Federal çözüm; hemen şimdi!

 General Votel, Basra Körfezi etrafındaki ülkelerin askeri yetkililerini bir araya toplayarak “İran’a karşı daha fazla birlik olmalarını” istedi. Zaten bir süre önce, ABD Başkanı Trump, bir “Arap NATO’su” kurmak için harekete geçmişti. Bu gücün esasını oluşturması beklenen Suudi Arabistan’ın silah alımları korkunç bir şekilde artıyor.
    İran, Irak içinde yükselen İran karşıtlığını Amerika’nın kışkırttığını açıkladı.
    Türkiye ile yaşadığı sorunlar nedeniyle Amerika’nın Yunanistan’daki üslerini veya Yunanistan topraklarını daha etkin kullanma hazırlıkları yaptığı haber veriliyor.
    Basra Körfezi ve çevresi, hala daha dünyanın başlıca enerji merkezi olmaya devam ediyor. Eskiden sadece petrol vardı. Şimdi buna doğal gaz da eklendi. Lanetli mi, yoksa kutsanmış mı olduğunu anlamadığımız bu topraklar, geçmişte bütün peygamberlere ev sahipliği yaparak din savaşlarına sahne oldukları yetmezmiş gibi, şimdi de enerji savaşlarının merkezine oturdular.

Kıbrıs nerede?
    Kıbrıs sorununu o kadar çok konuşuyoruz ki, hem yabancı dostlarımız, hem de kendimiz, biraz rahatlamak için de olsa “dünyanın merkezi Sarayönü’dür” der, dalga geçeriz. Dünyanın merkezi Saray Önü değildir belki ama, bu eski medeniyetlerin merkezi neredeyse tam da Kıbrıs adasıdır. Zaten bu nedenle tarih boyunca bağımsız veya “unutulmuş” olamadı; her dönem, dünyanın önde gelen güçlerinin rekabet alanı oldu.
Belki şimdi de öyledir. Ne füzelerin menzilini; ne kimin elinde ne silahlar olduğunu; ne de bölgemizdeki doğal gaz rezervlerinin gerçek rakamını biliyoruz... Bu nedenle kendimizin tam olarak nerede durduğunu anlamamız da hiç de kolay değildir.
Biz, bu har-gür içinde, bir an önce dıştan gelecek kaynaklar ile rahat ve müreffeh bir hayat yaşamanın peşindeyiz. Haksız da değiliz tabii... Hayat bir kuş gibidir; uçup gidebilir... Elimizde iken kıymetini bilmemiz gerekir.

Federal çözüm
    Bu sezgilerle hareket edenlerimizin önemli bir kısmı, Kıbrıs sorununa çözüm bulunmasının kendimizi bu keşmekeşin dışına atabilmek için yeterli olabileceğini düşünüyor sanırım: Kıbrıs sorununa çözüm bulalım ki, bu bölgedeki rekabet yüzünden yaşanacak ekonomik ve askeri savaşlardan kendimizi koruyabilelim... 
    Bu, iyi niyetli bir düşüncedir. Ve bir keşmekeşe doğru giderken yapılabilecek en önemli işlerden biri de mümkün olduğunca sağlam anlaşmalar yaparak ilişkilerinizi düzenlemektir. Ne var ki, bu gibi durumlarda bu anlaşmaların bile yeterli güvenceyi sağlayamadığı, asıl önemli olanın güçlü olmak olduğu bilinen tarihi bir gerçektir. Tarihin hangi evresinde, hangi anlaşma, zayıf olan bir topluluğu korumaya yetmiştir?
    Şimdilerde, her şeye çare olarak federal çözümü ileri sürenler var. Çözüm, her şeye çare olmasa bile çarelerin bulunması ve daha uzun ömürlü olması için iyi bir zemindir. Keşke olsa! Ve, keşke hemen olabilse...
    Ama mutlaka dikkate almamız gereken bir husus daha vardır: Federal çözüm kapının eşiğinde bekliyor da biz mi içeri almadık?
    Ne yazık ki, çözüm olması, Kıbrıslı Türklere bırakılmış bir seçenek değildir. Kıbrıslı Türkler, 2004 referandumunda türlü çelişkilerine ve zorluklarına karşın Annan Planı’na “evet” diyerek çözüme ulaşmaya çalıştı. Kıbrıslı Türk lider Mustafa Akıncı, daha geçen yıl, çok yönlü eleştirilere ve karşı çıkışlara karşın elinden gelenin en iyisini yaptı ama çözüme ulaşmamızı sağlayamadı. Şimdi, belki bölgesel gelişmelerden de cesaret alan Rum/Yunan tarafı, 1963 öncesinde istedikleri her şeyi, yeniden istemeye başladılar. Kıbrıslı Türklerin ve Türkiye’nin adadaki varlığını sona erdireceğini düşündüren bu istekler kabul edilmeden çözüme yanaşmayacaklar gibi görünüyor. 
    Bu durumda bizim elimizdeki en pratik veya uygulanabilir seçenek olarak ne kalıyor?
    Herhalde en uygulanabilir seçenek, tek destekçimiz olan Türkiye ile daha etkili işbirlikleri yaparak Kıbrıs Türk halkının adadaki varlığını güçlendirmek ve çözümü yalvararak değil, güçlü bir şekilde aramaktır. Bu nedenle “tek çözüm federal çözüm” diyenler de ilgilerini, Türkiye ile işbirliğinden ve adadaki varlığımızın güçlendirilmesi hedefinden esirgememelidirler.  

YORUM EKLE