Ölçme değerlendirme kapasitemiz yok; boşuna konuşup duruyoruz!

   Bir konferans sonrasında Kuzey Kıbrıs’ta yürütülmekte olan bir zeytincilik projesi kapsamında 500 ağaç dikildiğini duydum. Sık dikim yapılmış... Böylece ağaçların daha küçük olarak korunması ve toplamanın kolaylaştırılması sağlanmaya çalışılıyor galiba...
    Ağaçların 3’er metre arayla dikildiğini düşünürseniz toplamda 4-5 dönümlük bir çalışma...
Önemli bir proje mi bu?
    Özellikle rakamları gözümüzde canlandırmak konusunda isteksiz davranırsak bu gibi çalışmaları, ‘geleceğimizi kurtaracak projeler’ olarak bile algılayabiliriz. 
    Dome Hotel ile ilgili tartışmalar yapılıyor. Vakıflar İdaresi’ne ait bu otel, sendika tarafından kurulan bir şirketçe işletiliyor. Otelin yıllık geliri; bu gelirden Vakıflar İdaresi’ne ödenen pay; otelin bu işletme şekliyle toplumsal üretime yaptığı fayda gibi göstergeler meydanda yok. Devlet sadece bir araziyi kiralarken bile bir ‘değerleme’ yapar ve kirasını ona göre belirler. Dome Hotel’in değerlemesinin yapıldığını duymadım. Dome Hotel’in yıllık cirosunun veya alımlarının miktarının benzer başka otellerle mukayese edildiğine de tanık olmadım.
Başbakan Erhürman, Dome Hotel’in kiralanma koşullarını ağırlaştırma, böylece eleştirilerden biraz olsun kurtulma gayretindedir. Tamam ama bu bedeller saptanırken neden ortada hiçbir rakam yoktur? Dome Hotel modeli, 10 yıllık bir denemedir. Şimdi onu daha sağlıklı bir şekilde değerlendirebilmemiz için bize rakam gereklidir.

Nüfus meselesi
    Rakamlara bağlı olmama konusundaki en güzel örnek KKTC’nin nüfusu ile ilgili tartışmadır. Nur içinde yatsın İrsen Küçük “biraz kalabalığız” dediği için acımasızca eleştirilmişti. Maliye Bakanı Denktaş, geçen haftalarda nüfusu 800 bin olarak tahmin ettiğini açıkladı; Başbakan Erhürman ise onu doğrular mahiyette konuştu.
    İyi ama KKTC devletinin İstatistik Dairesi’ni de bünyesinde bulunduran Devlet Planlama Örgütü’nün rakamları böyle söylemiyor. DPÖ rakamlarına göre 2017 yılı Aralık ayında KKTC’de 351 bin 965 kişi yaşıyormuş... Bu tahmini rakam, 2011 yılı Aralık ayında yapılan ve KKTC’nin nüfusunu 286 bin 257 olarak saptayan sayım sonucunda elde edilen rakamın güncellenmesi ile ortaya çıkmış...
Yetkililerimiz bunu görmezlikten geliyor. Biz de onların peşinde sürüklenip gidiyoruz.
    DPÖ’nün nüfus rakamına inanmıyoruz ama DPÖ tarafından açıklanan diğer rakamları kullanarak tartışmayı sürdürebiliyoruz. İsteyenler, tahmin edilen yıllık milli geliri 800 bine bölerek yeni bir kişi başına düşen gelir rakamı elde edip bunun üzerine eksantrik düşünceler inşa edebiliyor. Üstte DPÖ’nün yıllık gelir tahmini; altta Serdar Denktaş’ın nüfus rakamı... Böl, çarp; topla, çıkar ve istediğin gibi yorumla!

Yerel istihdamı teşvik
    Son zamanların güncel konularından biri de yerel istihdamı teşvik etmek için yeni tüzükler hazırlanmasıdır. İddia, maaşlar az olduğu için gençlerimizin turizm ve inşaat alanında çalışmadığı ve KKTC’de genç işsizliğinin tavan yaptığıdır. 
    KKTC’de 55 bin kadar kayıtlı yabancı işçi olduğu bizzat bakan tarafından defalarca açıklandığı halde, bu işçilerin hangi sektörlerde çalıştığı; yaş gruplarının ne olduğu; eğitim düzeyleri gibi bilgilere sahip değiliz. Bu 55 bin kişinin 7 bin kadarının yerine kendi işçilerimizi geçirmek istiyoruz ama bunların tam olarak ne yaptığını bilmiyoruz.
    Çalışma Bakanlığı daha önce de “kursa katıl, işin hazır” gibi sloganlarla benzer projeler yapmıştı. Bu projeler sonunda kaç kişi istihdam edildi; bu kişiler halen çalışıyor mu; çalışmıyor mu? Bunları da bilmiyoruz!

Analiz yok
    Yazıya zeytinle başladık; nüfusa ve çalışmaya gelip dayandık.
    Bir konuyu sağlıklı bir şekilde tartışmak ve sonuçta ortak kanaatlere varıp bu kanaatler doğrultusunda harekete geçerek bir iş başarmak istiyorsak sağlıklı bir veri tabanına ihtiyacımız vardır. Öncelikle nerede durduğumuzu doğru bir şekilde saptamak; sonra nereye gitmek istediğimiz konusunda fikir birliği sağlamak ve arkasından harekete geçmek gerekiyor.
    Bizim böyle bir alışkanlığımız yok. Devlet mekanizması da bu konuda yardımcı olmuyor. 
    Boşuna konuşup duruyoruz!
    Bilmiyoruz ama tartışıyoruz! 

YORUM EKLE