Başbakan’ın 20 Temmuz mesajı

     Başbakan ve CTP Genel Başkanı Tufan Erhürman’ın 20 Temmuz nedeniyle yayınladığı mesaj, üzerinde biraz da olsa konuşulmayı hak ediyor. İçeriğini dikkatli bir şekilde gözden geçirip hakkında düşündüğünüz zaman, mesajın anlam yüklü olduğu zaten bellidir. Ne var ki, kendisi “anlam yüklü” de olsa, hakkında konuşulanlar ve konuşulmayanlar her mesajı, biraz daha anlamlı hale getirebiliyor.

YAZILI MESAJLAR
    Başkaları nelere dikkat etti bilmiyorum ama Erhürman’ın mesajında benim en fazla dikkatimi çeken, belki de en fazla sevdiğim saptama, 20 Temmuz harekatı ile ortaya çıkan durumun, “toplumlararası görüşmelerin zeminini” netleştirmiş olmasına yaptığı vurgudur. Başbakan, bu açıklaması ile 20 Temmuz harekatının Kıbrıslı Türklere ne kazandırdığını açıkça ortaya koymuştur. Aradan 44 yıl geçtikten sonra bile “iki toplumlu, iki bölgeli, iki halkın siyasi eşitliğine dayanan federal bir çözüm” konuşabiliyorsak veya bu ifade ile şekillendirilen formül çözüm çabalarının temelini oluşturabiliyorsa bunun nedeni, 20 Temmuz’da ortaya konulan kararlılık, verilen mücadele ve elde edilen sonuçtur. Bunun bir diğer siyasi anlamı ise, bu harekatı basit bir “işgal harekatı” veya Türkiye Cumhuriyeti’nin genişleme emellerinin bir sonucu olarak göremeyeceğimizdir.
    Bunu söyleyen veya yazan CTP’nin başbakanlık koltuğunda oturan genel başkanı olduğu zaman, bu cümleler biraz daha anlam kazanmaktadır. Çünkü CTP ileri gelenleri arasında bu yaklaşımı benimsemeyenlerin olduğu çeşitli vesilelerle ortaya çıkmıştır ve çıkmaktadır. 
CTP, Türkiye tarafından gerçekleştirilmiş olan 20 Temmuz Barış Harekatı’nı “haklı nedenlere dayanan bir zorunluluk” olarak görmekte midir; görmemekte midir?
    CTP’nin hükümet ederken yeterince başarılı olmasını engelleyen işte bu ikilemdir. Bu ikilem nedeniyle Türkiye ile kurulması gereken sağlıklı ilişkiler kurulamamakta; bu ikilem Kıbrıs’ın geleceğine ilişkin tahayyülleri farklılaştırmakta ve hükümet ortağı olarak CTP’nin performansını olumsuz etkilemektedir.
    Bugünkü hükümetin başarılı veya başarısız olması, Kıbrıs Türk halkının kaderine büyük oranda etki edecektir. Bu ikilem, bu aşamada, işte bu nedenle özellikle önemlidir. CTP liderliği başarılı olmak istiyorsa bu ikilemden kurtulmayı denemelidir.

ŞİMDİKİ DURUM
    CTP Genel Başkanı ve Başbakan Erhürman, 20 Temmuz mesajında ayrıca, “Kıbrıs Türk halkı Kıbrıs sorununun bu zeminde, kapsamlı, adil ve kalıcı bir çözüme ulaştırılması için her dönemde üzerine düşeni yapmıştır” diyerek çözüm mücadelesinin geçmişi konusunda da tarihi bir saptama yapmıştır. Aslında Erhürman’a, “her dönemde” vurgusu ile tam olarak neyi anlatmaya çalıştığını bir kez daha ve doğrudan sormak gerekebilir; bununla Rauf Raif Denktaş’ın liderlik döneminde gerçekleşen çabaları da kast edip etmediğini netleştirmesi istenebilir. Ama o dönemlerin artık çok gerilerde kaldığı da bir gerçektir. Kıbrıs Türk halkı, en azından son 15 yıllık dönemde çözüm istencini çok kararlı ve açık bir şekilde ortaya koymuştur ki bu da küçümsenecek bir şey değildir.
    Bu durumda, gerek Başbakan Erhürman, gerekse Cumhurbaşkanı Akıncı’nın 20 Temmuz mesajlarında belirtmiş olduğu şekilde Kıbrıs Türk halkının ekonomik ve sosyal kalkınması için gerekenleri yapma hedefi çok daha anlamlı olmaktadır. Bu mesajları, bugünkü siyasi koşulların GEREKTİRDİĞİ HERŞEYİN yapılacağı şeklinde anlamaktayız.
    Bu yaklaşım geçerli ise, bazı gerekliliklerin yerine getirilmesi, “çözüme engel olur” saplantısına kurban edilmemelidir. Bu da yine hükümetteki CTP’nin performansını doğrudan etkileyecek bir yaklaşım olarak görülmelidir. 

VE YAZILMAYANLAR 
    Bu mesaj hakkında yazılmayanlar veya bu mesaj hakkında konuşmayanlar da mesaja anlam katıyorlar; onlardan da söz etmek kaçınılmazdır. 
    Uzun bir süreden beridir, Yenidüzen gazetesinin yayın çizgisinin CTP’nin politik duruşundan farklılıklar gösterdiği gözlemleniyordu ama bir parti tarafından inşa edilip ayakta tutulan gazetenin partisine bu kadar yabancılaşmış olabileceği de düşünülemezdi doğrusu. Yenidüzen, Erhürman’ın mesajını kitlelere taşımaya aracılık etmek yerine, “başbakanın oturmakta olduğu makamın gerektirdiği zorunlu ve sıradan bir mesajı” olarak algılanmasını sağlamaya çalıştı. Bu tutum sadece Yenidüzen ile ilgili olmasa gerektir. Bu, genel başkanının tutumunu onaylamayanlar CTP içinde oldukça etkilidir demektir ki belki de CTP’nin temel sorunu tam da budur.
    Dedik ya; bu hükümetin başarısı veya başarısızlığı biraz da bunlara bağlıdır. Bunlar, CTP’nin Kıbrıs Türk halkının geleceğinde nasıl bir rol oynamak istediği ile yakından ilgilidir. 

YORUM EKLE