Çare: Devleti yeniden yapılandırmak

  Bugünlerde gündemin esasını, hükümetin hazırladığı önlemler paketi oluşturuyor. Kamu çalışanları, ek-mesai ödeneklerinden kesinti yapılmasını benimsemediler; havalimanı ve hastane gibi kritik iş yerlerinde ek-mesaiye kalmayarak sorunu görünür hale getirdiler.
    Bu köşenin okurları hatırlayacaklardır... Daha birkaç yazı önce, krizin KKTC’deki düzenin foyasını meydana çıkardığını anlatmaya çalışmıştım. Aslında sadece ek-mesai sorunları hakkında konuşmak bile, KKTC’nin bugüne gelene kadar oluşturduğu sağlıksız yapıyı gözler önüne sermeye yeterlidir.

Reformdan kaçışın bedeli

Ercan’da hava kontrol kulesindeki hizmet, 24 saat kesintisiz devam etmelidir değil mi? Öyleyse, bu hizmetler neden 24 saat esasına göre düzenlenmedi; bunun yasal yapısı ona göre yapılmadı ve hizmet ek-mesai ile döndürüldü?
    Bazı hizmetler böyledir; 24 saat kesintisiz olarak sürdürülmeyi gerektirir. Bu gibi kritik yerlerdeki personelin sekiz saati aşan sürelerle ve dinlenmeden çalıştırılması da ciddi sakıncalar içermektedir. Kural bellidir: Parayı vereceksin, bu işleri yaptıracaksın. Verdiğin paranın karşılığını, “kullanan öder” prensibi ile bu hizmeti kullananlara yansıtacaksın. Zaten bizim devletimizin de uçuş vergileri aracılığı ile topladığı bir gelir yok mu? İşte bu vergilerin, bu hizmete karşılık olduğunu düşüneceksin.
Hastanelerdeki durum daha da karmaşıktır. Devlet, sağlık primi topladığı yurttaşlarına sağlık hizmeti veremiyor. Dıştan bakanlar, devletin bu hizmeti karşılıksız verdiğini ve parasının yetersiz kaldığını sanacak. Bilindiği gibi sigortalı olarak çalışanların tümü, sağlık için aylık bir ödeme yapıyor. Bu yetmez; pek çok durumda hastanelerdeki hizmetler için de ayrıca ödeme yapılıyor. 
Sağlık için oluşturulan fondan hastanelere ödeme yapılmadığı; bu sorunun da esas olarak sosyal sigortalar fonunun aktüeryal dengesinin (geleceğe dair hesaplamalarının) bozukluğundan kaynaklandığı biliniyor. Bunun düzelebilmesi için ciddi bir sosyal sigorta reformuna ihtiyaç var. Bu reformun esası, daha uzun süre çalışmak, daha kısa süre emekli maaşı almak ama bu arada sağlık hizmetlerinden faydalanmak olmalı... Aritmetik hesaplamalar bunu gerektiriyor.
KKTC’de herkes sağlık sigortası için prim yatırır ama özel sağlık kuruluşları da yaygınlaştıkça yaygınlaşıyor; hizmetlerinin kalitesi de yükseliyor. Bu, sigortalı hastaların bile kamu yerine özel sektörden hizmet aldığını gösteriyor. Özel sağlık kuruluşlarının sisteme dahil edilmesi de artık bir zorunluluk haline gelmiş görünüyor.
    İşte bütün bu kaynak iyi bir şekilde yönetilse, hem sağlık çalışanları, hem de sağlık hizmeti alanlar çok daha mutlu ve huzurlu olacak. Bunun için yeni, sağlık sigortası fonunu güçlendirecek, hastaların belli koşullarda yaptıkları ödemeleri artıracak, sağlık emekçilerine çalışmalarının karşılığını verecek bir sisteme ihtiyaç var...

Pahalılığın kaynağı

    Döviz krizi, bizi pahalılık konusunda da uyardı. Özellikle hızlı tüketim malları dediğimiz, gıda ve temizlik malzemelerinin fiyatları bu denli yüksek olmasa, döviz kurlarının yarattığı sorunlara belki daha fazla direnebilirdik. Oysa her şey çok pahalı... Ve bu pahalılık direncimizi kırıyor.
    Örneğin, sebze-meyvenin KKTC’de Türkiye’ye göre neden üç katı fiyatla satıldığını anlayamıyoruz. Yerel ürünlerin ithal mallar ile rekabet edememesine de anlam veremiyoruz. Hem ithal edilen, hem yerel olarak üretilen pahalı...
    KKTC’de pahalılığın kaynağı, kamunun ve özel sektörün verimsiz çalışmasıdır. Şimdi devlet çalışanlarının ek-mesai ödeneklerini konuşuyoruz ama uzun yıllardan beri konuşup durduğumuz halde kamu görevlilerinin çalışma saatleri ile özel sektör çalışma saatlerini uyumlaştıramadık. Örneğin, gümrükteki çalışma saatlerinin uyumsuzluğunun büyük maliyetlere neden olduğunu bir türlü anlayamıyoruz. Sorunun sadece gümrük çalışanlarına ödenen ek-mesailer olmadığını, limanlarda bekleyen gemiler ve tırlar için ödenen bedellerin; kamyonlarda bekleyen mallarda oluşan zararların sonuçta halk tarafından ödenen fiyata yansıtıldığını bilmek için alim olmayı bekliyoruz.
Gümrük de dahil olmak üzere e-devlet uygulamalarının devreye girmesi ile sağlanacak verimlilik tüketicilere de olumlu olarak yansıyacak ama onlarca yıldan beri konuştuğumuz veya uğraştığımız halde böyle bir elektronikleşmeyi bir türlü başaramadık.

Daha uzun anlatmaya gerek yok!

Her gün yeni sorunlarla karşılaşıyoruz. Her gün başka şeyler konuşuyoruz. Hepimiz hükümetten bu sorunlara bir çırpıda çözüm bulmasını bekliyoruz. Oysa bütün bu sorunlar, KKTC’deki yapının ne kadar bozuk olduğunu ve hükümetlerin bu yapıyı dönüştürmeden hiçbir soruna çözüm bulamayacağını gösteriyor; aynı şey, her gün yeniden kanıtlanıyor.
 

YORUM EKLE