngiltere Dışişleri Bakanlığı Savunma ve İstihbarat Genel Direktörü Jonathan Allen’i kabulü sonrasında basına açıklamalar yaptı ve soruları yanıtladı.
Cumhurbaşkanı Akıncı, toplumlarına, cep telefonu iletişimi, elektrik sistemlerinin bağlanması, yangın müdahalesi gibi sıkıntıların aşılıp ortak adım atabildiklerini, barış kültürünü geliştirmeye kararlı olduklarını göstermeleri gerektiğini vurguladı. 
Bunun için ciddi bir zihniyet değişimine ihtiyaç olduğunu dile getiren Akıncı, “Bunları yapmazsak çözüm de sağlayabiliriz, altına imzalar da atabiliriz ama bunu yaşatmak mümkün olmaz” dedi. Akıncı, bunların önemsiz şeyler olmadığını ancak aynı karşılığı gördüğü takdirde konuşulabileceğini de belirtti.
7 Nisan’dan sonra resmi müzakere sürecinin başlayabileceğini de söyleyen Akıncı, bu düşünülerek planlama yapılması gerektiğini ifade etti.

“Mekik diplomasinin artırılması gerekir”
BM’ye de bundan sonraki süreçte daha fazla görev düştüğünü dile getiren Akıncı, mekik diplomasisinin artırılması gerektiğini, süreci en hızlı şekilde değerlendirmenin yolunun bu olduğunu vurguladı.
Konuları masa başında her şeyiyle ele alıp bitirme anlayışının artık kendisine göre sonlandığını kaydeden Akıncı, mekik diplomasisinden bahsederken “Anastasiadis’le hiç bir araya gelmeyelim” demediğini, gerektikçe onun da yapılabileceğini ancak hakemlik olarak algılanmadan ve resmi öneri yapar pozisyona geçmeden BM’nin daha köprü kurucu bir anlayışla taraflara yardımcı olabileceğini belirtti. Bu konuda BM yetkililerini istekli gördüklerini de ifade eden Akıncı, Pazar akşamı yemekte bunu da konuşacaklarını belirtti.
Akıncı, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis ile bir araya gelecekleri yemekte, güven artırıcı önlemler konusunda atılmasını istedikleri adımları Anastasiadis’e aktaracaklarını; bundan sonraki yol haritalarının ne olacağını ele alarak, önlerindeki dönemi planlayacaklarını söyledi. 

Elam tuzağına düştüklerini itiraf ettiler…
Akıncı, Rum Dışişleri Bakanı Kasulidis’in “Mecliste, Elam’ın tuzağına düştük, bu yanlıştı ve bu yanlışı düzeltmek gerekir, dolayısıyla bu yönde DİSİ Başkanı Neofiti’nun attığı adımlar doğrudur onu destekliyorum” dediğini hatırlattı. 
Bunun doğru bir saptama olduğunu ve verilen desteklerle Liderlerin bir araya gelmesini sağlayacak adımlar atılmasının sağlandığını ifade eden Cumhurbaşkanı Akıncı, 7 Nisan’da da bu adımların arkasının geleceğini ve Enosis plebisitinin anılmasıyla ilgili yapılan yanlışın düzeltileceğini ifade etti. 

“Yeni bir dönem”
Böylelikle yeniden müzakerelerin başlayabileceği yeni bir dönem açılacağını dile getiren Akıncı, bu yeni dönemin uzun bir zaman dilimi olmayacağını, Rum tarafını seçimlerin heyecanının şimdiden sardığını kaydetti.
Nisan ve Mayıs aylarının artık karar ayları olacağını kaydeden Akıncı, gidilecek köyün minarelerinin artık bu aylarda görülmesi gerektiğini söyledi.
Pazar akşamki yemekle ilgili, bundan sonraki sürecin güven artırıcı önlemlere harcanacağı şeklinde yanlış algılamalar, algılar olduğunu belirten Akıncı, iki toplum arasında güvenin olamayışı ve bunun daha da zarar görmesinin kendilerine rahatsızlık verdiğini, bu nedenle 2 yıl önce mutabakata vararak aldıkları kararların uygulamaya geçirilmesini istediklerini, bu yöndeki isteklerini yemekte Anastasiadis’e aktaracağını söyledi. 


“Tanıma fobisi kalkmadıkça…”
Akıncı, bu tanıma fobisi kalkmadıkça güven yaratıcı önlemler bakımından ileriye doğru adım atmanın çok zor olduğunu, Rum tarafının bu yanlıştan bir an önce vazgeçmesi gerektiğini de kaydetti. Akıncı, “Bizim yangın araçlarımız o tarafa gittiğinde Rum tarafı KKTC’yi tanımaya yönelmez, sadece yangının söndürülmesine katkı sağlanır” diye konuştu.
Pile’de yasa dışı kumarhanelere birkaç ay önce yapılan ortak müdahaleyle ilgili olarak da konuşan Akıncı, BM gözetiminde yapılan bu müdahalenin Rum basınında sanki ortak olmamış sadece Rum polisi tarafından gerçekleştirilmiş şeklinde yer aldığını anlattı.

