Beş başbakan ve bakanlar!

    Hükümetin basın toplantısı hiç kimseyi tatmin etmişe benzemiyor. Başbakan ve bakanlar, et sorunundan elektriğe, döviz kurlarından sağlığa kadar pek çok konuda açıklama yapmak istendiler ama bütün bu alanlardaki yetersizlikleri bir kez daha sergilenmiş olmaktan öteye gidemediler.
    Bu köşede sık sık dile getirilen görüş bellidir: Türk Lirası’nın değer kaybetmesine karşılık yapılabilecek çok şey yoktur. Önemli olan KKTC ekonomisinin verimliğini yükselterek daha çok para üretebilmektir. Başkalarına cazip gelecek mal veya hizmet üretmek; bunu yaparken verimli olmak, düşük maliyetler ile kaliteli ürünler çıkarmak esastır. Esasen refahın kaynağı da düşük kurlar değil, budur. Elinizdeki para kur oyunları ile değer yitirse bile, verimli bir şekilde üreteceğiniz mal ve hizmetler, onu yeniden kazanmanıza yardımcı olacak ve refah seviyeniz korunmuş olacaktır. 
    Görüşümüzün pek itibar görmediği bellidir ama bir kez daha tekrar etmek isterim: Verimliliği yükseltebilmenin yolu, daha yüksek teknoloji ve daha bilgili insanlar kullanmaktır. Örneğin inşaatlarda düz işçi olarak çalışarak elde edebileceğiniz gelir başka; bir hekim olarak ulaşabileceğiniz refah düzeyi başkadır. Bir fabrikada otomatik makineler ile çalışmanın size getireceği fayda başka; bu fabrikaya doluşturacağınız insanlarla elde edebileceğiniz verim başkadır. 
Bir çalışma alanı yeterli verimliğe ulaşamazsa o alanı terk etmek, onun yerine verimli olabileceğiniz alanlara yönelmek ve kaynaklarınızı o alanda değerlendirmek “verimlilik odaklı” davranmanın gereğidir ama kimse bunu, o sektörde faaliyet gösterenlere söylemek cesaretini gösteremiyor.

Strateji gerekiyor
    Böyle bir davranış tarzı geliştirmek ve bunu devam ettirebilmek bir stratejiye sahip olmakla mümkündür. Böyle bir stratejiye sahip olursanız, karşılaşacağınız sorulara ve sorunlara vereceğiniz yanıtlar da ona göre olacaktır. Strateji sahibi değilseniz, günü idare etmekle veya farklı zamanlarda farklı kesimlere hoş görünmeye çalışmakla yetinmek zorundasınız.
    Bugünkü hükümetin KKTC’nin ekonomik ve sosyal geleceği hakkında nasıl bir stratejiye sahip olduğunu çözemedim doğrusu. Geçtiğimiz Pazartesi günü düzenlenen basın toplantısı, olsa olsa bir yatıştırma stratejisinin varlığını kanıtlıyor.
    Yatıştırma stratejisi, bir süre için işe yarayabilir... Örneğin, geçmiş hükümetin olumsuzlukları zihinlerdeki yerini korurken, “ne yani bu hükümet gitsin de yine onlar mı gelsin” diye düşünenleri bir süre için size karşı tavır almaktan uzat tutabilir. Böyle bir strateji, sizin aslında çok kötü bir miras devraldığınızı ve şimdilerde yaşanan olumsuzlukların geçmişin devamı olduğunu anlatmanıza yarayabilir.
    Peki ama sonra? Bu hükümetin kuruluşundan bu yana altı aylık bir süre geçti. Yatıştırma stratejisi şimdi işe yaramış olsa bile altı ay sonra da işe yarayacak mı?
    Yaramayacak... Bir hükümeti ayakta tutacak, ülkeye istikrar ve huzur getirecek olan şey başarıdır. Bugünkü zor koşullarda ise başarı, doğru bir strateji benimsemekten ve bu stratejiyi yaratıcı bir şekilde uygulamaktan geçer.

Bir öneri
    Yürütmenin başı başbakandır ve diğer koalisyon ortağı parti liderlerinden daha büyük bir sorumluluk altındadır. Belki de bir stratejisi vardır ama bunun yetersiz kaldığı gibi bir duyguya kapılmışsa Başbakan Erhürman’a bir öneride bulunmak istiyorum.
    Genel Başkanı olduğu Cumhuriyetçi Türk Partisi, son 15 yılda beş tane başbakan yetiştirmiştir: Mehmet Ali Talat; Ferdi Sabit Soyer; Özkan Yorgancıoğlu; Ömer Soyer Kalyoncu ve kendisi... Bu sürede çeşitli başarılar ve başarısızlıklar birlikte anılabilir ama sonuç itibarı ile “başarısızlık” kefesinin daha ağır bastığı da açıktır. Düzeni değiştirmek iddiasında olan Cumhuriyetçi Türk Partisi, son on beş yıla sığdırdığı dört başbakan ile neden başarılı olamadığını keşfedebilirse, beşinci başbakanı başarısızlıktan kurtarabilir. 
    Beş başbakan yetmezse, bu başbakanlar ile çalışmış olan çok sayıda bakan da bir toplantıda buluşup, KKTC’de hükümet etmenin olanaklarını ve zorluklarını analiz edebilirler. Sonuçta her strateji, mevcut koşulların rasyonel bir değerlendirmesine dayanmak zorundadır. Böyle bir çalışma bugünkü hükümetin başarılı olması için gereken stratejiyi ortaya koymaya yardımcı olabilir. 
    Böyle bir çalışma işe yarayacak mı bilmiyorum. Bildiğimiz bir şey varsa o da şudur: Sorunlar ve koşullar ağırdır; günü idare etmeye çalışmak, başarılı olmak veya öyle görünmek için yeterli olmayacaktır.  

YORUM EKLE