Desteğimi geri çekiyorum

Meclis olağanüstü toplanmış, Başbakan Erhürman meclis kürsüsünden 23 maddelik olağanüstü önlemler paketini açıklamıştı. Herkesin eleştiri getirdiği bir ortamda ben “Tufan Erhürman’ın açıkladığı ekonomik önlem paketine tam destek olacağım” demiştim (15.08.2018)
Aradan on beş (15) günden bu yana zaman geçti. Bu süre içinde ne sosyal medyadan nede gazetedeki köşemden tek bir kötü söz tek bir eleştiri çıkmadı Hükümet aleyhine. 
Ama artık “tamam” diyorum.
Zira bu hükümetten hiçbir şey olmaz.  Söylediklerinin tam tersini yapıyorlar. Dün başkalar, bugün başkalar. Adam gibi duramadılar milletin karışışında. Hatta Ekonomiden güya sorumlu olan Sorunlu Bakanı çıkıp halka fırça bile attı, sosyal medyada yapılan eleştiriler karşısında.
Fırça atmanın dışında ise 8 aylık hükümet döneminde henüz bir şey attığını görmedik, bu da başka bir mevzu. Örneğin; meclisin olağanüstü toplandığı, o toplantıda çıkıp tek kelime etmeyen bir ekonomi bakanı olarak tarihe geçti nasılsa.
Sağlıkta ve ek mesailerde yaşananlar ise tam bir komedi. Geçmişte bu konuda Hukuk dersi veren Tufan Erhürman bir kez daha söylediklerinin altında elim elim ezilmekten kurtulmadı. 
Bu dönemin en pişkini ise maalesef bir doktor sendikacıdan çıktı. Dr. Sıla Usar. Geçmişte de sendikacıların mecliste neler yaptığına şahit olmuştuk, Ahmet Gülle, Ahmet Çaluda, Ahmet Barçın, Ali Seylani gibi…
Ama hiç biri her halde Sıla Usar kadar ezilmemiştir daha dün söyledikleri karşısında yapılanlara bakınca. Masala akıl hocası Dr. Erol Şeherlioğlu’da bu dönemde gık çıkartmadı yapılanlara…
Neyse, 15 gün önce verdiğim “tam desteğimi” bugün itibari ile tam olarak geri çektiğimi Tufan Erhürman ve arkadaşlarına bildiririm. 


Durum çok ama çok kötü

Türkiye’de yaşanan ekonomik kriz bizi de etkiliyor, hem de fazlası ile. Peki, bu kriz ne zaman sonlanır? Gerçekten de bu sefer kriz teğet geçmeyecek mi?
Birincisi: Kriz bu sefer teğet falan geçmeyecek gibi gözüküyor. Çünkü Türkiye’nin en büyük gücü üretim fena halde durmuş durumda.  Örneğin; geçen hafta Dalaman’daydım. Türkiye’nin en büyük kâğıt fabrikalarından bir tanesi Dalaman’daydı. Kapandı, 1000 kişi işinden oldu, Türkiye ise kâğıtta dışa bağımlı kalmak zorunda bırakıldı.  Bunun gibi yüzlerce örneğe şahit oldum bir haftada. 
İkincisi: Vatandaş krizin geçeceğine inanmıyor. Bu yüzden elde avuçtakini döviz veya altın yapıyor. Parasını da banka yerine yastık altında saklıyor. Bu durumu hiçbir ekonomi kaldırmaz. En sağlam olanı bile.
Üçüncüsü: İstanbul, Yalova, Karadeniz, şu an Arap baharını yaşıyor. Her yerde Arap Turistler var. Antalya ve Ege’de de turizm hiç fena değil. Ama sezon bitiyor. Ya sonra?..
Dördüncüsü: Türkiye’de ilk defa devleti yöneten zümre halktan fena halde kopmuş durumda. Yukarıdakilerin aşağıda olup bitenden haberi yok gibi ki bu hiçte iyi bir şey değil demokrasilerde. 

 Başbakanlık önünde eylem var! 
Yarın sabah Hak-Sen başta olmak üzere birçok sendika eyleme gidecek Başbakanlık önünde. Bundan bir yıl önce yine eylem vardı Başbakanlık önünde. Bakalım yine kapılar kırılacak mı? Başbakanlığa taşlar fırlatılacak mı? Hamile polisler yerde sürüklenecek mi? Görevli polislerin kafasına beton taşlarla vurulacak mı? Hep birlikte göreceğiz yarın Başbakanlık önünde. 


