Köpekleri bile idare edemediğimize göre...

   Açığa vurmayacak, kamu ile paylaşmayacaktım ama dün, yağmurlu bir Girne gününde eve girmeye çalışırken karşıma dikilen ıslanmış siyah köpek, bu düşüncemi değiştirmeme neden oldu.
Üç hafta kadar önce, bir pazar günü, zorunlu bir alış-verişten dönerken, Girne Belediye binası önündeki köpeklerden birinin saldırısına uğradım. Abarttığımı veya köpeğe kötü davrandığım için kötü karşılık gördüğümü düşünmeyin ne olur! Tam anlamı ile bir saldırıydı çünkü arkamdan ısırıldım! Köpekle göz temasım dahi yoktu. Yolumda yürürken, arkamdan birinin çekiştirdiğini hissetmemle birlikte bir köpeğin dişlerini kabanıma geçirdiğini fark ettim... Allahtan hava yağmurluydu ve oldukça sıkı giyinmiştim.
Dün de benzer bir sonuçla karşı karşıya kalabilirdim... Neyse ki bu defaki oldukça sakin; ben ise alabildiğine temkinliydim.
Yine de benim için bir sorun var: Evin önünde genellikle yolun karşı tarafına park eder ve torunlarımı eve sokmaya çalışırım. Bazen elimden kaçtıkları, yolun içinde koşuşturdukları da olur tabii... Benzer köpeklerle onlar da karşılaşıyorlar... Tasmaları yerinde ama sahiplerinden uzak, sokakta yalnız başına dolaşan köpekler... Bana olan torunların başına da gelirse, hayvanlara ilişkin hisleri nasıl gelişecek merak ederim doğrusu...

Lobileri güçlü
    Girne Belediyesi önünde bana saldıran, anladığım kadarıyla kontrol altına alınmış bir sokak köpeğiydi. Evin önünde karşılaştığım ise tasması yerinde sahipli bir köpek...
    Belediye binası önündeki saldırıdan sonra otopark parasını öderken dert yandığım Baldöken’deki belediye görevlisi, “Köpek siyah mıydı, abi?” diye sormuştu. Meğer aynı köpek, bir süre önce onun arkadaşlarından birine de saldırmıştı. Girne’nin en merkezi yerinde; belediye binasının tam önünde... 
    Bu soruna çözüm bulmak gerekmiyor mu? Sokaklar, sahipleri tarafından sokaklara salınmış veya belediye tarafından kontrol altına alınmış köpeklerden geçilmiyor. Sokaklar artık köpeklerin işgalindedir. Sokakları çocuklardan aldık köpeklere verdik.
    Ama lobileri güçlü... “Sokak köpeği” veya “sahipsiz köpekler” deyip geçemeyiz... Lobileri gerçekten güçlü! Nitekim bu lobiler devreye girmiş ve belediye yönetimi istediği halde köpekleri Girne’nin merkezinden uzaklaştırmayı başaramamış...
    Çevre kirliği konusunda çok hassasız ama kaldırımlardaki köpek pisliklerinden şikayet bile edemeyiz.
    Bir koyun sürüsüne insanlar saldırılmış olsa veya bir mandıradan üç-beş koyun çalınsa bütün polis örgütü seferber olmak zorundadır. Köpeklerin saldırıları ise takipsizdir. 
    Türkiye’de yaşananları medyadan izlemiş olmalısınız: Bir ilçe merkezinde köpeklerin saldırısına uğrayan iki lise öğrencisinden biri ölmüş, biri yaralı olarak kurtulmuştu. Aynı köpek sürüsünün, birkaç gün sonra başka bir köpeği öldürüp yedikleri; çevredekilerin müdahalelerine karşı işlerini bitirmeden olay yerini terk etmedikleri de basına yansımıştır. Belediyenin veya diğer sorumlu kuruluşların sokak köpeklerine karşı bir önlem alıp almadıklarını ise duymadık.
    Anlaşılıyor ki, sadece bizde değil, Türkiye’de de sokak köpekleri lobisinin oldukça büyük bir gücü var. Onlara karşı tavır alan, onların yaşamını kısıtlamaya kalkışan seçilmeyi unutmak durumundadır.

İnsani bir sorun
    Belki de sorunun sorumluluğunu köpeklere yüklememek gerekiyor... Bu sorunu yaratan da diğer şeyler gibi insanlardır. Bugünlerde herkes köpeklerden konuşuyor; köpeklerin haklarını savunuyor.
Moda oldu bir kere!
Çoğu zaman bunu, kendi sorumluluklarımızı gizlemek için yapıyoruz tabii... Köpek beslemenin, bir köpeğe sahip çıkmanın bize bazı sorumluluklar yükleyeceğini bilmiyor muyuz? Elbette biliyoruz! Ama bencillik bilincimizi köreltiyor: “Ben köpek sahibi olayım, köpek besliyorum diye hayvan seven bir kişi olarak tanınayım ama bedelini başkaları ödesin”. Aynen, “ben çöpümü yandaki arsaya atayım, başkaları temizlesin” der gibi...
Şimdilik böyle! Bizdeki yönetim de bu işte! 
Moda oldu bir kere! 

YORUM EKLE