Rum toplumu lideri Nikos Hristodulidis, Türk toplumu lideri Tufan Erhürman’a mesaj gönderiyor;
“İkimiz tarih yazabiliriz…”
Bunu kim istemez ki…
Tarih yazılır da içeriği büyük önem taşır…
Nice tarih kitapları yazıldı, içeriği farklı olanlar da sattı, doğru olanlar da…
Tarihi yazmak gerçekten önemlidir…
O açıdan Bay Nikos’a hak vermek lazım…
Geçmiş yıllarda AKEL liderliğinden toplum liderliğine gelen Hristofyas da, CTP liderliğinden toplum liderliğine gelen Mehmet Ali Talat’a benzer sözler söylemişti…
Hatta bir kez değil, iki kez mesaj göndermişti…
Birincisinde AKEL lideriydi ve Annan Planı’nın referanduma sunulması öncesinde yoldaşı Talat’a ‘evet’ sözü vermişti…
“Aklını mı kaçırdın be Mehmet Ali... Tabi ki evet diyeceğiz…” demişti Annan Planı’na…
Fakat referanduma 48 saat kala Papadopulos’un gözyaşlarına bakarak geri adım atmıştı…
İkinci mesajında Nikos gibi ‘birlikte tarih yazmaktan’ söz etmişti…
Tarih yazıldı ama anlaşmazlıkları konu aldı…
Şimdi benzer mesajlar Bay Nikos’tan geliyor…
Tufan Hoca, uzaktan mesaj almayı veya gazetecilerin aracılığıyla tartışmayı sevmiyor…
“Sözün varsa gözümün içine bak da söyle” diyor…
Haksız mı?..
Kesinlikle haklıdır…
Çünkü gözler yalan söylemez…
Kalbin aynasıdır onlar…
Biz her gün tarih yazıyoruz
Şimdi Bay Nikos’un bahsettiği tarihi bir kenara bırakıp kendi tarihimize bakalım…
Bizim taraf zaten hemen her gün bir başka tarih yazıyor…
İşte son 10 günlük tarihimiz:
30 Ağustos Pazar: Filo Deniz faciası…
Gemi su aldığı halde sefere çıkan kaptan yüzünden benzeri görülmemiş bir facia yaşandı…
Dün itibarıyla 14 can kaybımız var…
Ayrıca 14 kişi de aranıyor…
Devam edelim…
6 Eylül Pazar: Güngör çöplüğünde yangın…
Başken Lefkoşa’nın üzeri kara bulutlarla kaplanınca tarih yazılmaz mı?..
Adını da ‘çevre rezaleti’ koyarsak, tam yerine oturur…
7 Eylül Pazartesi: İskele’ye bağlı Aygün’de meydana gelen cinayet olayı…
Bunun adına da ‘benzeri görülmemiş vahşet olayı’ diyebiliriz…
8 Eylül Salı: Lefkoşa’da oto galerinin kundaklanması…
İki çocuk bir şişe kolonya ile galerideki aracı ateşe veriyor, polis onları Ercan’dan çıkış yaparken yakalıyor…
Evet artık kötü bir tarih yazılmasını istemiyoruz…
Ortak bir tarih yazılacaksa bunun adı ‘Güven ve istikrar’ olmalıdır…
Sinan 2 Ay Önce
Sayın Akar , olası bir Referandumda Avrupa Ülkesi AB Üyesi Güney Kıbrıs Bugünkü KKTC ile Ortak Olmaya veya Birleşmeye EVET der mi acaba ! Avrupa Ülkesi Güney Kıbrıs’ın KKT’C’ye HAYIR demesine niye şaşıralım ki ? Zamanın her geçen gün daha kötüye giden KKTC aleyhine Geçtiğini gerçekten Dünyada bizden başka bilmeyen mi kaldı yani ! Dünyadan dışlanmış Ambargolar Altında Uluslararası Ulaşım ve Uçuş Yasağı olan kronikleşmiş mevcut KKTC dizeni ve alışageldiğimiz Yönetimi ile kaç yıl daha gidebileceğiz acaba ? Bir zamanlar UNSPOILT NORTH CYPRUS denilen Ülkemizi bugün Pahalılıktan ve Pislikten Girilemez hale getirdik Yaşam Standartlarımızın yerle bir olduğu Ülkemizden Avrupalı Turistleri İngilizleri ve Yatırımcıları Kaçırdık ‘ Gelecek Endişesi olan KKTC’deki Gençlerimizi de Kaçırmaya az kaldığı Ülkemizi Neden Yaşanılamayacak hale getirdik acaba ! KKTC’de artık İrfan Nadirleri , Asıl Nadirleri , Ramadan Güneyleri Ülkemize Akın gelen Londralı Türkler ile Türk Yatırımcıları görebilmemiz mümkün değildir ! Bu gerçekler ile KKTC denilen bu Ülkede yine Seçimlere Seçilmelere Gidiyoruz ! ‘ İkisi veya Üçü bir arada mi olsun yoksa olmasın mı ? TRNC for ever !
Sinan 2 Ay Önce
KKTC Başbakanı Sayın Üstel Girne’deki Gemi Faciasında Deniz dibindeki Kayıpları ve Facia Gemisini 550 Metreden su yüzüne çıkarabilecek Dünyanın sayılı Ülkelerinden Kıbrıs Cumhuriyeti Garantörü İngiltere’ye neden gidip de yardım istemiyor acaba !
T/C 2 Ay Önce
Şimdi İngiliz koloni idaresi, BM in kolonizasyonu yasaklaması ile, iki egemen üssü elinde tutarak ayrı bir devlet kurdurdu K/Türklere cömert davranarak yüzde 18 lik bir topluma veto ve yüzde 30 luk haklar tanıdı. Makarios böyle bir anlaşmayı kesinlikle kabul etmeyeceğini söylemesine rağmen İngilizler bir gecede onun fikrini değiştirdi. İşte Kıbrısta var olan haklarımız bu anlaşmaya dayanır. Yine İngilizler KC nin devamı için TAKSİM ve ENOSİS i yasakladı. Türkiye ‘nin Kıbrıs ile ilişkisi uluslararası hukuka göre budur ve Sayın rahmetli Ecevit bunu başarıyla gerçekleştirdi. Enosisi bertaraf etti. Sonra iki toplum arasında görüşmeler yıllarca devam etti. Rumlar kuzeydeki Rum mallarının çözümü karşılığında iki bölgeli, iki toplumlü,tek egemenlik ve tek vatandaşlığı kabul ettiler K/Türkler hem Annan Planına evet diyerek, hem de Erhürmanı seçerek federasyon şeklinde yapılanacak Kıbrıs Federal Cumhuriyetine onay verdiler Peki garantör ülke Türkiye bu iradeye saygılı mı ? Kıbrıs devletinin toprak bütünlüğüne saygılı mı? Kuzeyde ingiliz üsleri haricindeki adanın yüzde otuz toprak Kıbrıslı Türklerin mi diyor yoksa Kıbrıs Türkünün mi diyor? Türkiye iki devlet derken garantörlük görevinin tam tersini yapmıyor mu?