Kendi hukukuna sahip çıkmayan devlet adamları

    Bu ülkede, bugünkü devlet çatısı altında asla olmaması gereken şeyler var: Kitaplar asla yasak olmamalı... Kimse düşüncelerinden dolayı takibata uğramamalı, hapse atılmamalı...
    Tanınmamış bir devlet çatısı altında yaşamakta oluşumuz, bize temel insan haklarını çiğneme konusunda ayrıcalık tanımaz. Tam tersine, bu konularda daha duyarlı olmamızı gerektirir. Siyasal olarak tanınmayacak olsak bile, genel bir itibar sahibi olmak istiyorsak, temel insan haklarına saygılı, hukukun üstünlüğüne bağlı bir yönetim oluşturmak zorundayız.
    Son günlerde tartışma konusu olan bir soruşturma elbette bu açıdan değerlendirilmek zorundadır. Ama gerek Başbakan, gerekse İçişleri Bakanı bu soruşturmanın kitap bulundurmak ile ilgili olmadığını açıkladıktan sonra bu tartışmayı sürdürmenin ne anlamı vardır? Bu açıklamalara karşın olayı “kitaptan dolayı tutuklama veya soruşturma” olarak takdim eden açıklamaları sürdürmeyi anlamak giderek zorlaşmaktadır.

Nufüs tartışması
    Bir diğer popüler tartışma konumuz Kuzey Kıbrıs’ın nüfusu ile ilgilidir.
    Nihayet bu tartışmaya Cumhurbaşkanı Akıncı da katıldı. KKTC’nin nüfusu bilinmeliymiş ki, çeşitli hizmetler için planlama yapılabilsin!
    Ben, köşe yazısı yazarken veya televizyon programlarında yorum yaparken Devlet Planlama Örgütü (DPÖ) tarafından yayınlanan rakamları kullanıyorum. DPÖ tarafından yayınlanan İstatistik Yıllığı’na göre 2011 yılının Aralık ayında yapılan nüfus sayımında Kuzey Kıbrıs’ta 294 bin 396 kişinin yaşadığı saptanmıştır. Bu rakamla birlikte giriş-çıkışlar, doğum-ölüm gibi göstergeleri de dikkate alarak yapılan tahminler sonunda Kuzey Kıbrıs’ta Aralık 2017’de 351 bin 965 kişi yaşadığı tahmin edilmiş.
    Devlet yetkilileri DPÖ’ye inanıyor mu; inanmıyor mu?
    Eğer inanmıyorlarsa, yeni bir nüfus sayımından ne bekliyorlar?

Planlama sorunu
    Nüfusun bilinmediği, bu nedenle hiçbir planlamanın yapılamadığı da tam bir şehir efsanesidir.
    Kuzey Kıbrıs’ta okullara kayıtlı öğrencilerin sayısı belli değil mi? Hadi nüfusu bilemiyorsunuz; bir sabah, okul müdürlerinin öğrenci sayısını bakanlığa bildirmesini istemekten de aciz misiniz?
    Peki, hastanelere başvuran hastaların sayısını biliyor musunuz? Hastane girişlerine bir bilgisayar koysanız bunu da kolaylıkla öğrenebileceksiniz...
    Hiçbir çocuğu eğitimden mahrum edemeyiz ama herhangi bir hakkı olmadan hastanelerimize başvuran insanlardan aldıkları sağlık hizmetinin karşılığını talep edebiliriz. Hastaneleri buna uyarlamak o kadar mı zordur?
    Yoksa biz, bugünkü bozuk düzen için bir gerekçe mi arıyoruz?

Devleti kapatalım
    “Nüfusu bilemiyoruz, bu nedenle planlama yapamıyoruz!”
    Yıllardan beri aynı teraneyi tutturduk gidiyoruz.
    Eğer yapamıyorsak, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni niye kapatmıyoruz? Bu devleti her gün artan vergilerle ayakta tutmaya çalışmanın ne gereği vardır?
    Hem önemli devlet makamlarını işgal edecek, hem de hiçbir sorumluluğunuz yokmuş gibi, üstelik başka devlet organlarının ortaya koyduklarını dikkate almadan konuşmaya, güvensizlik ve inançsızlık yaratmaya devam edeceksiniz... 
    Sorması ayıp olmasın ama eleştirdiğiniz konulardaki bozuklukları düzeltmeyi kimden bekliyorsunuz? Bu işleri başka dünyalardan gelecek insanlar mı yapacak?
    Devlet makamlarının veya kaynaklarının yapılması gereken işler için kullanılmaması, Kıbrıslı Türklerin en önemli sorunlarından biri haline gelmiştir.

YORUM EKLE