32 yıllık mücadele

Rauf Raif Denktaş, dünyada seçimle en fazla iktidarda kalan liderler arasında yer aldı

32 yıllık mücadele

Kıbrıs Türk halkının varoluş mücadelesine damgasını vuran, ömrünü halkına adayan, sadece Kıbrıs Türk halkı için değil Türk dünyası için de önemli bir lider olan Rauf Raif Denktaş, 32 yıl boyunca liderlik yaptı. Tarihe damgasını vuran Denktaş, 27 Ocak 1924’te, Kıbrıs’ın Baf kasabasında doğdu. Babası Baf Kaza Hâkimi Mehmet Raif'ti. İlk büyük kaybını ve yaşamının dönüm noktalarından birini çok küçükken, daha bir buçuk yaşındayken yaşadı. Annesi Emine Hanım'ı kaybetti. 

Doktor küçük ’ün davasına sarıldı
17 yaşındayken babasını da kaybetti. Babasını kaybettiği yıl, 1941'de İngiliz Okulu'ndan mezun oldu ve İngiliz Askeri Karargahı'nda tercüman olarak çalışmaya başladı. Aynı yıllarda Halkın Sesi gazetesinde, memurların yazı yazması yasak olduğu için,  imzasız yazıları yayınlanmaya başlayacaktı. Artık Doktor Küçük'ün davası, onun da davası olacaktı.

Londra’da hukuk eğitimi
1944'te, burs alarak Hukuk tahsili görmek üzere İngiltere'ye gitti. 1947 yılında Lincoln’s Inn’den mezun oldu.  1947 yılının mart ayında Fuadiye vapuruyla İskenderiye üzerinden Mağusa’ya döndü.  Artık hayatının yeni bir dönemi başlıyordu. Aynı yıl avukatlığa başladı. 
Denktaş, Kıbrıs Türk Liderliğinin talebi üzerine 1949’da avukatlık yaptığı hukuk bürosundan ayrıldı ve önce savcı yardımcısı ardından da savcı olarak çalışmaya başladı. 1957 sonunda İngilizlerin Ada’yı 5-10 yıl içinde Yunanistan’a devredeceğini gören Denktaş, savcılıktan istifa ederek, Dr. Küçük’ün yanında daha etkin bir şekilde yer aldı.

Aydın Denktaş’la evlilik
1949'da, 25 yaşındayken, kendisinden 9 yaş küçük olan, amcasının kızı Aydın Hanım'la evlendi. Aydın Hanım daha doğduğu gün, onu “işte nişanlın” diyerek kucağına vermişler, İngiltere'ye tahsile giderken de aralarında bir “söz” kesmişlerdi. Aydın Hanım'la evlilikleri ölene dek, tam 63 yıl sürecek, bu evlilikten 6 çocukları olacak, ancak üçünü kaybedeceklerdi. 

3 kez evlat acısı yaşadı
Denktaş ailesinin yaşadıkları zorluklar sadece Rauf Denktaş’ın siyasi kimliğinden kaynaklanmıyordu.  Acıların en büyüğünü, hem de birden fazla kez yaşadılar.  Aydın ve Rauf Denktaş, 6 çocuklarından üçünü kaybettiler. İlk kayıpları Raif ve Münir’in ardından üçüncü çocukları olan Dilek’ti. Beyin rahatsızlığı olan Dilek’i tedavi için götürdükleri Londra’da, 1957’de iki buçuk yaşındayken kaybettiler ve oraya defnettiler. 
İkinci kayıpları ise Dilek’ten bir yıl sonra, 1958’de, 7 yaşındaki oğulları Münir oldu. Ancak Münir’in ölümünden 28 yıl sonra, Denktaş’lar bir kez daha evlat acısı yaşadılar. İlk çocukları Raif’i, 1985’te, 34 yaşındayken bir trafik kazasında kaybettiler. Denktaş ve tüm aile derinden sarsılmıştı.

Ankara’da sürgün yılları
1960-1963 yılları arasında NACAK gazetesini çıkardı. 1963 olaylarından sonra Londra Konferansı ve Birleşmiş Milletler’de Kıbrıs Türk halkının haklarını savunan Denktaş’ın, adaya dönüşü Makarios tarafından yasaklandı ve istenmeyen adam ilan edildi. 1967 sonunda gizlice küçük bir gemiyle tekrar adaya çıktı, ancak, Rumlar tarafından yakalandı ve esir düştü. Türkiye Cumhuriyeti’nin baskısı ile 13 gün sonra Ankara’ya iade edildi.
Hakkındaki yasağın kalkması ve Ada’ya normal yoldan dönebilmesi için bir yıl daha beklemesi gerekecekti. Yasağın kalkmasının ardından 1968 Nisan ayında normal yoldan Kıbrıs’a geldi. Kıbrıs’taki mücadeleye kaldığı yerden devam edecekti. 
Rauf Denktaş, 5 Temmuz 1970 tarihinde yapılan genel seçimlerde yeniden Türk Cemaat Meclisi’ne Meclis Başkanı seçildi. 

