Özersay, New York’ta ne anlatıyor acaba?

   Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay, Birleşmiş Milletler Örgütü’nün merkezi durumundaki New York’ta çeşitli temaslar yapıyor. Özersay, öncelikle BM yetkilileri ile görüşmekte ama BM üzerinde tartışmasız bir etkiye sahip olan Güvenlik Konseyi üyelerinin diplomatlarını da ihmal etmemeye çalışmaktadır.
    Özersay’ın New York’taki gündeminin iki maddesi olması gerekiyor:
1-    BM Barış Gücü’nün Kıbrıs’taki misyonunun yenilenmesi;
2-    BM’nin Kıbrıs sorununun çözümünde nasıl bir rol oynayabileceği ve buna ilişkin olarak BM Genel Sekreteri’nin geçici özel danışmanı Lute’un yaptığı temaslar ile oluşturmaya çalıştığı referans şartlarının durumu.

KONULAR VE GÖRÜŞLER
    Özersay, New York’ta yapmakta olduğu görüşmeler sırasında, bir bütün olarak “Türk tarafının” görüşlerini ifade etmek durumundadır. 
Eğer öyleyse, Türk tarafı kimdir veya nedir?
Bugüne kadar bu deyim bize, Türkiye’nin desteklediği Kıbrıslı Türkleri anlatagelmiştir.
Oysa şimdilerde, Türkiye ile KKTC Cumhurbaşkanı arasında bazı görüş farklılıkları olduğu gözlemlenmektedir. Benzer şekilde, KKTC Dışişleri Bakanlığı ile Cumhurbaşkanlığı arasında da farklılıklar vardır. KKTC Hükümeti’ni oluşturan dört parti arasında Kıbrıs sorununa ilişkin bir birliktelik olmadığı ise zaten açıklanmış bulunmaktadır.
Örneğin, BM Barış Gücü’nün adadaki misyonunun artık değişmesi gerektiğinden söz edilirken, KKTC’deki siyasi güçler bundan aynı şeyi mi anlıyorlar; emin değiliz. Gazimağusa’daki Barış Gücü kampının boşaltılmasının istenmesi konusunda bir fikir birliği var mı? Şimdiki zaman, bu istemi ileri sürmek için uygun bir zaman mı? Hükümet partilerinin bu sorulara verecekleri yanıtları da merak ediyorum doğrusu...
Lute’un oluşturmaya çalıştığı “referans şartları” konusunda fikir birliği olduğunu ise hiç sanmıyorum. Zaten kimse bu konuda konuşmuyor. Geçen hafta Cumhurbaşkanlığı’nda koalisyon partilerinin liderleri ile yapılan toplantıdan sonra bizzat Özersay tarafından yapılan açıklamada “görüş alış-verişi yapıldığı ama herhangi bir karar alınmadığı” kamuoyu ile paylaşılmıştır.
Bu durumda, Özersay’ın New York’ta kendine özgü fikirleri savunmakta olduğunu düşünmeye zorlanıyoruz. Neyse ki, Özersay’ın fikirleri ile Türkiye’nin tutumu arasında “büyük bir uyum” olduğunu biliyor ve uluslararası alanda etkili olma şansı bulunduğuna hükmedebiliyoruz.

SİSTEM SORGULANMALI
    Kuzey Kıbrıs’taki siyasi sistemi sorgularken, genellikle reform ihtiyacı üstünde durulur ve kısa süreli hükümetlerin veya çok partili koalisyonların reform yapma konusundaki yetersizlikleri dile getirilir. Şimdiki durum, bugünkü sistemin Kıbrıs sorununda da bir zaaf kaynağı olduğunu gösteriyor. 
    Uluslararası güçler, bizi biraz daha fazla dikkate alsalar veya bizim elimizde biraz daha büyük yaptırım olanakları olsa, bu güç hangi doğrultuda kullanılacak, belli değildir. Hükümetin başka, cumhurbaşkanının başka söylemesi büyük bir olasılıktır.
    Tam da bu nedenle, Kuzey Kıbrıs’taki siyasi sistemi sadeleştirmekte yarar olduğunu düşünüyorum.
Kıbrıs sorununun varlığı, KKTC Cumhurbaşkanlığı makamında seçilen kişinin dünyanın belli başlı güçleri tarafından “Kıbrıslı Türklerin seçilmiş lideri” olarak tanınmakta oluşu, bizi bu kabule uygun bir sistemi hayata geçirmeye zorlamaktadır.
Böyle bir sisteme sahip olsaydık; Dışişleri Bakanımız zaten cumhurbaşkanını temsil eden biri olmaktan öteye gidemeyecek ve aldığı talimatlara göre hareket etmek zorunda kalacaktı. Bu durumda, şimdi Özersay’ı sorguladığımız şekilde bir sorgulama anlamsız kalacaktı.
Böyle bir sisteme sahip olsaydık; Kıbrıs sorununun çözümü ile reform süreçlerini ister istemez birleştirmek zorunda kalacak, uluslararası desteği olan bir “Kıbrıslı Türk lider”, Kıbrıslı Rumlara karşı güç toplayabilmek ve iç politikadaki gücünü artırmak için de destek talep edebilecekti. Belki de asıl o zaman, “uzlaşmadan yana görünmenin meyvelerini” toplamak olanağı bulabilecektik. 
Her yol Roma’ya çıkar gibi, bizim bütün zorluklarımızın çözümü de ayni noktayı işaret ediyor: Değişim...
ARTIK REFORM ZAMANI... 
Siyasal sitemden, ekonomiye; kamu yönetiminden, KKTC altyapısına kadar her şeyi “tu baştan” yenilemek gerekiyor.

YORUM EKLE