“Kıbrıs Cumhuriyeti” Cumhurbaşkanı Sayın Hristodulidis, Fransa ile yaptığı askeri antlaşmaya dönük Cumhurbaşkanı Sayın Erhürman ile Türkiye’den gelen eleştirilere cevap verdi. Kendisinin egemen bir devletin başkanı olarak her tür antlaşmayı yapmaya hakkı olduğunu söyledi. Bu söz ile gerçekte Kıbrıs’ta İki ayrı egemen devleti savunan UBP ağırlıklı hükümet ile aynı zemine dayandığını gösterdi. Halbuki Sayın Erhürman, bu askeri antlaşmaları eleştirirken, “Kıbrıs Cumhuriyeti”nin iki kurucu toplumundan biri olan Kıbrıs Türk Toplumunun onayı ve katılımı olmadan böylesi antlaşmalar yapılamayacağını ifade etmişti. Çünkü Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası ve Kuruluş Antlaşmasına göre; KC iki eşit toplumun ortaklığına dayanıyor. Bu nedenle uluslararası antlaşmalar için de iki toplumun onayı gerekiyor. O, kuruluş antlaşmalarına göre Kıbrıs Cumhuriyeti, 3 Garantör ülkenin üye olmadığı bir uluslararası kuruluşa da üye olmazdı. Bunun en tipik süreci Kıbrıs’ın Avrupa Ekonomik Topluluğuna (AET) üye olma sürecinde yaşandı. Çünkü o dönem İngiltere’nin AET Üyeliğini Fransa veto etmişti. Bu nedenle, 3 garantörün üye olmadığı yere, KC üye olamaz maddesi nedeni ile Türkiye ve Yunanistan’ın ve iki toplumun liderliklerinin de desteği ile Kıbrıs Cumhuriyeti’nin AET üyeliği buzdolabına kaldırılmıştı. Bu hal, 1972-73 yılına kadar sürdü. Fransa vetoyu kaldırıp İngiltere AET üyeliğini alınca, bu iş bitti. Kıbrıs Türk Toplumunun deneyimli Dışişleri Bakanı ve KC’nin ilk Savunma Bakanı olan müteveffa Sayın Osman Örek; bu gelişmeler üzerine önemli tespitler yaptı. Bunları da Kıbrıs Cumhuriyeti AET’ye üye olacaksa, KC Cumhurbaşkanı ve Cumhurbaşkanı Yardımcısının ortak imzasının gerekeceği gerçeğine dayandırdı. Kıbrıs Cumhuriyeti’nin AET’ye üye olma antlaşmasını da Sayın Makarios ile Sayın Denktaş onayladı. 3 Garantörde onay verdi. Böylece Kıbrıs, AET üyesi oldu. Bu, iki olguda daha kendini gösterdi. Birincisi, 1994 yılında Türkiye’nin AB ile Gümrük Birliği Antlaşması için Türkiye ve Kıbrıs Türk Toplumu liderliği; KC- AB arasında Üyelik için hükümetler arası görüşmelerin başlamasına sessizce onay verdi. Diğeri ise, 1999 AB Helsinki Zirvesi’nde Türkiye’ye, AB’ye aday olma hakkı verilirken; Kıbrıs Cumhuriyeti’nin çözüm olsun, ya da olmasın AB üyesi olabileceğine, Kıbrıs Türk Toplumu liderliği ile Türkiye’nin itiraz etmeyerek onay vermesidir. Kıbrıs’ın AB üyesi olması sürecinde var olan bu gerçeklere karşın; Sayın Hristodulidis’in hala, Kıbrıs’ın tek taraflı Askeri Antlaşmalar yapabileceği yaklaşımı tehlikeli bir hatadır. Bu hatanın ne olduğunu da yaşam gözlerini yuman, Kıbrıs’ta barışın ve çözümün destekçisi Sayın Takis Hacidimitriu’nun yazdığı ve Galeri Kültür Yayınlarında çıkan; “Kıbrıs Cumhuriyeti ve Derin Devlet 1959 – 1964” kitabında okuyoruz. Kitapta, KC Antlaşmalarının mimarlarından olan rahmetli Sayın Fatin Rüştü Zorlu’nun; Yunanistanlı Mevkidaşı Sayın Averof’a, Garantörlük ile ilgili söyledikleri önemlidir. Sayın Averof “Zorlu dostumla, Garantiler konusunu görüştüm ve bana şöyle dedi; önemsiz konularda sorun çıkarmak istediğimizi mi zannediyorsun? Ancak, sence egemen olan bu şüphe ortamı göz önüne alındığında, darbe olasılığı halinde; müdahale etme hakkımız olmalı değil mi?” Sayın Zorlu bunu, 1959’da ifade ediyor. 15 yıl sonra, 15 Temmuz 1974 faşist darbesinin yol açtığı yıkım ortadadır. Bu bakımdan, adanın toprak bütünlüğünün ve siyasi olarak ortak egemenliğinin Garantörü olan Türkiye’nin siyaset yapımcıları ile Kıbrıs’ın siyasi eşit ortağı olan Kıbrıs Türk Toplumunun kimi siyaset yapımcılarının bugün; iki ayrı devleti savunup, güneyin bağnazlarına ayrı askeri antlaşmalar yapma fırsatı veren dar görüşlülüklerini; Sayın Fatin Rüştü Zorlu’nun ileri görüşlülüğü ile kıyas dahi edemeyiz. Aynı şekilde Sayın Averof’un ileri görüşlülüğü ile Sayın Hristodulidis’ın kısır bakışını da kıyas edemeyiz.
Zorlu, Askeri Antlaşmalar ve Hacıdimitriu
Paylaş
Tamer Karadeniz 5 Saat Önce
Vay canina, ancak bu kadar kivrilir.. Sayin Soyer, yillarca bal-kaymak icinde hukumet ederken niye cozum bulamadiniz? Gidip rumdan hellim, zivaniya ve sameralla almaya devam edin siz.. Festivallerde armut yiyenlerle ve zivaniya icenlerle dunyayi dolasanlar bir olur mu?