Oldu olacak dövün bari

 Ekonomi bakanın çıkıp vatandaşı “sosyal medyada kahramanlık yapmayın”  diye azarladığı bir memlekette Maliye Bakanı da ondan aşağı kalmaz ya, o da çıkar der ki; 
“Kimse zamanında döviz borçlanırken bana sormadı”  
Madem öyle vatandaş olarak bizde bundan böyle sosyal medyada bir şey paylaşacağımızda Paylaşım İzni alalım.
Madem öyle vatandaş olarak bizde bundan sonra bankadan veya bir yakınımızdan borç alacağımızda “Maliye Bakanlığına soralım, borç alabilir miyiz”  diye.
Hükümet edenler vatandaşın derdine derman olmak yerine anlaşılan vatandaşı azarlamayı kendilerine bir yol olarak seçmişler. Oysa bütün bu kötü tablosunun tek sorumlusu siyasetçiler değil mi? Onların aldığı kararla burada değil miyiz zaten.
Bari oldu olacak, sosyal medyada kötü bir şey yazana 50 kırbaç,  borç alana da 100 kırbaç ceza mı verelim. Oldu olacak dövün isterseniz vatandaşı da…
 
Ah bu basın
Size dünkü basından iki örnek vereyim. Bir gazetemizin patronu diyor ki “Bir de aralarında gazetecilerin de bulunduğu beslemeleri. Beslerler, direktifi verirler, anında kamuoyu oluştururlar.” 
Kısacası paralı kalemler olduğunu ve bunların bir yerlerden kontrol edildiğini söylüyor bu Bay.
Öte yandan bir başka gazete ise “editörden”  köşesi ile şu gerçeği okuyuşu ile paylaşıyor ;” Ancak bir gerçeği de paylaşmak istiyoruz: Bugün için sattığımız gazeteden elde ettiğimiz gelir, matbaa giderlerini karşılamamaktadır.” 
Biri diyor ki; paralı gazeteler, gazeteciler var!  Diğeri diyor ki “bu para ile bu gemi yürümez”    
Ama gel gelelim ikisine de sorun, kendileri için durum ne?  Sütte ak kaşıklar… Kendileri haricindekilerin hepsi satılmış, kendi deyimleri ile beslemeler. 
Ah bu basın yok mu bu basın…


Öğrenci sayısı
Türkiye’nin hangi vilayetine giderseniz gidin her yerinde o ile dışarıdan okumak için gelen üniversite öğrencileri için hazırlanmış pankartları şu sıralar görebilirsiniz.
28 KKTC Belediyesi ve KKTC Milli Eğitim Bakanlığı’nın bugüne kadar böyle bir vizyonu olmadı, hem de hiç olmadı!
Sonrada düşünüyoruz “acaba neden bu yıl az geldiler” diye. Nasıl demişti Maliye Bakanımız “daha bunlar iyi günlerimiz” 

MESAJLAR 

Derya KANBAY: Giderayak bir güzellik yapın ve şu sıcak günlerde elçiliğin kapısında güneşte kalan vatandaşlarımız içinde bir formül üretin. Hazır elcikte şantiye işleri devam ederken. 

Muslu AKGÜNEY: Başkent Lefkoşa’daki yeni mekânınız hayırlı ve uğurlu olsun. En kısa sürede hayırlı olsun demeye geleceğiz. Bu arada Girne’den Lefkoşa’ya transfer mi oldunuz? 

Metin ŞADİ: Dün Türkiye’den hatırı sayrılı çok özel dostlarınız varmış. Kısa bir Lefkoşa turundan sonra Selimiye civarında Kıbrıs yemek kültürünü de göstermişsiniz misafirlerinize. 

Perihan AZİZ: TAK Yönetim Kurulu üyeliğiniz hayırlı ve uğurlu olsun. Sizi yeniden TAK binasında görmek keyifli ve güzel olacak. Hem de engin tecrübelerinizden faydalanmış olacağız. 

Birikim ÖZGÜR: Birileri sizin yıpratılmanız için düğmeye basmış. Israrla son günlerde üstünüze üstünüze geliyorlar. Ama bu sıralar yere sağlam basmaya dikkat edin. 

Dr. Bülent DİZDARLI: Futbol takımların sağlık kontrollerinin yeniden devlet hastanelerine yapılmasına öncülük ederek kulüpleri ciddi bir külfetten kurtardınız. Umarız sizden sonra bu göreve gelecek olanlarda bunu aynen devam ettirirler. 

Ersin TATAR: Geçen gün yaptığınız beyin fırtınası fikri süperdi. Ha keşke o üç saatlik fırtınayı kameraya kaydedip bizlerinde paylaşımına açsaydınız da bizde faydalansaydık. 

Mehmet ÇAKICI: Yeniden sokaklara çıktığınıza göre demek ki ufukta yeniden bir seçim olma olasılığı çok yakın. Bu sefer işi daha sıkı tutmakta da kararlıymışsınız. 

Çilem ESENYEL: Sonunda şeytanın bacağını kırmış ve nikâh masasına oturmak için son hazırlıklara başlamışsınız. Bu arada nasıl bir gelinlik giyeceksiniz şimdiden merak konusu oldu. 

Yalçın KOÇYİĞİT: Dün sabah sabah denizde balık avlarken görülmüşsünüz. Hayırdır emekli mi oldunuz da kendinizi sabah sabah deniz kenarlarına attınız. 

Sefa KARAHASAN: Rum Papazı ile çektirdiğiniz fotoğraf sosyal medyada olay olmuş. Ne hikmetse papazın dedikleri değil sizinle fotoğraf çektirmesi olay oluyor. Size de ilginç gelmedi mi bu durum? 

Güven ARIKLI: Bazı devlet kuruluşları size verdikleri reklamları durdurmuşlar. Oysa bize ilk günden kesmişlerdi. Yani bu konuda şanslısınız gene. Ha siz o makamlardayken böyle mi yapmıştınız? O da ayrı bir konu tabi. 

Arif OZANKAYA: İçişleri Bakanlığında ilk icraat olarak hafta sonu tatilinde 3 odayı birleştirerek kendinize bakan odası gibi makam odası yaptırmışsınız. Oysa deniz kenarında safiye bir yere de taşıyabilirdiniz pek ala daireyi. 

Gürkan KARA: Hafta sonu için kimseye randevu verme. Şimdiden söylüyorum, tatilden de döndüm, çok fena yeneceğim sizi tavlada. Şimdiden haberiniz olsun. 

Bertan ZAROĞLU: Sizin mıntıkaya düşen arkadaşla siz yeteri kadar ilgilenmediğinizden mevzu bahis arkadaş bizim karasularımıza girdi. Haberiniz olsun istedik. Atış serbest. 

Gülşah Sanver MANAVOĞLU:  Türkiye Cumhuriyeti ile imzalanan protokollerin kaç tanesi bu dönem hayata geçti. Bir vekil olarak bunu da sorgulamanız gerekmez mi?  

YORUM EKLE