Döviz kurlarının değişkenliği devam ederse ne olacak?

   Döviz kurlarındaki yükselişin pek çok nedeni var. Doların bir “eve dönüş” macerası var ve bu, bütün paralar karşısında değer kazanmasına neden oluyor. Türk Lirası bakımından, Türk-Amerikan ilişkilerindeki gelişmeler de etkili oluyor. Sonuçta Türk Lirası, Amerikan Doları ve uluslararası işlemlerde veya rezerv olarak kullanılabilen Euro ve Sterlin karşısında ciddi oranda değer kaybediyor. 
    Bu gelişme, KKTC’de ithalatla sağlanan tüketim maddelerinin ve yerel üretim girdilerinin fiyatlarının artmasına neden oluyor. Hayat zorlaşıyor. 

KURLARDAKİ ARTIŞ
    Amerika Federal Rezerv Bankası (FED) Başkanı Powell, daha iki-üç gün önce, “Banka şu anda bundan sonrası için en iyi seçeneğin politika faizini kademeli olarak artırmayı sürdürmek olduğuna inanıyor” diye konuştu. Bu açıklama, “eve dönüşün” ve dolayısı ile doların değer kazanmasının devam edeceği anlamına geliyor. Bu, oldukça esaslı bir nedendir ve buna karşılık değer artışını aşağıya çekecek herhangi bir mekanizma bulunmamaktadır.
    Türkiye-Amerika ilişkileri de düzelme eğiliminde değildir. Silahlanma veya Suriye politikaları konusunda bir uyum sağlandığına dair en ufak bir belirti yoktur. Sorunların yüzeyde görünen gerekçelerinden biri olan Bronson Krizi de devam ediyor. Önceki gün Ankara’yı ziyaret eden Amerikan heyetinin, S-400 alımından vazgeçilmesini istediği ve bunun olması halinde F-35 ambargosunun kalkabileceğini belirttiği haberlerine karşılık Türkiye’nin buna yanaşmayacağı tahminleri ortalıkta dolaşıyor. 
Erdoğan’ın para politikasında da değişiklik beklenmiyor. Alman Der Speigel dergisi, bir AK Parti yetkilisinin kendilerine, “Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendisini IMF’e teslim etmekten çok, ulusal bir iflas kabul etmeye daha istekli olurdu” dediğini yazdı.
    Bence ufukta iflas falan yok... Zaten farklı çevreler ve güçler, Türkiye’deki bazı özel sektör şirketlerinin iflas etmesinden doğacak zararlarını dikkate alarak bu tür bir gelişmeyi engellemek için devreye girmiş görünüyorlar. Sadece bu bile, “acil ihtiyaç” haline gelen kaynağı sağlamaya yetecek sanıyorum. 
İflasın gündemde olmaması, döviz kurlarındaki yükselişin devam etmeyeceği anlamına gitmiyor ama. Dolar faizin artması ve Erdoğan’ın uluslararası finans çevrelerinin temsilcisi olarak IMF ile anlaşmamakta direnmesi kurlardaki yükselişin yavaşça da olsa devam edeceğini gösteriyor. 
Üstelik Türkiye hükümeti, bundan rahatsız olmuş gibi de görünmüyor.

BİZE ETKİLERİ 
Eğer kurlardaki yükselişin devam edeceği yaklaşımı geçerliyse, KKTC’de alınacak her türlü kararın, geleceği düşünerek alınması ve sürdürülebilir bir “yeni düzen” kurmayı amaçlaması gerektiği açıktır sanırım. 
Bu süreç, 1994 veya 2001 yıllarında yaşanan süreçlerden farklı bir nitelik gösteriyor. O günlerde yaşanan, Türkiye Cumhuriyeti’nin sürdürülemez devlet borçlarına karşılık Türk Lirası’nın değerinin bir defada düşürülmesi, devlet borçlarının sürdürülebilmesi için IMF ile bir anlaşma imzalanması ve yeni duruma geçilmesi olarak özetlenebilir. Bugün yaşanan ise süreğenliği olacak bir mücadeledir ve sonunun ne zaman geleceği de belli değildir. Bu durumda, kiraları altı aylığına dondurmak veya fiyatları bir süre için sabitlemek gibi yaklaşımlar geçerliliğini kaybediyor. Bu sürelerin sonunda kurlar sabitlenmeyecekse, benzer önlemlerin yeniden ve yeniden gündeme gelmesi gerekecektir. Bu tür devlet müdahalelerinin, bir grup yurttaşın lehine, diğer bir grubun aleyhine “değer transferlerine” veya haksız zenginleşmelere neden olacağı ve toplumsal huzursuzluğu daha da körükleyeceği ise açıktır. 
İşte tam da bu nedenle, hükümet döviz kurlarındaki yükselişe, toplumsal düzeni ve yaşam alışkanlıklarını değiştirecek önlemlerle yanıt vermelidir. Tam da bu nedenle, yaşam standardını korumayı değil, tasarrufu teşvik edecek önlemler alınmalıdır. Tam da bu nedenle, eğitim ve sağlık gibi bütün yurttaşları yakından ilgilendiren hizmetlerdeki kamusal etkinlik artırılmalı ve yurttaşların yeni döneme uyumlaşması kolaylaştırılmalıdır. 
KKTC Hükümeti’nin danıştığı ekonomistler var mı, bilmiyorum! Eğer varsa onların gelecek tahminleri nedir; ondan da haberim yok!  Ama hükümet, aldığı veya almayı düşündüğü önlemlerin, döviz kurlarındaki değişim devam ettiği takdirde nasıl sürdürülebileceğini de hesaba katmak zorundadır. Şimdiki yaşam alışkanlıklarını devam ettirmek için harcanacak kaynaklar boşa gitmeye mahkumdur; çünkü artık, bugünkü düzeni ve alışkanlıkları sürdürmek olanaklı olmayacaktır. 

YORUM EKLE