Diyalog Gazetesi

Kavala’dan otokratlığa ve seçimlere...

TÜRKİYE

Özlem Yüzak - yorum

1431 gündür tutuklu. Neredeyse dört yıl. Hakkındaki iddialar, gece yarısı telaşla, alelacele çıkarılan torba yasaların içindekiler gibi. Anayasal düzeni değiştirmeye ve hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs, Gezi olaylarını finanse ve organize etmek... Ama dört yıldır suç işlediği konusunda bulunabilmiş bir kanıt yok. Olsun. Tutukluluğa devam.
Osman Kavala’dan bahsediyorum. Kavala, bir sivil toplum lideri. Aynı zamanda bir iş insanı. Demokrasi ve insan hakları konusundaki duyarlılığı ile tanınıyor. Daha da ötesi Türkiye’nin sivil toplumu ve dış dünya arasında önemli bir bağ. Aslında kısaca özetleyecek olursak ülkeyi yöneten “Tek Adam”ın yok etmeye çalıştığı tüm değerleri temsil eden biri. 
Haa, o zaman tamam. Tabii tutukluluğa devam..
Davanın boyutları çoktan ülke sınırlarını aştı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi iki yıl önce Kavala’nın tutuklanmasının hukuka aykırı olduğu, suç işlediği konusunda makul kuşku oluşturacak bir olgu ya da kanıt bulunmadığı gerekçesiyle özgürlük hakkının ihlal edildiği sonucuna varmıştı. AİHM, aynı kararda Kavala’nın tutuklanmasının kendisini susturmak, sivil toplumu sindirmek gibi siyasal nedenlerden kaynaklandığını, bunun hakkın kötüye kullanılması olduğunu ve bu nedenle Sözleşme’nin 18. maddesinin ihlaline yol açtığını saptamıştı. Bu AİHM’nin ender olarak verdiği ağır bir ihlal kararıydı. Ve Kavala’nın derhal serbest bırakılmasını öngörmüştü. (Rıza Türmen - Cumhuriyet). 
AİHM’nin Türkiye’ye tanıdığı süre 30 Kasım’da sona erecek. Bakalım serbest bırakılacak mı? Bırakılmazsa Avrupa ne yapacak? 
Önceki akşam ABD’de düzenlenen ve Türkiye saati ile 20.00’de başlayan çevrimiçi bir panelin dinleyicileri arasındaydım. Konu: “Kavala neden hapiste? Türkiye’de hukuk, siyaset ve insan hakları” idi. Panelin moderatörü “Tarihin sonu ve son insan” ve “Güven/Trust” adlı kitaplarından tanıdığımız ünlü siyaset bilimci Francis Fukuyama idi. Konuşmacılar ise Harvard Üniversitesi’nden Dani Rodrik, Yale Üniversitesi’nden Seyla Benhabib ve insan hakları savunucusu, avukat Ayşe Bingöl Demir. Panel, Kavala özelinden başlasa da neden hâlâ tutukluluğun devam ettiği konusu, konuşmaları doğal olarak otokratlığa getirdi. 
“Geleneksel otoriter rejimlerde şiddet, korku ve ideoloji ile yönetim vardı. Günümüzde ise otokratların yöntemleri daha farklı. Davos toplantılarına katılıyorlar, kuralları demokrasi adına koyuyorlar, inançları şekillendirerek yönetiyorlar. Bu yeni tür otokraside Türkiye ise başı çeken ülkeler arasında” diyen Rodrik, bunun artık küresel bir eğilim haline gelmekte olduğu uyarısını da yaptı. Recep Tayyip Erdoğan’ın yanı sıra Rusya lideri Putin, Macaristan lideri Viktor Orban örneklerini vererek...
Seçimle gelip bilgileri çarpıtarak, bizzat demokratik kurumları kullanarak demokrasiyi baltalayan, geçmişteki diktatörlerden daha az şiddetli ama daha gizli ve etkili yöntemlerle güçlerini tekelleştiren liderler... 
21. yüzyılda otoriterliğin değişen yüzünün son derece iyi incelenmesi gerek. 
Rodrik’in bu konuda bir kitap önerisi var: Spin Dictators / Princeton University Press.
Türkiye önümüzdeki seçimlerle son derece önemli bir yol ayırımında. 
Üç akademisyenin de vurgusu, Erdoğan’ın bu işi öyle kolay bırakmayacağı yönünde. İktidarın tüm gücü bu kadar elinde, medya bu kadar baskı altında, siyasiler hapiste iken ... 
Avrupa Konseyi’nin kararı ne olur?
Dönelim Kavala davasına. 30 Kasım, Kavala’nın serbest bırakılması için tanınan son tarih. Yoksa iş Avrupa Konseyi üyeliğinden çıkarılmasına kadar gidebilir. Peki, gerçekten gider mi? Konuşmacılar temkinli. Burada da Avrupa’nın o tanıdık çifte standartları pekâlâ devreye girebilir. Hele sofranın tam ortasına devasa bir göçmen sorunu bizzat Batı tarafından oturtulmuşken. Suriyeliler ile başlayan Afganlar ile devam eden mülteci krizinde Türkiye Avrupa’nın “ayak işlerini yaptırdığı” “kirli kapısı”. Bu yüzden Erdoğan’ın otokratlığı dillendirilse de bizzat karşı çıkılmıyor. Bakalım, göreceğiz... (Cumhuriyet)

Sıradaki Haber
Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.