Saati bırak sorunlara bak!

 Güney ile Kuzey arasındaki saat farkı en büyük sorunumuz oldu…
Doktorsuz hastaneleri bile dert etmedik bu kadar… 
Hepimizin canını yakan kansere neden olan çevresel faktörleri bile konuşmadık böylesine…
Hatta her gün bir tanıdığımızı bizden alıp götüren trafik kazalarını ve nedenlerini bile tartışmadık hararetle…
Öğretmensiz okullar, peşkeş çekilen değerler, yolsuzluklar, usulsüzlükler, adaletsizlikler, kamudaki gereksiz harcamalar… Vs… Vs…
Hiç biri bu kadar gündem olmadı… 
Evet; garip bir durum kabul ediyorum… İlk gün bir bocalama hali de doğal ama ne kadar da sürgit oldu?..
Yok mu başka derdimiz?..
Ne olmuş bir saat fark olmuşsa Allah aşkına… 
Keşke yukarıda saydığım sorunları yaşamasaydık toplumsal olarak da 10 saat fark olsaydı Güney’le Kuzey arasında…
Bu kararı alan Türkiye Cumhuriyeti… Evet; belki yanlış bir karar… Ona O devleti yönetenler karar verir ve verdi de…
Peki hükümetin yerinde o çok eleştiri yapan arkadaşlar olsa ne yapardı? 
Şu gerçeği artık ne zaman kabulleneceğiz acaba? Tüm ilişkimiz Türkiye ile, sadece Türkiye!
Siz saatlerinizi Türkiye ile ayarlamazsanız; bankacılık sisteminde ortaya çıkacak karmaşayı düşüne biliyor musunuz? Ya da uçak saatlerinde yaşanacak keşmekeş?
Güney Kıbrıs ile “bugün” hiçbir temasımız yok… Sadece gidip geziyoruz, geliyoruz… Alış veriş yapıyoruz, kamu kurumlarındaki “vatandaşlık” ya da “sağlık” işlerimizi görüyoruz… O kadar!
Bir saatlik fark, özel sektör çalışanlarının işine bile geldi… “Artık ben işten çıktığımda güneydeki mağazalar açık be gardaş” diyen de oldu…
Özetlemek gerekirse bırakalım artık popülizmi…
Gereksiz eleştiri noktasında değil ama şu noktada gaile çeken kitleyle hemfikiriz: 
“Kıbrıs sorunun çözümsüzlüğü bizi bu tip garip noktalara itiyor”,
Maalesef bu çok doğru!
Ve işte bu noktada bu sorunu çözmenin gerekliliği bir kez daha ortaya çıkıyor… Bu da güzel ama “nasıl bir çözüm” sorusunu sorduğumuz zaman tıkanıyoruz işte…
Kendi bölgemizde ve federal devlet yönetiminde söz sahibi olmayı istemeyen bir tek Kıbrıslı Türk var mı? 
Bence yoktur… Aksi halde bir “federe devlet”ten söz edemeyiz!
Peki Türkiye’nin garantörlüğünün devamı konusunda toplumun genelinde bir görüş birliği var mı? 
Evet vardır… 
Farklı düşünen “azınlık” bir grup dışında Kıbrıslı Türkler de Türkiye’nin garantörlüğünün devamı konusunda bir fikir birliği vardır…
İşte bu iki noktada tıkanıyoruz zaten! Ama bu tıkanıklık bizle alakalı değil… Bu ayırdı iyi yapmak lazım…
Sayın Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı “verebileceği”nin   maksimumunu vermiş durumdadır… Şimdi bir kısım da toprak tavizi gündeme gelecek… Ama “Rumları memnun edebilecek miyiz?” diye sorarsanız bana göre “Hayır”!
Çözüm sadece “bizim elimizde” olsa keşke… O zaman çoktan Kıbrıslı Türkler çözmüştü bu işi… Ama Rumlar bizim gibi “barışçıl” yaklaşmıyor konuya…
Güney’deki büyük çoğunluk (farklı düşünen azınlık grup da yok değil) “Kıbrıslı Türkleri ne kadar azınlık statüsüne sokarsak” şeklinde düşünüyor… 
Hal böyle olunca çözüm de zorlaşıyor işte… 
Kıbrıs’ta çözüm olmadığı sürece “saat” benzeri garip uygulamalarla karşı karşıya kalabiliriz ama bu; genel resim içinde küçük bir detaydır diye düşünüyorum dostlar… 
Saat gibi detaylara takılmak yerine resmin geneline odaklanıp “Daha iyi bir yönetim” için mücadele etmeliyiz diye düşünüyorum…
YORUM EKLE