Görevi Doktor Küçük’ten devraldı
16 Şubat 1973 tarihinde Kıbrıs Türk toplumu tarafından yeniden Başkan seçildi ve 28 Şubat 1973’te Kıbrıs Türk Yönetimi Başkanı olarak göreve başladı.
1974 Türk Barış Harekâtı sonrasında 13 Şubat 1975’te Kıbrıs Türk Federe Devleti’nin ilanını sağladı, Devlet Başkanı ve Meclis Başkanı görevlerini yürüttü. Federe Devlet Anayasası uyarınca 20 Haziran 1976 günü yapılan ilk Genel Seçimlerde büyük bir çoğunlukla, halk tarafından seçildi. 1981’de ikinci kez Devlet Başkanlığı’na seçilen Denktaş, 1983’te KKTC’yi ilan etti ve 1985’te Cumhurbaşkanlığı’na seçildi. 1990, 1995 ve 2000 yıllarındaki Cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanarak görevine devam etti. Ancak 2005’teki Cumhurbaşkanlığı seçiminde aday olmadı.  1973’ten 2005’e kadar tam 32 yıl Kıbrıs Türk halkının liderliğini yürüten Denktaş, dünyada seçimle en fazla iktidarda kalan liderler arasında yer aldı. 

Kıbrıslı Türkleri temsil etti
50 yıl süren müzakerelerin 36 yılında, Kıbrıs Türk toplumu adına masaya oturan isim Rauf Denktaş oldu.  İlk randevusu 1968’de Glafkos Kliridis ile gerçekleşti. Denktaş’ın karşısına sırayla, Klerides, Makarios, Kiprianu, Vasiliu ve son olarak yeniden Kliridis oturdu.  

Dava için çalışmayı sürdürdü
2005’den itibaren Lefkoşa’daki resmi ofisinde halkla ilişkilerini sürdürdü.  Kıbrıs davası hakkında yazılar, makaleler yazdı, TV programları yaptı, Anadolu’dan gelen davetlere ve üniversitelere giderek Kıbrıs davasını anlatan konferanslar vermeyi sürdürdü. Adı, halkı için verdiği mücadelesiyle özdeşleşen Denktaş, 13 Ocak 2012 tarihinde 88 yaşındayken hayata veda etti. 
FOTO> ş>

**
Kurucu Cumhurbaşkanı Denktaş ile 12 yıl birlikte çalışan Ergün Olgun, “O Atatürk’ten sonra Türklüğün yetiştirdiği en büyük liderdir” dedi
Tarihi değiştirdi

Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’a en yakın isimlerden biri olan Ergün Olgun,  “O”nu Kıbrıs’ın ve Doğu Akdeniz’in siyasi coğrafyasını değiştirmiş, Atatürk’ten sonra Türklüğün yetiştirdiği en büyük lider gördüğünü ifade etti.
1959’da bisikletiyle Lefkoşa sokaklarında dolaşarak propaganda yaptığı sırada tanıdığı ve çok etkilendiği Denktaş’ın yanında 12 yıl çalışan Ergün Olgun, Kıbrıs Türkü’nün bugün savunduğu bütün tezlerin mimarı olan Denktaş’ın KKTC’yi kurarak Kıbrıs Türkü’ne bir seçenek yarattığı görüşünde.
Olgun, Denktaş’ın güçlü olan sosyal yönünün hayatındaki payının hak ettiği oranda olmadığını düşünse de toplumsal olarak gelinen noktada gösterdiği gayret olmasa Kıbrıs Türkü’nün bugün bulunduğu noktaya gelmesinin imkânsız olduğuna inanıyor.
Bugün toplumun tamamının içinde Dr. Fazıl Küçük ve Rauf Denktaş’ın ilkelerini taşıdığına inanan Olgun, Kıbrıslı Türkler için ayrı bir coğrafya zemini oluşturan Denktaş’ın, Kıbrıs Türkü için elde ettiklerinin yanında, Türkiye’nin Kıbrıs’taki varlığının temelini de oluşturduğunu belirtti.

Onunla 1959’da çarpıcı bir şekilde tanıştım
Ergün Olgun, Rauf Denktaş’ı ilk kez 1959’da, Kıbrıslı Türklerin eski polis binasının önünde gerçekleştirdiği büyük gösteride çarpıcı bir şekilde tanıdığını söyledi.
O günlerde bir lise öğrencisi olan Olgun, eylem sırasında bir Kıbrıslı Türk kadının askeri cip tarafından basılması sonrasında daha fazla ölüm yaşanmasın diye eylemi dağıtırken dikkatini çeken Denktaş’a on dakika sonra mahalle aralarında, bisikletle dolaşarak “Şu an için dağılıyoruz ama mücadele bitmedi, devam ediyor. Başka eylemler de olacak. Sizi orada bekliyorum” çağrısı yaparken rastladığını kaydetti.

