Sendikacılardan özür dilerim

Hastaneler dökülüyor, ilaç yok!
Okullar harap halde, öğretmen eksikliği çok!
Adalet tecelli etmiyor, çünkü; hakim eksik, bina yok, teçhizat bulmak mümkün değil… 
Yollar delik deşik, onaracak para namevcut!
Çevre pislikten geçilmiyor, temizleyecek eleman sayısı yetersiz, çünkü ödeyecek kaynak yok! 
TÜK battı, belediyeler batak, çalışanlara ait fonlar parasız…
Üreticiye, müteahhide, esnafa borç takan devletin bizzat kendisi! 
Elektrik parasını ödeyemeyip KIB-TEK’i zora sokan da bu devleti yönetenler… Çünkü sözüm ona ödeyecek kaynakları yok… 
Başbakan, yardımcısı, bakanları… Onlar, her sorgulamada “kaynak sıkıntısı”ndan dem vururlar… 
“Ödeyeceğiz ama şimdi kamu maliyesinde sıkıntı var” diyerek başlarlar sözlerine… 
Bizler de yeriz her seferinde…
Oysa; para çokmuş meğer… Başbakan’ın özel seyahatlerine kamu maliyesinde kaynak varmış, başbakanın korumalarına en lüksünden, en pahalısından üstelik “sport” jeep alacak paraları da varmış… Daha da ileri gidiyorlar, tüm makamlar için yeni “gara” Mercedesler için siparişler de verilmiş…
2 Milyon TL kaynak da ayırmışlar!
Bakın nasıl istediklerinde kaynak bulabiliyorlar!... 
Helal olsun…
Gözümüz yok… 
Sizleri oraya getirenler yine “bizler” değil miyiz?
Müstahakımızdır bu yönetim şekli…
Bir önceki makalede “gözünüze dizinize dursun” dedim…
Sonra  çok pişman oldum çok… O kadar üzüldüm ki gözüme uyku girmedi…
Utanmadan “beddua” etmişim… 
Oysa “helal olsun” demem lazım… 
Yiyin efendiler, yiyin… Devir sizin devriniz…
Helal-i hoş olsun…
Bu tabloyu görünce daha önce yazdıklarım bir bir düştü aklıma…. 
Ve özür dilemem gerekenler olduğunu düşündüm sonra…
Zırt pırt grev ve eylem yapan, öğretmen varken “öğretmen açığı var” diyerek eğitim sezonunu açtırtmayan, “harcırahımızı ödemediniz” diye uçuşları durduran, “terfilerimizi vermiyorsunuz” şikayetiyle daireleri çalıştırmayan sendikacıları çok eleştirdim… 
Açık ve net; bu eleştiriler nedeniyle kamuda örgütlü tüm sendikacılardan, onların yöneticilerinden özür dilerim (Belediyelerde örgütlü olanlar hariç)!
Daha önceki makalelerimde hep “çalışan da, çalışanların hakkını savunan sendikacılar da elini taşın altına koysun” önerisini yaptım…
Oysa devleti yönetenler saltanat yaşarken, çalışan neden elini taşın altına koysun ki? 
Madem ki yönetenler sıkı mali politikaları terk etti, kendilerine ve yandaşlarına kasayı sonuna kadar açtı, çalışanların ne eksiği var… 
Sizler de daha fazla hak isteyin, daha çok para! 
Bulup versinler kardeşim… Kendilerine bulduklarına göre size de bulacaklar! 
Bu tablodan memnunsak diyecek bir şey yok, değilsek o zaman değiştireceğiz sevgili yurttaşlar…
Değişim bizim elimizde, unutmayalım!
YORUM EKLE