“Rum tarafının taktiği…”
Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Akıncı, müzakerelere ara verilmesi sonrasında “Türkiye’de referandum var, onun için Akıncı masadan ayrıldı, bunu kendisine Türkiye söyledi” gibi söylemler sarf edenler olduğunu belirterek, müzakerelerin başlayabilmesi ile, bunun hiç gerçekle ilişkisinin olmadığının da ortaya çıkmış olabileceğini ifade etti. 
Akıncı, Türkiye’den bu yönde bir telkin gelmediğini de belirtti. Akıncı, sorunu önemsizleştirmek ve başka bir mazeret aramak için Rum tarafının taktiği olduğunu, Rum tarafında seçim sürecinin çok erken başladığını ifade etti ve “Umarım bu bize önümüzdeki ayları heba ettirmez” diye konuştu.
Rum basınında yer alan “ Temmuz’da anlaşma Eylül’de referandum” iddiasıyla ilgili bir soruya da yanıt veren Akıncı, böyle bir şey olmadığını, bunun tamamen spekülatif olduğunu, kendilerinin masanın yeniden kurulmasının koşullarını oluşturmaya çalıştıklarını ifade etti.

Allen’le görüşmede üsler gündeme gelmedi…
İngiltere Dışişleri Bakanlığı Savunma ve İstihbarat Genel Direktörü Jonathan Allen ile görüşmesinin amacının ve Rum basınında yer alan Almanya’nın İncirlik üssü yerine Ağrotur ve Baf üslerini tercih edeceği yönündeki iddiaların sorulması üzerine Cumhurbaşkanı Akıncı, Allen ile görüşmesinde böyle bir konunun gündeme gelmediğini, Allan’in Mont Pelerin’de teknik düzeyde yapılan güvenlik ve garantilerle ilgili toplantılara İngiliz heyetine başkanlık eden kişi olduğunu, ziyaretin de bu çerçevede olduğunu söyledi.
Müzakerelerin içinde bulunduğu durumla ilgili Kıbrıs Türk tarafının görüşlerini Allen’e aktardıklarını söyleyen Akıncı, sorularını yanıtlayıp onu da dinlediklerini kaydetti.

“Eide’nin garantörlerle temaslar yapması…”
Diğer bir soru üzerine, Akıncı, bundan sonraki süreçte mekik diplomasisini yoğunlaştırması gerektiğini ifade ettiği BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışması Espen Barth Eide’nin garantörlerle de gidip aynı temasları yapmasının beklenen bir gelişme olacağını, güvenlik ve garantiler konularında garantörlerin de devrede olması gerektiğini kaydetti. Akıncı, belli bir aşamaya geldiğinde konferansın devam edeceğini de dile getirdi.


Akıncı’dan hükümete sitem
Öte yandan Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, hükümetin meclisten, kendisinin geri gönderdiği yasaları alel acele tekrar geçirip yollamakla Cumhurbaşkanlığına karşı bir zafer kazanmadığını, halka kötülük ve yanlış yaptığını kaydetti. Akıncı, “Halk bunu görüyor, günü geldiğinde halk da kendi değerlendirmesi yapar” dedi. 3’lü kararname kapsamını daraltmak, müşavirler ordusunu büyütmek değil azaltmak gerektiğini vurgulayan Akıncı, hükümetin 3’lü kararname kapsamını artırdığını belirtti.
Akıncı, YÖDAK’ın bağımsız, tarafsız, partisiz bir makam olan Cumhurbaşkanlığı’ndan alınarak hükümete bağlanmasıyla ilgili olarak da “Buradan alıp hükümete bağlayarak daha da mı özerk yapıyorsunuz yoksa tam siyasetin emrine mi veriyorsunuz” dedi.
Bir kabulü sonrasında, imzalamayıp geri gönderdiği yasaların dokunulmadan meclisten geçirildiğinin söylenmesi ve bu konudaki görüşünün sorulması üzerine Cumhurbaşkanı Akıncı “İnsan anlamakta zorlanır” dedi.
YÖDAK konusunda “eğer Cumhurbaşkanlığına bağlı olmanın ötesinde özerkliğini ve bağımsızlığını artıracak daha iyi bir formül varsa yapalım” dediğini hatırlatan Akıncı, Cumhurbaşkanlığı’nın bağımsız, tarafsız, partisiz bir makam olduğunu söyledi ve “Buradan alıp hükümete bağlayarak daha da mı özerk yapıyorsunuz yoksa tam siyasetin emrine mi veriyorsunuz” dedi.
Sıradaki Haber
Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.