Cumhurbaşkanlığı’nda 12 yıl birlikte çalıştık
Olgun, Rauf Denktaş ile yollarının 1968’te, Kıbrıs Türk Geçici Yönetimi döneminde idari memur olarak Türk Cemaat Meclisi binasında çalıştığı sırada kesiştiğini ancak birlikte çalışmaya, BM Kalkınma Programı (UNDP) Kıbrıs temsilcisi olarak hazırladığı raporları beğenip, yabancı elçilerle gerçekleştirdiği bazı görüşmelere davet ettiği 1990’lı yıllarda başladıklarını belirtti.
Ergün Olgun, 2005 yılına kadar, tam 12 yıl yanında çalıştığı Denktaş’ın seçimlere girmeme kararı üzerine onunla birlikte Cumhurbaşkanlığı’ndan ayrıldığını kaydetti.  Olgun, “Rauf Bey kendi ofisini kurdu. Ben de aile şirketime döndüm ama temasımız devam etti. Resmi bir görevim olmasa da” dedi.
Ergün Olgun, tahsil için gittiği İngiltere’de çok iyi İngilizce öğrenen Denktaş’ın adaya hem inançları, hem hukuk eğitimi, hem de lisan açısından oldukça donanımlı geldiğini vurguladı.

Atatürk’ten sonra en büyük lider
Rauf Denktaş’ın, Atatürk’ten sonra Türklüğün yetiştirdiği en büyük ve en öngörülü lider olarak kabul eden Olgun, Denktaş’ın karşı tarafın bağnazlığı karşısında 2 egemenlik, 2 devlet bazında bir anlaşma istemesinin de bugün çok daha iyi anlaşılabilir olduğunu düşünüyor.
“Bugün bölgede devam eden paylaşım kavgası içerisinde hak sahibi olmak için devlet olmak lazımdı ve KKTC’nin kurulması bu açıdan çok önemliydi. Ve Rauf Bey bunu yaptı. Sadece TMT’yi kurulup, Kıbrıs Türkü’nün fizik korumasını gerçekleştirmekle kalmadı, Kıbrıs Türkü’nün siyasi geleceği için mihenk taşlarını yerine koymak açısından da son derece başarılı oldu”
Olgun, Rauf Denktaş’ın müzakere tekniği ve Kıbrıs konusundaki kuvvetli argümanlarıyla Türkiye’ye de ışık tuttuğunu kaydetti.

Ağlayarak çıkmış
Rauf Denktaş’ın en zor anının, BM’nin 1964’te, 186 Sayılı kararı alması olduğunu kaydeden Olgun, Güvenlik Konseyi’nde Rumların tek başına adanın tamamını temsil etme hakkı olmadığını vurguladığı tarihe geçen bir konuşma yaptığı ancak söz konusu kararın alınmasını engelleyemediği toplantıdan çıkarken ağladığını belirtti.
Olgun, “Ben yoktum ama anlattılar. Toplantıdan ağlayarak çıkmış ve Kıbrıs meselesi kaybedildi demiş. En üzgün anlarından birini yaşamış diye biliyoruz” dedi.
Denktaş için bir diğer önemli acı olayın ise oğlunun trafik kazasında ölmesi olduğunu kaydeden Olgun, yıllarca sürdürdüğü Kıbrıs davasını ‘artık devam etmeyeceğim’ diyerek, Bürgenstock’a gitmeme kararının da onun bir diğer acı olayı olduğunu düşünüyor.
Olgun, tarihi değiştiren 1974 Barış Harekâtı ve KKTC’nin ilanının ise Denktaş’ın en mutlu anları olduğunu belirtti.

Görev bırakma kararı
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın yeniden aday olmama kararı almasını ise Annan Planı sürecinde yaşananlara bağlayan Olgun, Kıbrıs Türkü’nün geleceğini güvence altına alacak noktaya gelmediğine inandığı planda bazı iyileştirmeler yapılmasına rağmen, müzakerelerin, garantörlerin de katılacağı bir sonraki aşamaya geçmesine karşı çıkan Denktaş’ın Bürgenstock’a gitmediğini belirtti.

Kıbrıs tutkusu son nefesine kadar devam etti
Olgun, sözlerini “Başka bir şey konuşulmazdı. Önceliği buydu. Kafası hep buna takılıydı. Ailesi için zor bir durumdu ama Kıbrıs Türkü olarak şanslıyız ki böyle bir tutkusu vardı. Bu tutku ölene kadar da devam etti. Ölmeden önce de son söylediği sözler yine Rumların, Kıbrıslı Türklere yönelik talepleriyle ilgiliydi” sözleriyle tamamladı.

Güncelleme Tarihi: 13 Ocak 2019, 05:19

Diyalog Gazetesi

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER