Gündemdeki soru: Lute’a ne denecek?

  Cumhurbaşkanı ile Başbakan gündemdeki konuları görüştüler. Belli ki gündemin en önemli maddesi, Pazar günü adaya gelecek olan ve geçici de olsa BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanlığını yapan Lute’a ne söyleneceğidir. Başbakan ile yaptığı görüşmelerden sonra açıklama yapmasına alışık olmadığımız Akıncı, uzun sayılması gereken bir açıklama yaptı ve Kıbrıs sorununa ilişkin görüşlerini bir kez daha kamuoyu ile paylaşmış oldu.
   Lute’un amacı, önceki günkü BM Güvenlik Konseyi kararından sonra bir kez daha belli oldu: Kıbrıs sorununa ilişkin müzakereleri yeniden başlatmak... Müzakereler kaç kez daha çıkmaza girecek bilmiyorum ama her çıkmazdan sonra Birleşmiş Milletler aynı misyonu üstlenmeye devam edecek: Müzakereleri yeniden başlatmak... BM’nin tarihsel misyonu, zaten budur!
Türk tarafı sorunlu
   Türk tarafında ise Lute söylenmesi gerekenler konusunda derin görüş ayrılıkları var.
   Cumhurbaşkanı Akıncı’nın bir yol bulup müzakereleri başlatmaktan yana olduğu Türkiye Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu ile yaşadığı polemikten sonra iyice netlik kazandı. Başlıca destekçileri arasında yer alan CTP Milletvekili Doğuş Derya’nın açıklamaları da bu tutumu gözler önüne serdi. Akıncı, müzakereler olmadan veya daha genel bir yaklaşımla, çözüm umudu canlanmadan yaşanacak bir cumhurbaşkanlığı seçiminde avantajlı olmayacağını biliyor. Bu nedenle müzakerelerin başlamasını ama aynı zamanda “çözüm umudunun” yeniden yükselişe geçmesini sağlamaya çalışıyor.
   Türkiye ise soruna daha farklı bakıyor... Müzakereler yeniden başlayacak olsa bile masada sadece federal çözümün değil, akla gelebilecek diğer alternatiflerin de olmasını istiyor. Bu alternatifler, şimdi gerçekleşme olasılığı zayıf olsa bile yeni bir başarısızlıktan sonra güç kazanabilecek seçenekler olarak görülüyor. Aslında hiçbir müzakere, ödül ve ceza tehditleri olmadan etkili olarak sürdürülemiyor. Federal çözüm dışındaki alternatiflerin masaya gelmesi sağlanabilirse, federal çözümün gerçekleşme olasılığının artacağını da düşünmek gerekiyor.
   Tarafların öznel niyetleri bir tarafa, Türkiye ile Akıncı’nın Kıbrıs sorunun içinde bulunduğu aşamada Türk tarafının nasıl davranması gerektiği konusunda anlaşamadığı açıkça görülüyor.
Ne diyecek?
   KKTC Cumhurbaşkanı, bu gibi durumlarda sadece kendisinin değil, bir bütün olarak “Türk tarafı” dediğimiz tarafın sözcülüğü yapıyor aslında. Türkiye Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun Cuma günü adamıza gerçekleştirdiği ziyareti de bu kapsamda değerlendirme gerekiyor. Bu ziyarette, Akıncı’nın Pazar günü Lute’a söyleyecekleri konusunda ağız birliği sağlanması gerekiyordu. Ne var ki, bu konuda yeterince başarı sağlanamadığı, daha sonra yaşanan polemikle ortaya çıkmış oldu.
   Cumhurbaşkanı Akıncı, müzakerelerin yeniden başlaması halinde bir süre sınırı olmasını isteyecek. Buna karşın Lute’un “süre belirtilmesin ama yapılacak görüşme takvimi ile süre sınırlaması konulduğu izlenimi yaratılsın” önerisi ile karşılaşacak. Akıncı, bu öneri karşısında ne yapacak?
   Cumhurbaşkanı, müzakere masasında tek çözüm seçeneği olarak “federal çözüm” formülünün görüşülmesine itiraz etmezse ve Türkiye Lute’ye daha farklı görüşler iletirse, Birleşmiş Milletler müzakereleri başlatmak için gerekli olan “başlangıç ilkelerini” hazırlayabilecek mi? 
Türkiye’nin katılımı olmadan müzakere masası kurmak hiçbir işe yaramayacak tabii... Akıncı, diğer alternatiflerin masada olmasında ısrar etmezse Türkiye’yi müzakere sürecinden dışlamış olacak. Bu durumda müzakerelerin başlaması veya müzakereler başlasa bile çözüm umudunun canlanması söz konusu olamayacak. Bu tür bir müzakere süreci Akıncı’ya ne kazandıracak?
Tıkanıklık var!
   Kıbrıs sorunu hem Türk, hem de Rum tarafında “tam anlamı ile bir iç politika malzemesi” haline gelmiş görünüyor.
   AKEL, Kıbrıs sorunundaki çıkmazın yarattığı endişeleri Rum lider Anastasiadis’e karşı kullanmak için canla başla çalışıyor.
   KKTC’de Cumhurbaşkanlığı yarışı biraz erken başladı ve politik süreçlerde ağırlığını ciddi şekilde hissettiriyor.
  Bu durumda, Kıbrıs sorununun “tam bir yabancısı” olarak devreye girmeye çalışan Lute’un taraflardan alacağı yanıtları yorumlayabileceğinden bile kuşkuluyum doğrusu. 

YORUM EKLE