Doğrudur; tek bir seçenek kaldı!

   Sağlık sistemimiz adeta çökmüş durumdadır. Yatırdığımız primlere karşılık yeterli hizmeti alamadığımız için ya Türkiye’ye, ya da Rum tarafına kaçıyoruz. Kıbrıs sorunu çözümlenirse, bu sorundan kurtulacağımızı düşünenler vardı.
   Eğitim sistemi tamamen özel okullara dayalı duruma geldi. Aileler, gelirlerinin en önemli bölümünü çocuklarının eğitimi için harcıyorlar. Kıbrıs sorunun çözümü ile birlikte kamusal eğitime ulaşacaklarını sananlar vardı.
   Yeterli verimlilikte çalışmadan ekonomik refah elde edilemez ama bunun hayalini kuranlar, bu arzuladıkları refaha da Kıbrıs sorununun çözümü ile ulaşmayı umuyordu.
Heyhat!
   Bir Kıbrıslı Rum lider çıktı ve yüzümüze karşı; bizimle refahı ve yönetimi paylaşmayacaklarını söyledi.

Düzen yıkıldı
   Bunları bir Kıbrıslı Rum liderin ağzından duymaya hazır olmasalar bile, Kıbrıslı Türkler, Anastasiadis’in söylediklerini biliyorlardı aslında... Bazılarımız sorunun esasını görmezlikten gelerek “çözüm tacirliği” ile siyasetten ayakta kalmaya çalışıyor; bazılarımız ise müzakere sürecini özellikle Türkiye’ye karşı kullanarak bugünkü verimsiz siyasi ve ekonomik düzeni yaşatmaya gayret ediyordu. 
   Anastasiadis’in konuşması, işte bunları yıkmış oldu. Anastasiadis bize, “refah istiyorsanız, çalışınız ve yapınız” dedi. 
   Yıkılan şey, çalışmadan refah üretilebileceğini sanan zihniyettir. Kaybolan şey, üretilmesine katkıda bulunmadan başkalarının refahına ortak olabilme hayalidir. Üstelik bugünlerde etrafımızda, bizim için yeni bir düzen inşa edecek veya bize yeni hayaller kurma olanağı verecek kimse de bulunmuyor. 
   1963-64’te, Kıbrıslı Rumlar bizi devletten ve hatta adadan dışlamak için silaha sarılmışlardı ama o koşullarda bile belli bir düzen içinde onlarla birlikte yaşıyorduk. Sanırım bugünlerde Kıbrıslı Rumlar ile en uzak durumdayız.
   Türkiye, İngiliz yönetimi altında bile bize yardım ediyor; okullar inşa ediyordu. Enosis’e karşı direniş zaten Türkiyesiz mümkün olamayacaktı. KKTC’yi yaşatanın Türkiye yardımları olduğunu da söyledik durduk. Bugünlerde Türkiye’den şimdiye kadar olmamış biçimde uzaktayız. 
   Eski sömürgecimiz İngiltere ile ilişkilerin, giderek gerilediğini de inkara gerek yok sanırım... Dünyanın diğer ülkelerini saymaya ise gerek duymuyorum.
   Tam anlamı ile bir YALNIZLIK DURUMU...

Yeni düzen
   Bu yalnızlık veya tek başınalık durumu, Kıbrıslı Türkler için gerçek anlamda bir VAROLUŞ MÜCADELESİNİ de gerekli kılıyor. Mevcut kaynaklar ve mevcut ilişkiler ile bir kalkınma ve refah üretme mücadelesi vermek zorunluluğu ile karşı karşıyayız. Kaynakları en gerçekçi bir şekilde değerlendirmek, sadece bugünü en iyi şekilde atlatmayı değil, geleceği de iyi bir şekilde yaşamamızı sağlayacak düzeni kurmak zorunluluğu ile karşı karşıyayız.
   Sağlık sistemi istiyorsak, bunun için kaynak yaratmak, var olan veya yeni yaratılacak kaynakları en iyi şekilde değerlendirmek gerekliliği vardır. Bu sistemi kendi kendimize kuramayacaksak, bunu cesaretle kabul edip, yurtdışından bilgi transfer etmek gerekecektir.
   Bugünkü Eğitim Bakanımız da kabul edecektir ki, kamusal eğitim hiçbir dönemde bu kadar verimsiz olmamıştı. Ne öğrenci, ne de öğretmen olarak bu kadar kötüsünü yaşamamış ve görmemiştir sanırım.
   Yollar... Doğal kaynakların kullanımı... Yüksek öğrenimde yaratılmış bulunan potansiyelin sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulması... Turizm ürünün ve müşteri potansiyelinin çeşitlendirilip 12 aya yayılması... 
   Bana göre önde gelen sorunlardan biri de, verimsiz alanları yaşatmaktan vazgeçerek kaynak israfının önlenmesidir. Bunun için verimsiz alanları devlet desteği ile ayakta tutanların ikna edilmesi; onlar için başka iş alanları açacak teşviklerin uygulanması...
Yeni düzen bütün bu alanlarda yeni şeyler yapmayı gerektirmektedir.
   Bunun için siyasi sistemin kökten değiştirilmesi de gerekecektir... Seçmenler, kendilerine yakın olacak, devlet nezdindeki çıkarlarının takibini yapacak kişileri seçmek yerine; bu halkın en verimli, siyasi dirayeti ve kararlılığı yüksek, liderlik kabiliyeti diğerlerimize göre daha iyi durumda olan bireylerini seçerek kamusal sorumlulukları onlara yüklemek zorundadırlar. İster başkanlık sistemi, isterse parlamenter sistem şeklinde olsun, KKTC demokrasisi, çok daha iyi işleyen ve olumlu sonuçlar veren bir yapıya kavuşturulmalıdır.
   Bugün içine düştüğümüz yalnızlık ve tek başınalık durumu, bize kendimizi gösterme ve kendi tarihimizi yazma olanağı da vermektedir.
   Kıbrıslı Türkler olarak kendimizi çok bilgili, modern insanlar olarak görürüz: Hade bakalım; bu bilgiyi kullanarak yeni ve işe yarar bir düzen kuralım!    Kıbrıslı Türklerin bazıları kendilerini, adayı Rumlara kaptırmayan fedakar yurtseverler veya onların torunları olarak kabul ederler: Hissa; fedakarca işe sarılalım ve bu adanın en azından bir kısmını gerçek vatan yapalım!
Şimdi tek bir seçeneğimiz var: Daha iyi bir idare yaratma!
Ey Kıbrıs Türk halkı; haydi, göster kendini!

YORUM EKLE