MESAJLAR 

Mustafa AKINCI: Kıbrıs Türk Toplumu iyiyi de kötüyü de unutmaz, yazın bir kenara. Madem sizde ölü taklidi yapmaya başladınız ve bir yıldan az bir süre kaldı Saray’ın seçimlerine, toplayın yavaş yavaş valizi. 

Deniz KAYABAŞI:  Sendika seçimleri için belediyede kıran kırana bir mücadele varmış. Çok güçlü bir ekip kurarak mevcut yönetimin karşısına aday olarak çıkmışsınız. Gazanız mübarek ola. 

Tufan ERHÜRMAN:  15 gündür tek kelime etmedim ama artık benden de buraya kadar. Araya bayram falanda girdi ama gene de ses etmedim. Yarın sabah başbakanlık kapısındayım.  

Hüseyin OSKAR: Birileri bilerek veya bilmeyerek sizi karalamaya çalışıyor. Ama hükümetinde sanki bir şey varmış gibi bunu vatandaşın gözüne sokarak yapması da cabası. Oysa getirdiğiniz turistler Karpaz’a ve ülkeye can simidi oluyorlar. 

Cemal ÖZYİĞİT: Hazır Ankara’ya kadar gidiyor iken şu yükseköğretim ve boş kalan kontenjan konusunu da bir gündeme getirseniz hiç fena olmayacak. Bakalım Ankara ne diyecek bu konuda. 

Serdar DENKTAŞ: Bakalım bu yılsonu kaç kişi vergisini düzenli bir şekilde ödeyecek. Ve bakalım bu yıl kaç kişi kar gösterecek vergi tablolarında. 

Hasan TAÇOY: Hafta sonu bir kez daha örgüt başkanlarını toplayıp durum değerlendirmesi yapmışsınız. Nihai kararınızı, içerisinde bulunduğumuz hafta netleştirecekmişsiniz.

Ziya ÖZTÜRKLER: Hocam neler oluyor Yükseköğretimde. 100 bin hedefini yakalamış iken şimdi ibre aşağıya doğru mu dönüyor? Bu konuda kapsamlı bir yorum bekliyoruz sizden.

Reşat AKAR: Birçok gazete fiyatlarını artırırken siz vatandaşa zammı yansıtmama kararı almışsınız. Memlekette herkes durumdan istifade ederken siz vatandaşın yanında yer aldınız. 

Ahmet ARSLAN: Oğlunuz Deniz Harp Okulunu birincilik ile bitirmiş. Üstelik diplomasını da siz vermişsiniz. Bu gurur her şeye değer değil mi?  Hayırlı ve uğurlu olsun. 

Kudret ÖZERSAY: Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun daveti ile bugün Ankara’ya gidiyormuşsunuz. Keşke Ankara yerine Antalya’ya gitseydiniz ve oradaki manav fiyatlarına baksaydınız Çavuşoğlu ile birlikte. 

Fırat ATASER: Yine bir ilke imza atarak hükümete çok önemli bir çağrı yaptınız ve market denetimlerine belediyelere de yetki verilmesini istediniz. Bu konuda İçişleri bakanlığından sizi arayan oldu mu? 

Tolga ATAKAN: Türkiye’de balık sezonu açıldı. Ne kısmet ki açılış gününe Trabzon-Galatasaray maçı da denk geldi. Anlaşılan bu sene denizaslanı yiyeceğiz bolca. Afiyet olsun. 

Tahsin ERTUĞRULOĞLU: Doktorların yasak etmesine inat geçen gece Kayseri pastırması yemişsiniz. Üstelik inat edip 2 porsiyon birden yemişsiniz. Daha çok ararsınız Aziz Başkanı. 

Prof. Dr. Mehmet Ali YÜKSELEN: Yine birinciliği kimseye kaptırmamışsınız. Lefke’ye heykelinizi dikseler azdır valla. En kısa zamanda görüşmek üzere. 

POLEMİX
 “Sorunlarını geride bırakan, demokratik, şeffaf, güçlü, birlik içinde bir Ulusal Birlik Partisi iktidarının Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti için gerekli olduğunun altını çiziyorum. Çünkü eminim ki yaşanan sıkıntıları aşıp KKTC’yi, halkımızı, güzel günlere taşıyabilecek birikim, niyet ve vizyon UBP’de vardır.”
UBP Lefkoşa Milletvekili Ersin Tatar

YORUM EKLE