Mesaj: Herkes kendini kurtarmaya baksın!

    Önceki günkü basın toplantısından sonra, bugünkü köşe yazısında hükümetin çok iyi şeyler yaptığını ve yapmayı düşündüklerinin de gelecek için umutlu olmamızı sağladığını yazmak, iyi bir şey olurdu. Bugünkü hükümette yer alan insanların gerçekten de iyi niyetli olduklarına, kendileri içinde değil, toplum için bir şeyler yapmaya çalıştıklarına inanıyorum. 
Pazartesi günkü basın toplantısı da bunu gösterdi aslında... Döviz krizinden, et sorununa kadar pek çok alanda çalışıp duruyorlar. Eminim 24 saatleri dolu geçiyordur. Ailelerine ayıracak zaman bulamadıklarına da inanıyorum.

Ne yapılıyor?
    Peki sonuç?
    Bu yoğun çalışmanın Kıbrıs Türk halkının karşı karşıya bulunduğu sorunları çözmeye yeteceğini söyleyebilir miyiz? Bırakın çözmeyi, içinde bulunduğumuz sorunlar biraz olsun hafifleyecek mi?
    Hiç sanmıyorum... Bu yoğun çalışmanın Kıbrıs Türk halkı yararına bir sonuç üretmesini beklemiyorum.
    Hükümet, dünkü açıklamalarının düşünsel çatısını, “devlet gelirlerinin de döviz krizinden zarar görme olasılığına karşın, bazı gelirlerden vazgeçerek risk aldığı ve temel tüketim maddelerinin fiyatlarındaki yükselişi asgaride tutmaya çalıştığı” üzerine kurdu. Başbakan’ın değişi ile, hükümet basit bir muhasebeci mantığı ile hareket ederek kendi gelirlerini korumaya çalışmıyor; yurttaşları da düşünüyor ve risk alıyor. Yapılabilecek olanlar yapılıyor!
Kötü bir yaklaşım değil ama hayatımızı iyileştirmeye yetmeyecek. Başbakan ve Maliye Bakanı, bu alınan önlemler sonunda bütçe açığının artacağını duyurdular. Günün sonunda, devlet yapması gereken başka bazı temel hizmetleri yapamayacak, bunun bedelini de yine halk ödeyecek.
Bugün bazı gelirlerden vazgeçerek sorunları hafifletmiş olabilirsiniz; yarın vazgeçeceğiniz gelir kalmadığında ne yapacaksınız? Hükümet, bu önlemleri alırken yurttaşların bugünü daha iyi geçirmelerini hedeflemiş olabilir; ama bunların hiçbirinin soruna çare olmayacağı yeterince açıktır.

Ne olacak?
    Aslında bu açıklamalar, Kuzey Kıbrıs’ta hiçbir şeyin değişmediğini ve yakın gelecekte de değişmeyeceğini anlatıyor.
    KKTC’de temel gıda maddelerinin fiyatlarının yaşamayı zorlaştıracak kadar yüksek olduğunu biliyoruz. Et, tam anlamı ile bir sorun. Bu sorunla ilgili hiçbir şeyin değişmeyeceğini bizzat Tarım Bakanı açıklamış bulunuyor. Buna karşılık, temel tüketime yönelik et ithalatının serbest bırakılmasının kime ne zararı olacağını anlayabilmiş değilim. Bir anne, marketten yarım kilo kıymayı bugünkünün belki de yarı fiyatına alarak çocukları için 5-10 köfte yaparsa et fiyatının dibe vuracağını ve hayvancıların iflas edeceğini mi düşünüyorlar acaba?
    En güncel konu elektrik fiyatlarıdır. Enerji Bakanı Türkiye ile kablo bağlantısı kurmamız gerektiğini açıkladı ama bunun gerçekleşmesi için üzerimize düşeni yapma kararlılığında olduklarını belirtmekten kaçındı. Elektrik düzeni değişmeden Türkiye’den kablo ile elektrik gelmeyeceği bilindiğine göre, bu konuda da hayatımızı etkileyecek bir sonuç alınamayacağı açıkça belli değil mi?
    Sağlık sistemi, kıt bütçe olanakları ile iyileştirilmeye çalışılıyor... Sağlık Bakanı öyle dedi. Sağlık servislerinin ihtiyaç duyduğu alt-yapı ve finansman için yeni bir sistem geliştirilmeye çalışıldığına dair bir açıklama duyamadık. Genel sağlık sigortası ne oldu acaba?
    Ve yatırımlar... Hükümet, yeni yatırımların KKTC’ye bir faydası olmayacağı kanaatine yenik düşmüş görünüyor... Her konuda açıklama yapılıyor ama Türkiye yardımları ile gerçekleşmesi beklenen kamusal yatırımlar ve özel sektörün çeşitli engeller nedeni ile gerçekleştirmediği yatırımlar konusundaki sessizlik devam ediyor. 
    Bu durumda, “çözüm, Kıbrıs sorununun çözümüdür” diyenler olacak; bazıları da onlara yanıt verecek: “Rumlar istedi de çözmedik mi?” Bazıları, “Türkiye’ye bağlanalım kurtulalım” diye haykıracak; kimileri “çok istersen sen gidebilirsin” diye yanıtlayacak.
    Devran bildiğimiz devran ve bildiğimiz şekilde dönmeye devam edecek! 

YORUM EKLE