Diyalog Gazetesi

Yalnız bırakıldık

TÜRKİYE

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2.5 milyon Suriyeli’nin, Türkiye’nin değişik bölgelerine dağıldığını belirterek, diğer ülkelere sitem etti

 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin insani krizler karşısında verdiği onurlu mücadelesinde yalnız bırakıldığını belirterek, "Yaklaşık 5 yıldır Suriye ve Irak'tan gelen 2,5 milyon göçmenin yol açtığı ekonomik ve sosyal yükün tamamını ülke olarak tek başımıza karşıladık, sırtlandık" dedi. 
Erdoğan, Grand Tarabya Oteli'nde, bu yıl yedincisi düzenlenen Atlantik Konseyi Enerji ve Ekonomi Zirvesi'nin açılışında konuştu.
Hırvatistan Cumhurbaşkanı Kolinda Grabar Kitaroviç, Arnavutluk Başbakanı Edi Rama ile toplantıya katılan katılımcıları selamlayan Erdoğan, bu yıl yedincisi düzenlenen zirveye katılmaktan ve konuklarla bir arada olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Toplantının G20 Liderler Zirvesi'nin hemen arkasından düzenlenmesinin önemine işaret edenErdoğan, Atlantik Konseyi'ne, konseyin İstanbul ofisine, emeği olanlara teşekkür etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2010'dan bu yana İstanbul'da düzenlenen zirvenin, bu alanlardaki gelişmeleri ele alma imkanı veren önemli bir platform olduğunu ifade ederek, zirve boyunca enerji ve ekonomi başlığı altında düzenlenecek panellerin ufuk açıcı, geniş değerlendirmelere vesile olacağını düşündüğünü söyledi.
Bunun gibi platformların ABD ile resmi düzeydeki ilişkilere de ciddi katkı sağladığına inandığını vurgulayan Erdoğan, tüm dünyanın farlı açılardan, tarihi sınamalardan geçtiği hassas bir dönemin içinde olunduğunu, ekonomik durgunluk, fakirlik ve gelir dağılımındaki adaletsizliklerin gündemlerindeki yerini koruduğunu anlattı.

Etkin ve kararlı mücadele

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, iç çatışmalardan kaynaklanan büyük göç hareketleri, terör, doğal kaynakların tüketilmesi gibi küresel sorunların giderek daha fazla öne çıkmaya başladığını belirterek, şöyle devam etti:
"Bunların hepsiyle de hızlı, etkin ve kararlı bir şekilde mücadele etmek mecburiyetindeyiz. Hiç kimse yaşanan krizi veya yaşanan insani krizlerden kendini tecrit etme hakkına ve lüksüne sahip değildir. Güvenlik kaygılarının artması karşısında en iddialı ekonomiler, en gelişmiş ülkeler dahi çaresiz kalabilmektedir. Bugün Türkiye güvenlik kaygılarının odağı olan bölgenin hemen yanında istikrarını ve kalkınmasını sürdürme mücadelesi veriyor. Terörle mücadelemizin geçmişine baktığımız zaman yaklaşık 35 yıldır terörle mücadele ediyoruz. Güney sınırlarımızda başlayan ve girift boyutları olan hadiseler tüm dünya için uzun vadeli sonuçlar doğurabilecek niteliktedir. Göçmen meselesi başta olmak üzere bu sorunların ağır sonuçlarıyla yüzleşiyoruz. Maalesef Türkiye insani krizler karşısında verdiği onurlu mücadelesinde yalnız bırakıldı. Yaklaşık 5 yıldır Suriye ve Irak'tan gelen 2,5 milyon göçmenin yol açtığı ekonomik ve sosyal yükün tamamını ülke olarak tek başımıza karşıladık, sırtlandık. Sadece Suriye'den gelen göçmenlere kamplarda verdiğimiz hizmetler için harcadığımız para, sadece kampları söylüyorum, 8,5 milyar dolardır. Peki bu kamplarda ne kadar kişi yaşıyor? 280 bin. Bunun dışındakiler ülkemizin değişik şehirlerine dağılmış vaziyette. Sadece şu İstanbulumuzdaki göçmen, mülteci sayısı ne biliyor musunuz? Yaklaşık 500 bin. Bunun sosyolojik travmalarını düşünebiliyor musunuz? Bunun meydana getirdiği psikolojik travmayı düşünebiliyor musunuz? Hem o gelenlerde meydana gelen travma hem de bizim toplumumuzda meydana getirdiği travma. Bunları düşündüğümüz zaman insanlık 'Türkiye nasıl olsa bunun hakkından gelir' deme lüksüne sahip mi? Acaba devletler böyle bir lükse sahip mi?".

Sıradaki Haber
Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.