Farklılık yaratma çabası: Herkes birbirine benzemedi mi şimdi?

 Cumhurbaşkanı Akıncı, son günlerde Kıbrıs sorunu ile ilgili görüşlerini açıklamaya özen göstermeye başladı. Akıncı’yı önce BRT’de, ardından CNN-Türk’te dinledik. Ayrıntılar bir tarafa, bu açıklamalarında Cumhurbaşkanı, Kıbrıs Türk tarafının prensiplerini sıraladı ki bunların başında ‘siyasi eşitlik’ ile tutumumuz geliyor. İster zayıf, isterse güçlü bir federasyon kuralım, Kıbrıslı Türklerin yeni Kıbrıs devletinde kararlara etkin katılımı esastır. Cumhurbaşkanı bunun pratiğe yansımasının önemli karar organlarında en az bir Türk üyenin olumlu oyunun aranması şeklinde olmasında ısrar etmektedir.
    CNN-Türk’teki açıklamada ise bir başka unsur dikkatimi çekti. Cumhurbaşkanı, “Rum tarafının arkası sıvazlanmaya devam edilirse korkarım ki Kıbrıs’ta çözüm ve barış arayışları daha sonralara, başka baharlara itilebilecektir” şeklinde konuşurken sanırım mesajı, Kıbrıslı Rumlardan daha çok uluslararası güçlere idi ve soruna çözüm bulunabilmesi için Kıbrıslı Rumlara “Kıbrıs Cumhuriyeti” diye verdikleri desteği geri çekmeleri gerektiği çağrısını içermektedir.

Birleştik işte 
    Meclis’te temsil edilen siyasi partilerimizin hiç birinin Cumhurbaşkanı’nın bu açıklamalarına itiraz edeceğini sanmıyorum.
    Son zamanlarda özellikle Dışişleri Bakanı Özersay ile Cumhurbaşkanı arasındaki farklılıklardan söz ediyoruz ama kendi adıma ben, Özersay’ın çözümsüzlüğün sorumluluğunu Kıbrıslı Rumlardan daha çok, onlara koşulsuz bir şekilde destek veren uluslararası güçlere yükleyen demeçlerini çok iyi hatırlıyorum. Zaten Dışişleri Bakanı, esas olarak uluslararası alanda çalışmayı önemsediğini çeşitli şekillerde göstermiş bulunuyor. Akıncı’nın siyasi eşitliği temel bir koşul olarak ileri sürmesi ve önemli küresel güçleri Kıbrıs sorununa çözüm istiyorlarsa Rum tarafına çeşitli şekillerde destek olmaktan vazgeçmeye çağırması, Akıncı-Özersay farklılıklarını ortadan kaldırmıyor mu?
    Serdar Denktaş, geçen hafta düzenlediği basın toplantısında, federalist olmadığını ama Kıbrıs sorununa iki toplumlu, iki bölgeli ve siyasi eşitliğe dayanan federal bir çözüm bulunmasına itiraz etmeyeceğini açıkça ifade etti... Bu durumda Serdar Denktaş ile Cumhurbaşkanı Akıncı’nın farkını nerede aramamız gerekiyor?
    UBP Genel Başkanlığını yeni devralmış bulunan Ersin Tatar, kendini diğer siyasi güçlerden ayrıştırmak için özel bir gayret harcıyor. Bazen “iki devletli çözüm”, bazen “AB çatısı altında iki devlet” diyor. Özellikle AB çatısı altında iki devlet, çoğumuzun ‘federasyon’ beklentisi ile neredeyse aynı anlama gidebilir. Tatar, yeni bir müzakere süreci başlayacaksa bu seçeneklerin bizim tarafımızdan masaya götürülmesinde de ısrar ediyor. Biliyoruz ki, müzakereler başlamadan hedefin ne olacağında anlaşmak gerekiyor ve BM görevlisi olarak Lute, şimdilerde tam da bu saptamayı yapmaya çalışıyor. Cumhurbaşkanı olsa ve Rum tarafı siyasi eşitlik gibi temel bir parametreyi sulandırmayacağının garantisini verse Tatar, diğer unsurları konuşmak için müzakereye gitmeyi ret edebilecek mi? Hiç sanmıyorum...

Siyaset alanı
    Anlatmaya çalıştığım şudur: Kıbrıslı Türk siyasi liderler, Kıbrıs konusunda farklılaşmak için özel bir çaba harcıyorlar. Bu çabalarıyla hem uluslararası camiayı, hem Kıbrıslı Rumları, hem de Kıbrıs Türk halkını yanıltıyor ve boşuna meşgul ediyorlar.
Zaten Kıbrıslı Rumlar, Cumhurbaşkanı Akıncı’nın ifade ettiği temel koşulları karşılamaya hazır değillerdir. Bu koşullar karşılanmadan müzakerelerin başlaması olasılığı oldukça zayıftır. Müzakereler başlasa bile çözüme ulaşma olasılığımız yok denecek kadar azdır. Ufukta ne böyle bir ‘şans’; ne de böyle bir ‘tehlike’ vardır.
Bu durumda bu FARKLILAŞMA ÇABASI, büyük ölçüde iç politikaya ve KKTC seçmenini saflaştırmaya dönüktür. Bu farklılaştırmanın amacı, Kıbrıs sorununa çözüm bulmak veya Kıbrıs sorununa bulunmak üzere olan çözümü engellemek değildir. Temel amaç, Kıbrıs Türk siyasi arenası içinde var olmayı sağlayacak bir FARK yaratmaktır.
Oysa bu fark başka şekillerde de sağlanabilir. Kıbrıs Türk halkının bugün yaşamakta olduğu zorlukların nasıl aşılabileceğine dair görüş ve proje üretilebilse liderler arasındaki fark yine ortaya çıkacaktır. Bütün siyasi liderlerin aynı projeleri üretmesi elbette beklenemez ve KKTC seçmeni farklı toplumsal projelerden birini seçmek durumunda kalacaktır.
Beni yiyip bitiren bir soru var: Kıbrıslı Türk siyasi liderler, neden toplumsal sorunlara bakış açıları üzerinden FARKLILIK yaratmaya çalışmıyorlar? Neden bizi umutsuz bir hedef doğrultusunda farklı parçalara ayırmak için gündüz-gece demeden çalışıp duruyorlar? 

YORUM EKLE