Erhürman için hukuki sorular

 Başbakan Erhürman, şimdiye kadar yetiştirdiğimiz en iyi anayasa hukukçularından biri, belki de birincisidir. Siyasi yaşama aktif olarak katılması ile birlikte, siyasi yaşamda ciddi bir eksiklik olan “hukuki boyut” bir ölçüde de olsa dikkate alınır hale gelmiştir. Başbakan, daha önce milletvekili olarak Anayasa değişikliklerinin hazırlanmasında ve İyi İdare Yasası’nın ortaya çıkmasında belirleyici bir rol üstlenmiştir.
    İşte bundan cesaret alarak ama hukuk alanına olan mesafem yüzünden de belki de haddimi aşarak, Başbakan Erhürman’ın gündemine ‘hukuki’ olduğunu düşündüğüm bazı sorunları taşımak amaçlı bir teşebbüse kalkışıyorum.

SİGORTALARDAKİ GARABET
     Ülkemizin bilinen sorunlarından biridir: İşverenler, sıkıştıkları zaman ilk olarak Sosyal Sigorta ve İhtiyat Sandığı primlerini ödemekten kaçınmayı alışkanlık haline getirmişlerdir. Hatta, yasal bir zorunluluk olan bu primleri ödemek, bir övünme veya devletten daha başka ayrıcalıklar talep etme vesilesi bile olmaktadır.
İster devlette, isterse özel sektörde çalışsın bir sigortalı, sigorta primini doğrudan kendisi ödemek olanağına ve yükümlülüğüne sahip değildir. İstihdam edilmiş olarak çalışanların sigorta primlerini, işverenleri maaşlarından kesmek ve kendi ödemekle yükümlü olduğu miktar ile birlikte Sosyal Sigortalar Dairesi’ne yatırmak zorundadır. Buna karşın; primleri yatırmak sorumluluğu olmayan ama primleri eksik yatırılan sigortalılar, ihtiyaç duydukları anlarda sigortalı olmanın avantajlarından yararlanamamaktadırlar. 
Neden? 
Bildiğimiz kadarıyla; hiç bir kişi, sorumlu tutulamayacağı bir eylem nedeni ile cezalandırılamaz. İşveren gerekli ödemeyi yapmadı diye sigortalı bir çalışanı cezalandırmak yanlış değil mi?
Üstelik, Sosyal Sigortalar, zamanında yatırılmayan primleri geç de olsa ve cezalı bir şekilde tahsil etmektedirler. Bu arada geçen süre içinde ise sigortalının yaşadığı mağduriyet herhangi bir şekilde tazmin edilmemektedir.
Bu büyük bir adaletsizlik değil mi?
Başbakan, bu adaletsizliği kendi görev süresi içinde düzeltecek girişimleri yapmak konusunda ne düşünüyor acaba?

ÇİFTE CEZALAR
    Bir başka örnek daha vermek istiyorum...
    Vergi veya prim borcu olan şirketlerin, yurtdışından işçi getirmek de dahil olmak üzere pek çok haktan yararlandırılmadığı hepimizin malumudur. Oysa Devlet Alacaklarının Tahsili Yasası,     devlet kurumlarına “zorla tahsil” ve bunun için icra yetkisi dahil çeşitli yetkiler tanımıştır. Üstelik vergi ve prim gibi hallerde bu alacakların cezalı olarak tahsil edileceği de bilinmektedir. Ama bunlar yeterli görülmemiş, bu önlem sayesinde devlet alacaklarının kolaylıkla tahsil edilebileceği düşünülmüştür. 
    Bu durumda ortaya bir ‘çifte cezalandırma’ çıkmamakta mıdır? Böyle bir durumda söz konusu işletme, yabancı işçi getirememekte ama yerli işçi istihdamı yapabilmektedir. İşine yarayacak işçi bulamayacağı durumlarda ise işini kapatmak veya kapasitesini sınırlamak zorunda kalacaktır.
Devlet kurumlarının elinde alacaklarını tahsil edebilmek için gerekli araçlar varken getirilmiş olan bu kurallar, hangi amaca hizmet etmektedir? Böyle bir uygulama, devlet alacaklarının yanı sıra, bu durumdaki bir işletmenin piyasaya olan yükümlülüklerini yerine getirmesini de zorlaştırmaktadır. 
Böyle bir kural niçin vardır? Burada kamu yararı nerededir? Hukuk sistemleri bakımından bir sorunu, bir başka sorun ile bu denli ilişkilendirmek doğru mudur?

KAZANILMIŞ HAKLAR
    Bir de bu “kazanılmış haklar” meselesine takıldım...
Ülkemizin ciddi bir reform sürecine girmesine gereksinmesi olduğu artık herkes tarafından kabul edildiği halde, “kazanılmış hak” denilen devlet imtiyazları, bu sürece girmemizin önünde büyük bir engel olarak duruyor.
Benim “gasp edilmiş imtiyazlar” diye isimlendirmek istediğim bu “kazanılmış hak” denilen şeylerin hukuk sistemlerindeki yerini de çok merak ediyorum doğrusu...
Hocalığı bıraktı, siyasetçi oldu. Belli ölçülerde de başarılı oldu ki şimdilerde Başbakan olarak icraatın başındadır. Başbakan Erhürman, bir an için de olsa hocalığını hatırlayıp bizi bu konularda aydınlatır mı acaba?  

YORUM EKLE