Tenisçi dirseği… İsmi yüzünden çoğu kişinin kendini daha en baştan elediği bir rahatsızlık.
“Tenis oynamıyorum ki” cümlesi, bu ağrıyı yaşayanların en sık tekrarladığı savunmadır. Oysa tenisçi dirseği, spor sahalarından çok masa başlarında, mutfaklarda ve günlük hayatın tekrar eden hareketleri içinde ortaya çıkar.
Dirseğin dış tarafında hissedilen bu ağrı genellikle bir anda başlamaz. Kavanoz kapağı açarken, anah-tar çevirirken ya da bir bardağı kaldırırken kendini belli eder. Başta önemsenmez; biraz dinlenince ge-çeceği düşünülür. Ancak aynı hareketler sürdükçe ağrı kalıcı hale gelir. Beden, küçük ama ısrarlı bir sinyalle durup bakmamızı ister.
Bu noktada devreye “tenisçi dirseği” olarak bilinen lateral epikondilit girer. Ön kol kaslarının dirseğe yapıştığı bölgede oluşan zorlanma ve mikro yırtıklar, zamanla bu inatçı ağrıya yol açar. Burada sorun tek bir ani hareket değil; gün boyunca fark edilmeden tekrarlanan küçük yüklenmelerdir. Bilgisayar faresi kullanmak, telefonu uzun süre elde tutmak, ev işleri sırasında bileği aynı açıyla zorlamak… Beden bu tekrarları kaydeder ve bir noktadan sonra karşılık verir.
Tenisçi dirseğini çağımızın hastalıklarından biri yapan da budur. Modern yaşamda ağır yükler taşımıyoruz belki ama aynı hareketleri yüzlerce, binlerce kez yapıyoruz. Hareket ettiğimizi sanıyoruz; oysa bedenin yalnızca belli kaslarını çalıştırıyoruz. Çeşitlilik ve mola olmayınca kaslar yoruluyor, tendonlar kendini onarmaya fırsat bulamıyor.
Tenisçi dirseği tedavisinde en önemli adım, ağrıyı görmezden gelmemektir. “Geçer” diye ertelenen her gün, iyileşme sürecini uzatır. Öncelikle dirseği zorlayan hareketlerin fark edilmesi ve mümkün ol-duğunca azaltılması gerekir. Kısa süreli dinlenme, doğru kullanıldığında iyileşmenin önünü açar; ancak tamamen hareketsiz kalmak çözüm değildir.
Hafif ve düzenli egzersizler, tenisçi dirseğinde tedavinin temel taşlarından biridir. Ön kol kaslarını na-zikçe germek ve güçlendirmek, tendonların yükle başa çıkma kapasitesini artırır. Bileği yavaşça aşağı ve yukarı doğru esneten basit germe hareketleri, düzenli yapıldığında belirgin rahatlama sağlayabilir.
Ergonomik düzenlemeler de egzersiz kadar önemlidir. Bilgisayar başında çalışanlar için mouse’un dirseğe çok uzak olmaması, bileğin sürekli bükülü kalmaması ve masa yüksekliğinin uygun ayarlanması fark yaratır. Uzun süre aynı pozisyonda kalmak yerine kısa molalar vermek, dirseğin yükünü azaltır. Telefon kullanımında ise cihazı sürekli tek elle tutmaktan kaçınmak önemlidir.
Günlük hayatta yapılan küçük değişiklikler, ağrının seyrini belirler. Ağır poşetleri tek elle taşımamak, kavanoz açarken yardımcı aparatlar kullanmak, ev işlerinde bileği zorlayan hareketleri bölerek yap-mak… Bunların hiçbiri büyük fedakârlıklar değildir ama dirsek için ciddi bir rahatlama sağlar.
Tenisçi dirseği bize şunu hatırlatır: Beden, alışkanlıklarımızın aynasıdır. Aynı yükü, aynı noktaya, aynı şekilde bindirdiğimizde bir gün mutlaka karşılığını alırız. Bu nedenle tedavi sadece ağrıyı dindirmek değil, yaşam biçimini yeniden düzenlemektir.
Tenisçi olmadan tenisçi dirseği
Paylaş