Kriz foyamızı meydana çıkardı

    Kimimiz, döviz borçlanarak konut sahibi oldu. Şimdi bu konutun birazını devletin, yani KKTC yurttaşlarının ödemesini istiyor.
    Kimimiz, “iyi bir araba sürmek benim de hakkım” diyerek arabasını değişti, dövizle taksit ödemeye başladı. Birazını devlet öderse, ne olur?
    Kimimiz, yemedi-içmedi biraz para biriktirdi; bunları sterlin yapıp bankaya yatırdı. Şimdi bu birikimlere göz dikildi. Mevduat sahiplerinin gelirlerinin birazı bize aktarılsın; bankadan paralarını almak istedikleri zaman da sabitlenmiş kurdan ödensinler istiyoruz.
    Genel olarak hepimiz; devlet bizi korusun, yaptığımız hatalar, yerine getirmediğimiz görevler, almadığımız tedbirler ne olursa olsun hayatta acı çekmemiz önlensin istiyoruz. Her gelen gün, geçip giden günden daha iyi olsun; bunu da bize devlet sağlasın.

Kişisel kararlar ve kriz
    Döviz kurlarında beklenmedik bir değişim yaşadık. Doğrudur, buna göre borçlanmamış, hesabımızı böyle bir değişim olmayacak diyerek yapmıştık. Bu durum bizi sıkıntıya soktu. Buna karşın borçlanarak aldığımız evler ve arabalar yerinde duruyor ama değil mi? Bu durumda devletin araya girerek, daha tasarruflu ve ihtiyatlı hareket edenlerin birikimlerine el atması ve onlardan elde edeceği kaynaklar ile bizim borçlarımızı ödemesi, toplumsal geleceğimizi nasıl etkiler acaba?
Bugün yaşadığımız döviz kuru krizinin gelecekte de yaşanabileceğini göz önüne aldığımız zaman, devletin israfı değil, tam tersine ihtiyatı ve tasarrufu özendirmesi ve bunu özellikle de kriz zamanlarındaki uygulamaları ile göstermesi gerekir. Kriz döneminden müsriflerin değil, ihtiyatlı hareket etmeyi alışkanlık haline getirenlerin daha rahat çıkması, gelecekteki davranış şekillerimizi de etkileyecek ve yeni krizlere karşı bir koruma oluşturacaktır. Devlet, kriz gerekçesi ile bile olsa, kişilerin kararlarına ve onların sonuçlarına karışmamalı; karıştığı ve gelecekte de karışabileceği anlamına gidecek davranışlardan özenle kaçınmalıdır.
    Kiraların sabit kura bağlanacağı konusundaki açıklama, devletin alacağı kararların nasıl bir karmaşaya neden olabileceğini gösterdi zaten... Kiralar sabit kura bağlanacaksa, borçların da sabit kura bağlanması; kiralar sabitlenirken elbette fiyatların da sabitlenmesi gibi talepler yağmur gibi yağmaya başladı. Talepleri bir yana bırakın; işin doğası da bunu gerektirir. Bazı fiyatları kafanıza göre belirlediğiniz sabit kura bağlarsanız, diğer fiyatları da buna göre belirlemek, ithalat için bu kurdan döviz temin etmek gibi görevlerden kaçamazsınız. Bunun adı, sabit kur rejimidir. Döviz kurlarının devlet tarafından belirlendiği rejimdir bu... Bunun sonucu ise kıtlık ve yokluk demektir.

KRİZ VE DEVLET
    Peki, bunca sorun karşısında devlet yurttaşlarını korumak için hiçbir şey yapmayacak mı?
    Yapsın; ama ne yapacaksa kendi kasasından yapacak! Ne yapacaksa gücü kadar yapacak! 
    Eğitim alanındaki faaliyetlerini etkinleştirerek, çocukların devlet okullarında eğitim görmesini sağlayabilir ve aileleri eğitim masrafından kurtarabilir. 
    Sağlık servislerini etkinleştirerek, zaten sağlık hizmeti vermekle yükümlü olduğu çalışanları ve emeklileri özel hastanelere muhtaç etmeyebilir.
    Kamu görevini etkin hale getirerek, ek-mesai ödemekten kurtulabilir. Kaynaklarını doğru ve etkin kullanarak çalıştırdığı insanların emeğinin karşılığını öderken, gereksiz harcamalardan kurtulabilir.
    Kriz durumlarında yoksul insanları koruma programları geliştirmek istiyorsa, bunları yasal düzenlemelerle, herkesin yasa karşısındaki eşitliğini koruyarak yapabilir. Bunun için gerekli kaynağı yine yasal düzenlemelerle ve “eşitlik” ilkesini koruyarak sağlayabilir.
    Yurttaşların alım gücünü korumak ve yükseltmek sadece kriz zamanlarında üzerinde durulacak bir konu değildir. Kuzey Kıbrıs’ta hayat kriz olmadığı zamanlarda da pahalıdır. Pahalılığa neden olan unsurları hayatımızdan temizlemek için sürekli olarak çalışmak gerekir. Devlet, bunun için bir eylem planı yapsa ve bunu sürekli olarak takip etse hayatı biraz daha çekilir hale getirebilir.
    Şimdiki kriz ise devletin bütün bu konularda sınıfta kaldığını göstermiştir. 
    Yoktur; bu devletin, acil durumlarda kullanacağı kaynakları yoktur!
    Yoktur; bu devletin kriz zamanda tedbir alma kapasitesi yoktur!
    Bu devlet, yurttaşlarına yeterli eğitim ve sağlık hizmeti vermemektedir. Yurttaşlar, kriz zamanında bile bu gibi hayati hizmetler için para bulup ödeme yapmak zorundadırlar.
    Bu devlet, parasını çar-çur ettiği için çalıştırdığı insanların emeğini çalma pahasına ek-mesai ödeneği ödemeden kaçınma gayreti içindedir.
    Bu kriz, KKTC devletinin yanlışlıklarını, hatalarını ve gelecekte nasıl bir şekil alması gerektiğini açıkça göstermiştir. Bu krizin bize en büyük hediyesi işte budur! 

YORUM EKLE
YORUMLAR
Mustafa Kortun
Mustafa Kortun - 1 ay Önce

Eline sağlık Hasan. Tam da yeniden köklü ve kapsamlı bir değerlendirme yaparak sağlıklı ve sürdürülebilir bir rota çizme zamanı.

altan fehim
altan fehim - 1 ay Önce

çok yerinda bir analiz yaptınız hasan bey. kutlarım ve görüşlerinize katılırım.